Ve nihayet acı sona ulaşıldı. On binlerce insan öldü.
Binlerce polis ve Mehmetçik şehit edildi.
Kadınlar katledildi.
Bebekler vuruldu acımasızca.
Gençler öldürüldü.
Ormanlar, buğday tarlaları, evler yakıldı, yıkıldı.
Korku salındı dağlardan köylere.
Şehirlere bombalar konuldu, masum insanlar öldürüldü.
Canlar gitti, mallar bitti, umutlar tükendi.
Derken terör maliyeti büyük Türk milletine tam iki buçuk trilyon dolara mal oldu.
Bu çok büyük bir rakam.
Ülkemize yatırım olarak harcansaydı insanlarımızın refah düzeyi kat be kat yüksek olurdu.
Amerika finansör ve silah mühimmat desteği vererek İsrail eğitim, planlama, yönlendirme ve terörize desteği verdi. PKK terör örgütünü kurarak İngiltere’nin yüz yıllık hayali projesini gerçekleştirerek Türkiye’yi iç savaşa çekeceklerdi.
Anadolu’yu parçalayacaklardı.
Doğu ve güneydoğu da bir göstermelik Kürdistan kuracaklardı ilk aşamada.
Sonraki aşamalarda ise Esat’ın Suriye’si planlı olarak bugün olduğu gibi işgal edilecekti.
Lübnan, Irak, Ürdün devre dışı bırakılacaktı.
Ardından iç savaş ve kargaşa yaşayan Anadolu’ya ABD ve AB ülkeleri destekli İsrail ile birlikte askeri müdahale başlatacaklardı.
Tabi hesapta Erdoğan yoktu.
Onun dirayetli varlığı bütün planlarını bozuyordu.
O dönem içerisinde FETÖ planlaması ile askeri ve polisiye silahlı güçleri sessiz kalacaktı.
Düşmanı dost gösterecek müdahale etmeyeceklerdi.
Hatta “ABD bizi kurtaracak” fısıltı gazetesi ve yayınları ile halk sindirilecekti.
Kalkışmanın ilk çıkışları Gezi eylemleri ile oldu.
Sonra 17-25 2013 olayı devreye sokuldu.
Bu eylemlerde başarılı olamayınca 15 Temmuz 2016 da ABD, İngiltere ve İsrail onaylı askeri darbesine girişildi.
Erdoğan’ın güçlü dik duruşu ile ona ve devletine, milletine, bayrağına ve geleceğine sahip çıkan büyük Türk milleti buna izin vermedi.
On beş Temmuz olayı tüm iç ve dış düşmanların hayallerini kökten yıktı.
Kırk yıldan fazla Kürdistan hayali ile terör estirenlerin nihayet sonları gelmeye başladı.
TBMM’de bu hayalin gerçekleşmesini bekleyen parti ve destekçileri bunun gerçekleşmeyeceğini anladılar.
İmralı mahkumu da bunu görmüş ve anlamış olarak silahlı terörün bitmesini önermişti.
Silahsızlanma anlaşması ile bir devir sona ermişti.
Şimdi siyasi mücadele verecekleri aşikar.
Bu millet ve devlet buna izin verir mi?
O zaman şöyle cevap verelim:
“On beş Temmuz gecesini ve ertesi günü vatanı bölmeye kalkanların halleri ortada, hele bir denesinler de görsünler bakalım ne oluyor?”
Terör eylemleriyle ağır bedeller ödeyen bu asil millet acı sonu canını vererek, hayal peşinde koşanlara ağır ve acı sonu güçlü bir şekilde yaşatacağı muhakkaktır.
Kardeşliğimize kurşun sıkanların artık gerçeği görmelerinde fayda var…