Nasrettin hoca birgün bir kilo et almış eve gelmiş ve hanımına ”Yarın güzel bir etli yemek yapta yiyelim” demiş.

Ertesi gün hanımı yemeği yapmış tam o sırada komşu kadın gelmiş etin kokusu iştahını çekmiş ve dayanamamış hocanın karısıyla birlikte yemeği yemişler. Akşam hoca gelmiş iştahla yemek beklerken bakmış ki yemek yok sormuş hanımına:

“ Hanım etli yemek nerede?”

Hanımı ”Yemeği kedi yedi” demiş.

Hoca bir evin kedisine bakmış bir hanımına ve kediyi ayaklarından tutup havaya kaldırıp sormuş:

“Hanım hanım, bu etse kedi nerede, kedi ise et nerede” demiş.

*. *. *.

Sağa bakıyorum, soygun.

Sola bakıyorum, çalma.

Öne bakıyorum, rüşvet.

Yana bakıyorum, irtikap.

Arkama bakıyorum, çete.

O tarafa bakıyorum, avantacılar.

Bu tarafa bakıyorum, haraççılar.

Şu tarafa bakıyorum, yolsuzluk.

Tv izliyorum tomar tomar paralar.

Deste deste dolarlar.

Üst üste yığılı, kat kat yurolar.

Nereden gelmiş bu paralar?

Kimin paraları bunlar?

Kredi mi alınmış?

Kredi alınmışsa ne için alınmış?

Hizmet içinse hizmet nerede?

Yatırım içinse yatırım nerede?

Hiçbiri yoksa paralar nerede?

Milyonlarca kişiden vergi tıplanmış.

Esnaftan, tüccardan, iş adamından, ev sahibi olandan, gider olan faturalardan milyarlarca lira para toplamış.

Toplanmış ama bu paralar nerede?

Bankada mı?

Katılım hesabında mı?

Toplanmışsa bu paraların kişilerin özel kasasında ne arıyor?

Evin dolabında bu paraların ne işi var?

Neden bankaya yatırılmamış?

Kişinin kendi alınteriyle kazandığı paralar mı?

Öyle ise nasıl kazanılmış bu kadar yüksek miktarda para?

İzahı yapılamayan paralar.

Yoksa çalıntı mı?

Yoksa rüşvet mi?

Yoksa soygun mu?

Yoksa zimmet mi?

Yoksa özel tedbir amaçlı gizleme mi?

Bu paralar nereden gelmiş?

Milyarlarca dolar söz konusu.

Milyarlarca yuro.

Milyarlarca Türk lirası.

Ortada olmayan paralar nerede?

Nereye gitmiş bu paralar?

Duyduklarımıza inanamayarak iddiaları dinliyoruz.

Tutuklamalar var.

Gözaltılar var.

Soruşturmalar var.

Soyguncular bir yanda, çeteler bir yanda, kurşunlayanlar bir yanda, haraç toplayıcılar bir yanda.

Amiyane tabirle “Malı götürenler” diğer yanda.

Soruluyor, cevap yok.

Bir değil,beş değil, on değil, onlarca kurum, onlarca insan sorguda.

“Ne olacak bunun sonu?” diye merakla bekleniyor.

Ancak, ben şunu biliyorum ki gayrimeşru yapılan hiçbir şey yapanın yanına kalmıyor.

Yaradan buyuruyorki:

“Başınıza gelen herşey sizin kendi yaptıklarınız nedeniyledir”

Yaradan, yarattığının huyunu, kabiliyetini, merakını, isteğini, beklentisini, amacını, sonunu ve yaptıklarının sonucunu bilmez mi?

*. *. *.

Kılıçdaroğlu’nu dinlemiştim iki gün önce bir özel Tv. Kanalında.

Birçok şey soruldu.

Kılıçdaroğlu birçok şey söyledi.

En ilginci ise partisi CHP’yi fetöcülerin ele geçirdiğini ima etti.

Ben o konuya girmeyeceğim.

On dört temmuz 2016 gecesi yaşananları, tankların arasından izin verilerek geçip, gidip Bakırköy belediye başkanının evinde televizyondan darbeyi izleyene kadar ceketinizi çıkarıp halkın önünde yürüyüp darbeye neden karşı çıkmadınız?

Neden bir evde oturup olup bitenleri izlediniz?

Neden:

“Bunların hepsi bir tiyatro “ diyerek hafife aldınız?

O gün “Tiyatro” dediğiniz ve izlediğiniz fetöcü darbecilere bu gün partiniz CHP’yi onların ele geçirdiğini veya geçirmeye çalıştığını söylüyorsunuz!

Bundan emin misiniz?