Bir fotoğraf karesi onu çekenin vizörden gördüğü, saklanan o özel anı yakaladığı bir andır. Fotoğrafın ne anlattığı, insan unsuru, duygu ve hikaye ise çok önemlidir. Belge niteliğini taşır.
Fotoğraf karesi anı anlatmanın ötesinde o karede yer alan insanların haleti ruhiyelerinin yanı sıra ilişkilerini de ele verir. Kimin kimle beraber olduğunu, dostluklarını ortaya koyar.
Şimdi sizlere 7 Mart 2025 tarihinde bizzat kendimin çektiği bir fotoğraf karesinin anatomisini anlatacağım. Bakalım o kareyi nerede çektim, o karede kimler var ve kim kiminle beraber?
Lider Medya’nın 7 Mart 2025 Cuma günü Dönerci Aydın Usta’da iftar yemeği vardı. Ekip arkadaşlarımla iftarı yaptıktan sonra programcı kardeşim Bülent Uçma ile birlikte çay içmek için Food in Box isimli kafeye çay içmeye gittik.
Burada hoş sohbet ederken zaman zaman sohbetimize işletmenin sahibi Bahri Kaya da katıldı. Bülent Uçma ile otururken yan masadan gelen tavla sesi dikkatimi çekti! Kimler yok ki!

Masada tanıdığım Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse ile SGK İl Müdürü MEHMET TANRIÖVER zarları atıyor, pulları çak çak vuruyor. Yanlarında bir de SGK personeli vardı. Bir de hiç tanımadığım ve gördeğim biri daha.
Asıl dikkatimi çeken ise başında kasketi, üstünde paltosu ile nargile içen hiç tanımadığım bu kişi! Gazetecilik refleksi ile telefonumla bir kare fotoğraf çektim. Sonra “BU KİM?” diye sorgulamaya başladım.
Önce o kafede oturan birkaç tanıdığıma sordum kasketli nargile içen şahsı. Bana, “Büyükşehir Belediyesi’nde atık işi yapıyor” diye söylendi. Çok da tanıyan çıkmadı o anda.
Aradan epey bir zaman geçti. Takvimler 2025 Temmuz ayını gösterdiği günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında Antalya Emniyet Müdürü İlker Arslan ile birlikte FAZLI ATEŞ adındaki bir iş adamı tutuklandı.
Haberlerde servis edilen fotoğraflara baktığımda tutuklanan kişinin benim çektiğim fotoğraf karesindeki PALTOLU, KASKETLİ, NARGİLE içen kişinin FAZLI ATEŞ olduğunu gördüm.
Hal böyle olunca epey düşündüm; “Devletin üst düzey iki bürokratının adı YOLSUZLUK/RÜŞVET soruşturmasına karışan bir isimle niye yan yana gelir. Ortak ne paydaları olabildi ki?” diye.
Aradan neredeyse bir yıl geçmişken aynı karede yar alan ve tavlanın pullarını zevkle vuran SGK İl Müdürü Mehmet Tanrıöver bir RÜŞVET soruşturmasına adı karıştı. Öyle böyle değil!
İddialar çok vahim. Örneğin; Tanrıöver’in bir iş insanından cezalarının silinmesi için 200 bir Euro talep ettiği, davaların için avukat oğlunu adres gösterdiği, bir odadan 2 milyon lira istendiği, Antalyaspor’dan da benzer taleplerde bulunulduğu…”
Bu iddialar ortaya atılırken SGK İl Müdürü Mehmet TANRIÖVER de, işin içinden kurtulmak amacıyla AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal’ın adını karıştırması dikkat çekti.
Nihayetinde Tanrıöver ile birlikte özel kaleminde çalışan Ramazan B, avukat oğlu ve bir sivil kişi gözaltına alındı. Soruşturma sonunda SGK İl Müdürü ve özel kalem personeli ile sivil şahıs tutuklandı. Oğlu ise serbest bırakıldı.
İlerleyen süreçte iddianame hazırlanacak ve olay davaya dönüşecek. Kimin haklı, kimin haksız, olayın içinde kimler var kimler yok hep birlikte o vakit göreceğiz.
Ancak ben tekrar başa ve o çektiğim fotoğraf karesine dönecek olursam ortaya ilginç bir tablo çıktığını görüyorum. Karedeki üç kişi neredeyse peş peşe benzer olaylara karıştı!
O karedeki PALTOLU, KASKETLİ, NARGİLE içen Fazlı Ateş, RÜŞVET/YOLSUZLUK soruşturmasında tutuklandı. 11 ay sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
O karede Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse ile tavla oynayan SGK İl Müdürü Mehmet Tanrıöver ile özel kalem çalışanı Ramazan B., RÜŞVET/USULSÜZLÜK soruşturması kapsamında tutuklandı!
Bu noktada aklıma Hazreti Mevlana’nın söylediği, “Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” veciz sözü geldi. Yani arkadaş arkadaşın aynasıdır.
İnsanın kendini tanımasının en dolaylı yollarından biri de kimlerle vakit geçirdiğine bakmaktır. Yüzyıllardır söylenen “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü bu gerçeği en sade biçimde anlatır.
Bir insanın dostu, aynadaki yansıması gibidir. Nasıl ki aynaya hangi açıdan bakarsak bakalım kendimizi görürüz; arkadaşımıza baktığımızda da kendimizden bir parça görürüz.
Bu parça bazen düşünceler, bazen davranışlar, bazen de ortak ilgi alanlarıdır. Kurduğumuz arkadaşlıklar, kimliğimizi oluşturan yapboz parçaları gibidir.
İyi dostluklar insanı büyütür, kötü dostluklar ise yavaşça tüketir. Yaşam yolculuğunda elini tuttuğun kişi ya düşmene izin verir ya da seni tutar. Bu yüzden insan, kim olduğunu anlamak için sadece aynaya değil, yanındaki insana da bakmalıdır.
Unutmayın; Dünyanın en değerli şeyi iyi arkadaştır. En felaket olan şeyi de kötü arkadaştır. Kötü arkadaş yılandan daha tehlikelidir.
Mevzuyu Peygamber efendimizin, “İyi arkadaşla, kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan (miski) satın alırsın, ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın!” sözü ile kapatalım.
Hayırlı haftalar. Allah hepimizi iyi insanlarla karşılaştırmayı nasip etsin.