Bu şehrin sorunu da derdi de bitmez. Biri biter diğeri başlar. Sorunları yazarsın beğenmezler. Çözüm önerisi sunarsın burun kıvırırlar. Herkes kendi meşrebine göre yazı ister.

Vallahi bende hem sıcak havadan hem de bu dertlerden bunaldım. Ne yazayım, kimi nasıl memnun edeyim derdine düştüm. Ama içimdeki gazetecilik aşkı buna izin vermedi.

Dün yazı işleri toplantısındaydık. Genel Yayın Yönetmenimiz Sabri Çağlar, “Havalar sıcak. Sağlık daha önemli. Penguenlerin aşk hayatını yaz en iyisi” önerisinde bulundu.

Aslında Sabri Çağlar haklıydı. Yazsak ne olacak ki? Dön dolaş aynı, değişen, sorunları çözecek bir üst akıl veya çalışan kimse yok. Söz penguenlerden açıldı ya çok enteresan bir şey oldu!

Telefonuma hemen bir penguen konusu düştü. Çok güzel. Penguen olimpiyatı yapılmış. Nerede olduğunu bilmiyorum. Ama telefonların dinlendiğinden eminim.

Ne yalan söyleyeyim tam bu konuyu yazayım derken aklıma önceki akşam Antalyaspor taraftarlarının yaptığı yürüyüşe katılan Antalyaspor’un çifte koltuklu başkanı Mustafa Ergün’ün konuşması takıldı. Esmiş gürlemiş ağam!

Evet, Antalyaspor için önceki dün destek yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüşü 07 Gençlik organize etti. Antalyaspor yönetimi de bu destek yürüyüşüne dahil oldu. İyi de oldu.

Şehirde hala Antalyaspor’u düşünen ve bu konuda çaba gösteren birilerinin olduğunu bilmek güzel. Başta 07 Gençlik Başkanı, yöneticileri ve üyeleri ile yürüyüşe katılanlara teşekkür etmek lazım.

Ancak yürüyüşün sonunda yapılan konuşma, bana destek konuşmasından çok sitem ve tehdit konuşması gibi geldi. Ben yazdıkça ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Öncelikle şunu belirtmeliyim; İletişimde kamuoyundan ne talep ediyorsanız, mimik ve jestleriniz ona uygun olmalı. Sayın Mustafa Ergün, yüz ifadesiyle bir şey ister gibi değil, sinirli, gergin, kaşları çatık, azarlar gibi konuşuyor. Bunu dostane bir uyarı olarak buraya bırakayım!

K U L L A N A L I M

Yürüyüş amaç olarak doğru, işleyiş olarak eksik kalmış. Katılanların bir kısmı personel! 07 Gençlik’in vefakar taraftarının bile büyük bir bölümü katılım sağlamamış. Yönetimin de tam kadro olmadığını gördük. Balık baştan kokmuş yani.

Mustafa Ergün bir kampanyadan bahsetmiş. Özet olarak tanesi 50 bin liradan 30 bin koltuk satma girişimi. Ama detay yok, soru işaretleri ile dolu bir kampanya.

İlk gün üç destek gelmiş. Üçü de eski yöneticilerden. Biri Levent Ördek, diğeri Berkay Bahar. Bir diğeri de Rıza Perçin! Altını çiziyorum; Mustafa Ergün’ü saymazsak, eski yöneticiler!

Her şeyden önce bu tür kampanyalar yürüyüş sonunda yapılan basın açıklaması ile duyurulmaz. Bir basın toplantısı yapılır, detayları net şekilde ortaya konur ve kamuoyunda soru işaretleri bırakılmaz!

Şimdi sorularımı soruyorum: Başta Başkan Mustafa Ergün ve yönetim kurulu üyeleri kaçar koltuk aldı veya alacak? Zira önceki gün yazdığım yazıda Mustafa Yılmaz’ın başkanlığı sırasında yapılan bayrak kampanyasında ilk bağışı bizzat kendisi yapmış, yöneticiler de çeşitli sayılarda bayrak alacaklarını duyurmuştu. Vermeden istemek olmaz. Önce siz!

30 bin koltuktan kasıt nedir, o da açıklanmamış. Stadın kapasitesi 29 bin 307. Şimdi 693 koltuğun hesabını yapma diyebilirsiniz. Mesele o değil ki.

Bu koltuklar satın alanın mı olacak, bağış olarak yapılıp tekrar satışa mı açılacak? Çünkü eğer tamamını bu kampanya ile satarsanız kombine ya da bilet satma imkanı kalmayacak!

Bu bağışı yapacakların belki böyle bir beklentisi olmayacak ama karşılığında, ne bileyim, satın aldıkları koltuklara belki firmalarının ismini bir sticker yapıştırarak jest yapacak mısınız?

Bir de küçük bir hesap yapalım isterseniz. Bırakın 30 bini, 20 bin koltuk satsanız 1 milyar TL yapar. Bu da yaklaşık 20 milyon euro eder. Güzel para! Borcun neredeyse yarısı. Sezonun sigortası. Belki de yeniden süper lige dönüşün işareti!

Vallahi 50 koltuk alacak 400 kişi bulursanız, 20 bin koltuk satabilirsiniz. Sorduğum sorular gibi birçok soru da gelebilir ve bunlar net şekilde açıklanırsa, 400 kişi bulunabilir mi? 2 milyon 500 bin TL verecek 400 kişiden bahsediyoruz.

Bana pek mümkün görünmüyor. Çünkü asıl sorun Antalya’da para olmaması. Antalyalıların destekten kaçması değil, mesele güven sorunu! İnsanlar verdikleri paranın nereye gittiğini bilmeden elini cebine atmak istemiyor. Birileri kulüpten alacaklarını tahsil edeceği için para ödemek istemiyor. Önce bu güven tesis edilmeli!

“Ne kadar toplarsak kardır” diye yola çıkmış olabilirsiniz. Ama tekrar başa dönelim. Kaşlarınızı çatarak, “Antalya’ya yazıklar olsun. Bu takım parasızlıktan ilgisizlikten düştü” derseniz, Antalya da size “Yazıklar olsun” der!

Beyler! Algı yapmayın, günahı başkasına, hele Antalya’ya hiç atmayın. Bu takımı siz düşürdünüz. Beceriksizliğinizin sonucu. Vebali boynunuza. İnanın ki bu sözlerle ne birlik beraberliği sağlayabilirsiniz, ne güven aşılarsınız, ne de destek bulabilirsiniz.

Antalya’ya yazıklar olsun diyerek 2,5 milyon verecek 400 kişi bulamazsınız. Benden söylemesi. Hele ki “Herkesin kapısını çalacağız destek olmayanı ifşa edeceğiz” derseniz, ben size söyleyeyim, 40 kişi bulamazsınız. Çaldığınız her kapıdan geri döner gelirsiniz!

Sayın yöneticiler; Antalyaspor başkanlık ve yönetim makamı kulübün mallarını satarak, Antalya’ya sitem ederek, parasızlıktan ağlayarak, 310 bin lira topladığınıza benzer kampanyalarla başkalarının sırtına binerek oturulacak koltuk değildir.

Öyle olacaksa ceplerinde para da olmasa hiç olmazsa gerçek Antalyasporlular yönetime gelsin, onlar yapsın. Parası olmayanın o koltukta ne işi var? Mah-ı cemallerine mi bakacağız!

Düştükten sonra şu kadar para bulduk, futbolculara ödedik gibi hava atarken o parayı nereden bulduğunuzu, daha satış bitmeden hatırı sayılır bir çeki cebinize koyup kırdırdığınızı da duyuyoruz!

Bunu da ayrıca soracağım. Lakin bu çıktığınız yol iletişim hatası ile dolu bir yoldur. Mahallede evlenecek delikanlıya yardım kampanyası değildir.

Velhasıl velkelam; önce üslup düzeltilmeli, sonra güven ihdas edilmeli. Sonrası kendiliğinden gelir.