9 günlük Kurban Bayramı tatili sona erdi. Milyonlarca insan evlerine döndü, otoyollardaki yoğunluk azaldı, tatil fotoğrafları sosyal medyada yerini aldı. Antalya için bayramın bitmesi, yoğunluğun bitmesi anlamına gelmiyor. Çünkü Antalya'da yaşayanlar çok iyi biliyor ki asıl sezon şimdi başlıyor.
Türkiye'nin turizm başkenti olan Antalya, her yıl olduğu gibi bu yıl da milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayacak. Oteller dolacak, plajlar kalabalıklaşacak, restoranlar müşteriyle taşacak. Şehrin ekonomisi canlanacak, esnaf kazanacak, turizm sektörü yüzünü güldürecek.

Bu açıdan bakıldığında Antalya, ülkenin en önemli ekonomik lokomotiflerinden biri olmaya devam ediyor. Kimsenin buna itirazı yok… Fakat Antalya'da yaşayanların da artık yüksek sesle dile getirdiği bir gerçek var. Şehir büyüyor, turist sayısı artıyor ama altyapı yerinde saymaya devam ediyor.
Bayram boyunca yaşanan trafik yoğunluğu aslında yaz sezonunun küçük bir fragmanıydı. Sabah işe gitmek, akşam eve dönmek, şehir merkezinde bir iş halletmek her geçen yıl biraz daha zorlaşıyor. Özellikle Konyaaltı, Lara, Kepez bağlantı yolları ve havaalanı güzergahlarında yaşanan sıkışıklık artık istisna olmaktan çıkıp, günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda.

Toplu taşıma ise birçok vatandaş için ayrı bir sorun. Yaz sıcağının 35-40 dereceleri bulduğu günlerde duraklarda beklemek kolay değil. Özellikle öğrenciler, çalışanlar ve özel aracı olmayan vatandaşlar için kalabalık otobüsler ciddi bir problem oluşturuyor.
Okulların açık olduğu dönemlerde sabah saatlerinde yaşanan yoğunluk, Antalya'nın sıcak iklimiyle birleşince yolculuk adeta çileye dönüşüyor. Klimaların yetersiz kaldığı, ayakta yolculuğun sıradanlaştığı bir şehirde vatandaşın konforundan söz etmek giderek zorlaşıyor.

Bir başka sorun da artan nüfus baskısı. Antalya artık Türkiye'nin dört bir yanından göç alan insanların da tercih ettiği bir şehir. Her yıl on binlerce kişi yerleşiyor. Buna karşın yollar aynı, kavşaklar aynı, toplu taşıma kapasitesi büyük ölçüde aynı kalıyor. Sonuç olarak şehir her yaz biraz daha yoruluyor.
Turizm elbette Antalya'nın vazgeçilmezi. Kimse turist gelmesin, oteller boş kalsın demiyor. Tam tersine Antalya'nın dünya çapında bir marka olması hepimiz için gurur kaynağı. Turizm gelirleri konuşulurken bu şehrin sakinlerinin yaşam kalitesi de konuşulmalı.
Yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin önündeki en büyük görev de tam olarak burada başlıyor. Yeni yollar, raylı sistem yatırımları, daha güçlü toplu taşıma ağı, akıllı trafik çözümleri ve uzun vadeli şehir planlaması artık ertelenebilecek konular olmaktan çoktan çıktı.
Gerçek şu ki, turizm sezonu tüm hızıyla ve tüm ihtişamıyla devam edecek; bununla birlikte Antalya’nın kronikleşen çileleri de kaldığı yerden, hatta vites artırarak sürecek. Kentimiz bugün, bir tarafı hayranlık uyandıran bir başarı öyküsü, diğer tarafı ise sabır sınırlarını zorlayan bir kentsel imtihan olan büyük bir tezatlığı yaşıyor.
Önce hakkını teslim etmek, bu şehrin vizyonunu sonuna kadar övmek gerekiyor. Bir tarafta Beydağları’nın görkemi, diğer tarafta Akdeniz’in o büyüleyici turkuazı uzanırken, dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan bu büyülü coğrafyayı görmek için binlerce kilometre uçuyor. Kent ekonomisinin ve istihdamının lokomotifi olan bu sektör, Antalya’yı küresel bir marka haline getiriyor ve bu başarı ayakta alkışlanmayı sonuna kadar hak ediyor.
Antalya’yı turizmde devler ligine çıkardık, bununla ne kadar gurur duysak azdır. Ama ne yazık ki kentin altyapısını, ulaşım ağını ve toplu taşıma filosunu o lige bir türlü çıkaramadık.