Bugün köşemde mübarek Ramazan ile ilgili birkaç kelam edeceğim. Ancak Ramazan mevzusuna geçmeden önce kısa bir hatırlatma yapmamda fayda var. Köşemde Ramazan ile birlikte Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın ziyareti, eşi Prof. Dr. Ömer Özkan olacak!
Bugün mübarek Ramazan ayına girdiğimiz ilk gün. Herkes kendince Ramazan ayını, orucun sırrını anlıyor, anlatıyor, herkes kendi zaviyesinden bir şeyler söylüyor. Ramazan ayı; Sabır, ibadet, rahmet, mağfiret ve bereket ayı olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı, aynı zamanda ‘on bir ayın sultanı’ olarak kabul edilmektedir.
Ramazan ayı, başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem azabından kurtuluştur! Tabi bu durum tam manasıyla yaşayıp anlayabilenler için geçerlidir. Ramazan tüm rahmet ve bereketi ile birlikte geliyor. Kalbin katılığından ılıman bir iklimin yüreği yumuşadığı günlerdir bu günler. Nefis, dil ve gönül terbiye edilir.
Rabbim kendisine sabırla şükreden ve Ramazan-ı şerifi tam anlamıyla idrak edip cehennem kapısını kapattığı, sonunda bayram ettirdiği kullarından eylesin hepimizi.
GEÇ KALAN BİR MEVZU
Şimdi sizlere bu mübarek günde çok önemli gördüğüm bir konudan bahsedeceğim. Önceki gün Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan Lider Medya’yı ziyaret etti. Üniversitenin önemli konularını ele aldık.

Zaten dünkü gazetemiz ve internet sitemizde detaylı haberi okudunuz. Rektör Özkan’ın anlattıkları kitaplara sıkamayacak kadar önemli konularla dolu. Her biri inci tanesi!
Sohbetimizde konu döndü dolaştı NOBEL TIP ÖDÜLÜ’NE geldi. Bana göre çok geç kalmış bir mevzu. Her ne kadar ÖZKAN AİLESİ bu konuda mütevazi ve alçak gönüllü olsa da ben tam aksini düşünüyorum.
Türkiye'nin tıp alanındaki gurur tablosu, ülkemizin tıp tarihinde adını altın harflerle yazdıran isimlerden biri, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan'dır.
Prof. Özkan, dünyada ilk kez kadavradan rahim nakli gerçekleştirerek infertilite (hamile kalamayan) sorunu yaşayan binlerce kadına umut kapısı açan bir isim.
Türkiye'de ilk yüz nakli ve ilk çift kol nakli gibi çığır açan operasyonlara imza atan Ömer Özkan, mikrocerrahi ve organ nakli alanında küresel çapta tanınan bir öncü ismimiz.

Özellikle 2011 yılında dünyanın ilk kadavradan rahim nakli, tıp literatüründe bir dönüm noktasıdır. Nakil sonrası sağlıklı gebelik ve doğum gerçekleşirken bu olay dünya tıp literatüründe ‘ÖZKAN TEKNİĞİ’olarak anılır hale gelmiştir.
Türkiye'de 2010'da çift kol nakli, 2012'de yüz nakli gibi operasyonlar da Prof. Özkan'ın liderliğindeki ekip tarafından başarıyla tamamlanmış; bu müdahaleler, ağır travma geçirmiş hastaların hayata tutunmasını ve toplumsal entegrasyonunu sağlamıştır.
Yıllar içinde birden fazla yüz nakli ve rahim nakli daha gerçekleştiren Ömer Özkan, bu alanda AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’Nİ dünyada sayılı merkezlerden biri konumuna getirilmesini sağlamıştır.
Bu başarılar yalnızca cerrahi tekniklerin ötesinde, insan hayatına dokunan derin bir etki yaratan olaylardır. Yüz nakliyle kimlik ve benlik duygusunu yeniden kazanan hastalar, kol nakliyle günlük yaşamını bağımsız sürdürebilen bireyler, rahim nakliyle anne olabilen kadınlar vs.vs. Her biri, modern tıbbın sınırlarını zorlayan bu yeniliklerin somut meyveleridir.
Prof. Dr. Ömer Özkan'ın çalışmaları, uluslararası arenada da takdir toplamış; TÜBİTAK Hizmet Ödülü, TÜSEB Aziz Sancar Bilim Ödülü ve en son Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Şeref Üyeliği gibi prestijli ödüllerle taçlandırılmıştır.
Ancak bu başarıların boyutu düşünüldüğünde, Prof. Dr. Ömer Özkan’ın hak ettiği asıl yer Nobel Tıp Ödülü olmalıdır diye düşünüyorum.
Çünkü, Nobel Tıp Ödülü, insan sağlığına olağanüstü katkı sağlayan, tıp biliminde paradigma değişikliği yaratan çalışmalara verilir. Prof. Özkan'ın rahim nakliyle üreme tıbbında açtığı yeni yol, kompozit doku nakillerinde (yüz, kol gibi) elde ettiği uzun dönem başarılar ve mikrocerrahi tekniklerindeki yenilikler, tam da bu kriterlere uymaktadır.

Bu adaylık, sadece bireysel bir onur değil, aynı zamanda Türkiye'nin sağlık alanındaki küresel imajını güçlendirecek tarihi bir adımdır. Türk bilim insanlarının dünya sahnesinde daha görünür olması, genç araştırmacılara ilham vermesi ve uluslararası iş birliklerini artırması açısından da büyük önem taşır.
Prof. Dr. Ömer Özkan'ın Nobel Tıp Ödülü'ne aday gösterilmesi, Türk tıp camiasının ve devletin ortak bir iradesiyle hayata geçirilebilecek anlamlı bir jest olur. Bu adım atıldığında, sadece bir hekim değil, tüm bir ülkenin bilimdeki azmi ve başarısı taçlandırılmış olacaktır.
Türkiye, tıp tarihinde iz bırakan bu çığır açıcı çalışmalara sahip çıkmalı ve Prof. Dr. Ömer Özkan'ı hak ettiği küresel platforma taşınmalıdır.
Bana göre bazı başarılar, madalyalarla değil, insan hikayeleriyle ölçülür. Velhasıl Prof. Ömer Özkan’ın hikayesi de tam da NOBEL'E LAYIK BİR DESTANDIR.