İki sapkın zihniyet, iki pedefol, ellerinde çocuk kanı bulunan iki alçak, yine adi ve kahpe planlarla bölgemizi adeta kan gölüne çevirdi. Epstein dosyalarıyla dünya gündemine sapık görüntüleriyle oturan ABD'nin başındaki sarı şeytan Trump ile Gazze’deki masum milyonların kanını döken insan kasabı, terör örgütü elebaşı Netanyahu, kafa kafaya verip eften püften bahanelerle İran’a saldırdılar.

***

Uluslararası hukuk kuralları, kanunlar ve bazı ülkelerin iç işlerini dizayn etme çabalarına devam ediyorlar. Öncelikli olarak müzakere masasında nükleer görüşmeler sürerken, daha önceki saldırıda olduğu gibi, dünya kamuoyunu yanıltarak vahşiliklerini acımasızca ortaya koydular.

***

Elbette bu zulüm her zamanki gibi masumlara, çocuklara ve kadınlara oldu. Örneğin bir ilkokulda 165 kız öğrencinin hayatını kaybetmesi, bu iki mahlukatın ne kadar acımasız olduğunu net bir şekilde gösteriyor.

***

Güç ellerinde olduğu için bazı kesimler şimdilik haklı gibi görebilir; ama ilahi adaletin varlığını da unutmamak gerekir. İlahi adaleti beklerken, biz de trene bakar gibi sessiz kalamayız.

***

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” düsturu ile yaşanan haksızlığı dünya kamuoyuna anlatmalı ve acıların daha fazla büyümesinin önüne geçmek için adımlar atmalıyız. Ülke olarak şimdiye kadar nerede bir haksızlık yaşandıysa, burada da zalimin karşısında dik duruyoruz.

***

Yanan bölgede açan bir çiçek gibi ülkemiz bu ateşin dışında; ancak doğrudan olmasa da dolaylı olarak fazlasıyla etkileneceğiz. Devletimiz ve yöneten irade, önceki olaylarda olduğu gibi her türlü tedbiri alıyor; fakat iş sadece bizimle sınırlı kalmıyor. Örneğin, önceki gün parçalarının topraklarımıza düştüğü iddia edilen füze gibi, yeni ve tahrik edici durumlar ortaya çıkabilir.

***

Venezuela gibi kolay lokma zannettikleri İran’da beklemedikleri direnişi gören bu iki mahlukat, bölge ülkeleri ve Türk Dünyasını da sürece dahil ederek “biz yanıyorsak herkes yansın” moduna geçtiler.

***

Bu nedenle gerek sosyal medyadaki algılara, gerekse bayrak değiştirerek yapılabilecek saldırılara karşı millet olarak uyanık olmalıyız. “Bana ne elin mollasından” tavrından kurtulup, yanan ateşin bizi de ısıtmasına belki engel olamayacağız; ama yakmasına fırsat vermemeliyiz.

***

Velhasıl kelam, 8 ay gibi kısa bir süre önce bombalanan İran’ın bu kadar kısa sürede nükleer tesis veya füze sahibi olamayacağına göre, bu saldırının asıl amacı ne? Bunu yukarıda anlatmaya çalıştım. Zaten lafın tamamı da akıllıya söylenmez, değil mi?