Birçok insan için sorun, anlatamamak değildir. Sorun, anlattığı halde duyulmamaktır. Konuşur, açıklar, tekrar eder… Ama karşı tarafta gerçek bir temas oluşmaz. Cevaplar kısa, tepkiler yüzeyde, bakışlar başka yerdedir. Zamanla kişi şunu düşünmeye başlar: “Acaba ben mi fazla abartıyorum?”

Duygusal İhmal Nedir?

İşte tam bu noktada, çoğu zaman adı konmayan ama derinden etkileyen bir durum vardır: Duygusal ihmal. Duygusal ihmal, fiziksel olarak var olan ama duygusal olarak ulaşılabilir olmayan bir ilişki biçimidir. Bağırma, aşağılama ya da açık bir şiddet yoktur. Bu yüzden fark edilmesi zordur. Ancak kişi kendini yalnız, değersiz ya da görünmez hisseder.

***

Duygusal ihmale maruz kalan kişiler genellikle şunları söyler: “Anlatıyorum ama anlamıyor”, “Dinliyor gibi yapıyor ama duymuyor”, “Konu hep bir şekilde kapanıyor…”

Sorun konuşmanın olmaması değil, karşılık bulmamasıdır. Duygusal ihmal, yüksek sesle değil; sessizlikle yaralar. Büyük kavgalar değil, küçük geçiştirmeler birikir. “Sonra konuşuruz”, “Abartıyorsun”, “Şimdi bunlarla uğraşamam” gibi cümleler, zamanla kişinin iç dünyasında derin izler bırakır.

Bu durum özellikle duygusal olarak daha farkında, daha anlatan ve ilişkiyi taşımaya çalışan kişilerde görülür. Bir taraf bağ kurmaya çalışırken, diğer taraf kaçınır. Denge bozulur.

***

Kendinden Şüphe Etmeye Başlamak

Duygusal ihmalin en zorlayıcı etkilerinden biri, kişinin kendi duygularından şüphe etmeye başlamasıdır. Sürekli anlatıp karşılık alamayan kişi zamanla şunu düşünür: “Belki de ben çok hassasım”, “Bu kadar mesele yapmamalıyım”, “Sorun bende olabilir…”

Bu noktada ihmal, sadece ilişkisel değil; içselleştirilmiş bir hale gelir. Kişi, anlaşılmadığı için değil, anlattığı için kendini suçlamaya başlar.

***

Neden Fark Etmek Zordur?

Duygusal ihmal çoğu zaman “normal” ilişki kalıpları içinde saklanır. İlişki devam eder, birlikte zaman geçirilir, hayat akıp gider. Dışarıdan bakıldığında bir sorun yok gibidir. Bu yüzden kişi yaşadığı şeyi adlandırmakta zorlanır. Oysa duygusal ihtiyaçlar karşılanmadığında, ilişki içinde olmak yalnızlığı ortadan kaldırmaz; aksine derinleştirir.

Duyulmak Nedir?

Duyulmak, sadece dinlenmek değildir. Duyulmak; anlatılanın ciddiye alınması, hissin geçerli sayılması ve karşılık bulmasıdır. “Bunu yaşaman zor olmuş olmalı” gibi bir cümle bazen tüm savunmaları indirir. Duyulmak, insanın ilişkide var olduğunu hissettiği yerdir.

Ne Yapılabilir?

İlk adım, yaşanan durumu küçümsememektir. Duygusal ihmal, “önemsiz” ya da “katlanılması gereken” bir durum değildir. İkinci adım, ihtiyaçları netleştirmektir. Herkes aynı şekilde iletişim kuramaz; ancak herkes duygusal ihtiyaçlarını ifade etmeyi hak eder.

***

Ve belki de en zor adım: Karşı tarafın bu ihtiyaca cevap verip veremediğini görmek. İstememekle yapamamak arasındaki farkı ayırt etmek, kişinin kendini koruması için önemlidir.

Bir ilişkide sürekli anlatan taraf olmak, bir süre sonra insanı yorar. Çünkü ilişki, tek kişinin çabasıyla taşınabilecek bir şey değildir. Duygusal bağ, karşılıklılık ister.

İnsan, en çok duyulmadığı yerde sessizleşir. Ve bazen suskunluk, vazgeçişin en erken halidir.