Dünyayı istediği gibi dizayn etmek...

Yönlendirmek...

Yönetmek...

Sömürmek...

Sonra da kendine bağlı tasmalı bir köpek misali dilediği gibi idare etmek istiyor.

Kendisini yüzyılın süper gücü olarak kabul ettiriyor. 

Dilediği ve işine yarayacak bir çok ülkeye her türlü baskıyı uyguluyor Amerika. 

Adeta dünya çakalı.

Son yıllarda bize anormal derecede müdahale ediyor.

Silah sanayinden uçak alımına...

NATO’da!

Ekonomiye...

Dolara ve dövizlere...

NATO kararlarına...

Birleşmiş Milletler kararlarına...

Komşularımızla ilişkilerimizden vize işlemlerine...

Seçme seçilme; yani normal seçimlerimize kadar ABD iç işlerimizde, dış işlerimize müdahale ediyor...

Etkileme işinde basına ve sosyal medyaya  müdahale edip algı yaratma çabalarına olur veriyor.

Nerede huzur varsa orayı huzursuz etmeye uğraşıyor.

Şimdi de kafayı Karadeniz'e taktı.

Mondros anlaşmasına rağmen bizi kıskaca alıp, boğazlardan geçip Rusya'yı çevirmek istiyor.

Karadeniz’de mayın varmış da onları temizleme bahanesiyle Romanya ve Bulgaristan'ı kafakola alıp bizi baypas etmeye çalışıyor.

Dünya çakalı dedim ya.

Gerçekten öyle.

Her yeri ateşe vermek istiyor.

Her yeri kendine bağlamak istiyor.

Her yeri kendi yönetmek istiyor.

Kısaca dünyayı ateşe vermek istiyor.

Şu da var ki mayın bahanesiyle Karadeniz’e girip ülkemizi üç dört taraftan ablukaya almak mı istiyor?

Bu da ihtimallerden biri.

Ancak içeride Amerika çok huzursuz.

Eyaletler rahatsız.

İsrail'in Filistin soykırımına destek vermesi.

ABD bütçesinden İsrail'e para aktarması kendi halkını rahatsız ediyor.

Aslında iç huzursuzluğu ABD'yi her an içten vurabilir.

Dünya çakalı sağa-sola, oraya buraya bir bahane ile saldırırken bir atasözümüzde olduğu gibi:

"Çarşıya pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak" var.

Farkında değil dünya çakalı!..