Geçen ay devlet desteğiyle birlikte gelen elektrik faturam 300 TL civarındaydı. Bu ay ise, yine devlet desteği olmasına rağmen tam 2 bin 505 TL. Rakamı ilk gördüğümde bir süre ekrana baktım. Yanlış dairesel mi, yanlış abone mi, yoksa yanlış hayat mı yaşıyorum diye düşündüm.

***

Hayır, evim bir fabrika değil.

Hayır, gizli bir sanayi tesisi de kurmadım.
Ve hayır, gündüzleri evde bile değilim.

****

Tek başıma yaşıyorum. Sabah çıkıp akşam dönen, hafta içi çoğu zaman evde ışık yakmaya fırsatı olmayan sıradan bir vatandaşım. Geçen ay da durum buydu, bu ay da. Ama fatura bir ayda sekiz katına çıkmış.

***

İnsan ister istemez soruyor:
Bu enerji nerede harcandı?

Dağıtıcı firma CK Akdeniz’i arıyorum. Aldığım yanıt net:
“Eğer sayaçta arıza olduğunu düşünüyorsanız 186’yı arayın.”

186’yı arıyorum. Geçmiş olsun, çözüm yok.

***
Geçen yıl da aynı aylar…
Geçen yıl da aynı sorun…
Geçen yıl da sonuç sıfır.

Müşteri hizmetlerine diyorum ki:
“Bana tarifemi anlatın.”
Anlatmıyor.
Cümleler yarım, kelimeler yuvarlanıyor, konu bir anda “tarife değişikliği”ne bağlanıyor. Sanki ben bilgi istememişim de işlem başlatılmasını talep etmişim gibi.

***

Sorun şu: Ben tükettiğime itiraz etmiyorum, tüketmediğime fatura kesilmesine itiraz ediyorum. Bu ülkede insanlar ay sonunda maaşlarını değil, faturalarını düşünüyor. Hele ki tek yaşayan, gündüzleri evde olmayan biri için 2 bin 500 TL’lik elektrik faturası olağan değil, normal değil, makul hiç değil.

***

Eğer bu rakamlar normalse, bunu açık açık söyleyin. Eğer sayaçlar doğruysa, bunu teknik raporla kanıtlayın. Ama “186’yı arayın” diyerek vatandaşın sırtından sorumluluğu atamazsınız.

***

Buradan yetkililere sesleniyorum: Bu ülkede konut ile fabrika faturası arasındaki çizgi bu kadar mı silikleşti? Her yıl aynı dönemde yaşanan bu “anormal artışlar” gerçekten sadece bir tesadüf mü?

***

Ben bu kadar enerji tüketmedim. Ve her yıl sonunda, tüketmediğim elektriğin bedelini ödemek zorunda değilim. Birileri bu sayaçlara, bu hesaplamalara, bu sistemin kendisine artık ciddi şekilde bakmalı. Çünkü bu mesele sadece benim değil, sessizce ödeyip itiraz edemeyen binlerce insanın meselesi.