Uzun zamandır sadece ülkemiz değil, aynı zamanda bölgemiz için de büyük bir tehdit olan; emperyalizmin tasmalıları konumundaki terör örgütü için sonun başlangıcı sayılabilecek ilk adımlar atıldı.

***

22 Ekim 2024 tarihinde MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısıyla başlayan Terörsüz Türkiye sürecinde, ülkemiz adına atılan olumlu adımlar yurt içinde karşılık bulurken; sürecin bölgeye evrilmesi emperyalistlerin ve onların maşası olan terör örgütünün en büyük endişesiydi.

***

O endişe gerçeğe dönüştü. Türkiye’nin attığı adımlara benzer hamleler Suriye’de de başladı. Özellikle devrik diktatör Esed döneminde kendilerine alan bulan; başta PKK’nın Suriye kolu YPG, PYD ve şimdiki adıyla SDG, yönetim boşluğundan kaynaklı elde ettikleri kazanımları kaybetmemek adına türlü yollara başvurdu. 10 Mart 2025 tarihinde Şara yönetimiyle bir mutabakat yaparak zamana oynamaya çalıştılar.

***

Bu süreçte, tasmasını tutan emperyalistlerin kendilerine destek vereceğini ve sahip çıkacağını umarak yapılan tüm iyi niyetli çağrılara kulak tıkadılar. Yapılan çağrıların blöf olduğunu zanneden emperyalizmin tasmalıları, son iki gündür gerçekle yüzleşmeye başladı. Tıpkı akıl hocaları olan İsrail terör örgütü gibi; işgal ettikleri evlerde buldukları fistanları giymeye bile fırsat bulamadan kaçmaya başladılar.

***

Bu elbette daha başlangıç. Sürecin devamı da gelecek. Şam’a girmenin önemli bir adımı olarak gördükleri Halep’in iki mahallesinden kaçmakla bu iş bitmeyecek. Türkiye’yi tehdit edebilmek adına emperyalistlerin uşaklığını yaptıkları Suriye’nin kuzeyinde işgal ettikleri tüm bölgeleri de terk edecekler.

***

Suriye; bayrağıyla, ordusuyla ve toprağıyla bir bütün olacak ve olmaya devam edecek. Netice itibarıyla; vaadedilmiş topraklar hayali kuran İsrail’in, kendini dünyanın çavuşu zanneden ABD’nin ve tüm emperyalistlerin hesapları bozulacak. Elbette bu durum hiçbirinin hoşuna gitmeyecek.

***

Sadece onların mı? Elbette hayır. İçimizdeki terör seviciler de bu durumdan fazlasıyla rahatsız. Bu rahatsızlıklarını ilk günden itibaren açıkça ortaya koyuyorlar. Buna kılıf olarak da bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızı öne sürmeye çalışıyorlar.

***

Oysa bölgedeki terör seviciler hariç, Kürt kökenli vatandaşlarımızın Terörsüz Türkiye sürecinde nasıl umutlandığını, nasıl mutlu olduğunu görmezden geliyorlar. Dış mihrakların kendilerine yüklediği görevi kusursuzca yerine getirmeye çalışıyorlar.

***

Ancak hesap edemedikleri bir gerçek var: Tarih boyunca üzerine oynanan oyunları bozma konusunda son derece tecrübeli bir devlet aklına sahip olan Türkiye; yerel, bölgesel ve küresel tüm oyunları bozacak güç ve kudrettedir.

SON SÖZ

Önemli olan; birilerinin maşası olmak değil, Türk milletinin menfaatleri doğrultusunda çalışabilmek ve bu yönde emek verenlere omuz verebilmektir. Gelin, omuz omuza verelim ve bu oyunu birlikte bozalım.