Köroğlu, “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” demiş ya, aynısı günümüzde sanal medya için de geçerli. Sanal medya çıktı çıkalı darbeli matkap gibi herkes önüne gelene vurdukça vuruyor.

Sanal medyayı kullananlar birbirleri ile İTİBAR SUİKASTİ yapma yarışına giriyor adeta.

Şimdi ben izindeyken Antalyaspor Kulübü’ne (eski adı ile dernek) bir yardım kampanyası açıldı. Amaç Antalyaspor A.Ş.’ye destek verilip mali sıkıntıdan kurtulmasını sağlamaktı!

Ama bu tür kampanyaların öyle ahım şahım olmadığını ve olmayacağını cümle alem bilir. Fakat denize bir damla bile fayda olur niyetiyle bu yola tevessül edildi.

Geçtiğimiz haftalarda başlatılan bağış kampanyasına bugüne kadar yalnızca 300 BİN LİRA civarında bir bağış yapılmış. En fazla miktarı ise Kumluca Belediyespor Başkanı yapmış.

Bu arada, Kulüp Başkanı Mustafa Ergün, Kulübün Denetleme Kurulu Başkanı ve Antalya Esnaf Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Adlıhan Dere’den, “Sen de 10 bin lira sembolik bir bağış yaparak esnafı kampanyaya katılmaya davet et” diye ricada bulunmuş!

Başkan Dere, isteği kırmamış ve denildiği gibi 10 BİN LİRAYI hesaba yatırarak esnafları kampanyaya katılmaya çağırmış. BAĞIŞIN KÜÇÜĞÜ BÜYÜĞÜ OLMAZ. Herkes karınca kararınca yapar bağışı.

A D L I H A N D E R E’ Y E İ T İ B A R S U İ K A S T İ!

Şimdi buraya kadar yapılan çalışmalar gayet yerinde. Ancak işin kötü tarafı bundan sonrasında yaşananlar. Ben tane tane anlatayım olup bitenleri. Herkes bir daha düşünsün.

Adlıhan Dere’den kampanyaya katılmasını isteyen Mustafa Ergün. Bağış Antalyaspor Kulübü hesabının IBAN adresine yatırılıyor. Peki, burada hesabı kim kontrol ediyor? Önce bunun bir ortaya konulması lazım.

Peki, bu IBAN’a yatırılan para miktarlarını kim açıklıyor ve el altından hem taraftara hem de sağa sola servis ediyor? İşte burası muamma. Kulübün resmi hesabı ya farklı birilerinin elinde ya da birileri hem ANTALYASPOR’U hem de Başkan Mustafa Ergün’ü ZAN ALTINDA BIRAKMAYI amaçlıyor.

Amaç ne peki? Onu da tek tek açıklayayım. Çünkü bu iş öyle basite indirgenecek bir konu değil.

BİR; Öncelikle bağış yapanların isimleri ve miktarları kişilerden izin alınmadan yapıldığı için KVKK’na aykırı davranılmıştır. Başkan Mustafa Ergün derhal bu olaya karışanları bulup gerekeni yapmalı.

İKİ; AESOB seçimleri yaklaştıkça tansiyon yükseliyor KRİMİNAL MASALAR kuruluyor. Adlıhan Dere aylar önce adaylığını açıklamış ve karşısına Ankara güdümlü aday çıkartılmış.

ÜÇ; Adlıhan Dere’yi nasıl İTİBARSIZLAŞTIRIRIZ derdine düşen KRİMİNAL MASA bileşenleri TARAFTAR üzerinden İTİBAR SUİKASTİNİ devreye sokmuş.

DÖRT; Adlıhan Dere’nin yaptığı sembolik bir bağış. Zaten kanun AESOB’tan bağış yapmasına izin vermiyor. Hedef İTİBAR SUİKASTİ olunca rakam üzerinden atış yapılıyor, yaptırılıyor.

Yahu beyler; Önce yapılan bağışın toplamına bir bakın. Bu memlekette trilyonlar kazanan şirketler, ATSO, OSB, ASBAŞ gibi bütçeleri ve yönetmelikleri bağış yapmaya elverişli STK’lar varken bu iş kala kala Adlıhan Dere’ye mi kaldı?

A D L I H A N D E R E’ Y E İ T İ B A R S U İ K A S T İ! 1

Hadi bunları da geçtik. Kulüp yönetiminde kurullar dahil 34 kişi, hem de içlerinde kallavi iş insanları var. Sordunuz mu bunlara siz kaç lira bağış yaptınız diye? Ben söyleyeyim. Sormadınız! Zaten onlarda yapmadı. Yöneticiler yeteri kadar elini taşın altına koyuyor.

Bakın; Adlıhan Dere’nin seçimi var. Sırtını sandıkta yere getiremeyeceğini bilenler İTİBAR SUİKASTİ yapıyor. Naçizane tavsiyem bu İTİBAR SUİKASTİ girişimine alet olmayın, kendinizi kullandırmayın.

Şimdi kamuoyunda bağış yapan veya yapmak isteyenlerde şöyle bir düşünce oluşmuş durumda; “Adlıhan Dere’den sonra SIRA KİMDE…”

Vallahi ben bildim bileli bu şehirde aidiyet duygusu yok. Bu olmadığı için de böyle kampanyalar ve çağrılar maalesef hedefine ulaşmıyor. Çünkü Antalyaspor, bu şehirden trilyonlar kazananların umurunda bile değil.

Miktara bakmadan Antalyaspor’a karınca kararınca destek olanlara, bu memlekete bir tek çivi çakanı minnetle analım. Aksi halde durdum ortada. A.Ş.’ye bile gelecekte yönetici bulmakta zorlanacağımız aşikardır.

Sevgili dostlar bizim dilimiz oldukça zengindir. ‘VURUN ABALIYA’ deyimi oldukça sık kullanılır. Anlamı, olayın hepsini yumuşak huylu kişiye yüklenmesi, sessiz, güçsüz kişinin hırpalanması, hakkının çiğnenmesi.

Bakın yaşananlara, ağzıyla balık tutanın bile kötülüğünü, mutsuzluğunu isteyip nefretimizi kusuyoruz. Çünkü birileri bu takımın sırtından geçinirken destek olmaya çalışanların kafasına ÇİVİ ÇAKAR hale geldik.

Önyargılarla doluyuz. Başkasının el uzatmasına bile tahammül edemeden VURUYORUZ. Dışarıdan MARTAVAL okuyarak, yargılıyor, cezasını kesiyor ve mahkum ediyoruz. İTİBAR SUİKASTİ yapıyoruz.

En kolayı “VURUN ABALIYA” olsun bitsin. Vurmak kolay. Vurmak tek taraflı olursa¸ karşı tarafın elleri bağlıysa daha kolay. Hele sanal alemde KLAVYE senin elindeyse DARBELİ MATKAP gibi vurabilirsin. Vurmadan önce dinlemek yok!

Velhasıl velkelam; Dünya şehri Antalya ve ANTALYASPOR bu kısır döngüden bir an önce çıkmalıdır. Yoksa sadece ANTALYASPOR değil HEPİMİZ KAYBEDERİZ!