Antalya siyasetinde son günlerde öyle bir transfer furyası başladı ki kimin hangi partiye geçeceğini takip etmekten şehrin gerçek gündemini konuşamaz hale geldik!
Her sabah yeni bir iddia, her öğlen başka bir senaryo, akşam saatlerinde ise yeni bir transfer bombası! Sanki futbolun transfer dönemindeyiz!
Kimisi fal açıyor, kimisi tahminde bulunuyor, kimisi de duyduğunu gerçekmiş gibi anlatıyor. Bir bakıyorsunuz akşam Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir AK Parti'ye transfer edilmiş!
Ertesi gün sabah Korkuteli Belediye Başkanı Saniye Caran, öğlen Demre Belediye Başkanı Fahri Duran, ikindi Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik transfer potasında.
Bu gidişle fal açanlara kalacak olursa yakında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i bile AK Parti'ye transfer olacak! Vallahi işin tadı kaçtı!
Bilen de bilmeyen de ahkâm kesiyor. Ortada fol yok, yumurta yok ama transfer dedikodularının ardı arkası kesilmiyor. Birilerinin gönlü olsun, birilerinin siyasi hesabına hizmet etsin diye ortaya atılan iddialarla Antalya'nın gündemi sürekli meşgul ediliyor.
Peki, bu şehrin konuşacak başka meselesi yok mu? Hafta sonunda Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ATSO) önemli bir seçim var. Önümüzde 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali bulunuyor.
Üstelik COP31 öncesinde Antalya'nın kültür ve sanat alanındaki en önemli tanıtım organizasyonlarının birinden söz ediyoruz.
Bunları konuşmak, Antalya'nın geleceğine odaklanmak varken günlerdir aynı soruyla uğraşıyoruz: Büşra Özdemir AK Parti'ye geçecek mi, geçmeyecek mi?
Özdemir, bu iddiaları açıkça yalanladı, “Yok böyle bir şey” dedi. Daha ne desin?
Elbette siyaset uzun soluklu bir yolculuktur. Yarın farklı bir karar alınırsa o gün değerlendiririz.
Ancak bana göre olası bir transferde kilit isim Muhittin Böcek olacaktır. Çünkü Böcek'in iradesine rağmen atılacak bir adımın siyasi sonuçları ağır olabilir. Hatta yaşanabilecek bir istifa, bütün transfer hesaplarını alt üst edebilir. Dolayısıyla bu işler, kulislerde anlatıldığı kadar basit değil!
Bence artık Büşra Özdemir'in hangi partiye geçeceğini değil, yaklaşık 15 aydır Büyükşehir Belediyesinde ortaya koyduğu çalışmaları konuşmalıyız. Yapılan hizmetleri, eksik kalan işleri, vatandaşın beklentilerini tartışmalıyız. Başarılı olanı takdir etmeli, eksik olanı da eleştirmeliyiz.
Örneğin Altın Portakal Film Festivali'ni konuşalım. Dün festivalin tanıtım toplantısında Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir'i dinledim.
Özdemir, 24-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek 63. Altın Portakal Film Festivali'ne tüm Antalyalıları ve sinemaseverleri davet etti.
Özdemir, “Sinemanın birleştirici gücüne inanıyor, insanı ve yaşamı anlatan filmlere, genç sinemacılara ve sanatın emekçilerine daima sahip çıkıyoruz. Bunun için mottomuz DAİMA” dedi. Hoş bu DAİMA kelimesi yıllar öncede kullanılmışta olsa kulağa hoş geliyor.
Ben, “60. Altın Portakal Film Festivali yapılacak mı?” diye sordum. Özdemir, “Bu festivalde bir arada değerlendirilecektir doğru zamanda doğru takvimde. ANSET ağır günlerden, belediye ağır günlerden geçiyor. Bu festivali yapacağız dedik. Personel ödemesi yapamayacağımız günlerden geçtik. Mücadeleye devam edeceğiz. Festivale kararlılıkla devam edeceğiz dedik. Onunla ilgili bir çalışma yapacağız” cevabını verdi.
_google_ers_1791925703.png)
Evet sevgili dostlar, Antalya'nın yalnızca denizi, güneşi ve otelleriyle değil, kültürü ve sanatıyla da dünyada söz sahibi olması gerektiğini unutmamalıyız.
Altın Portakal, bu şehrin en önemli markalarından biridir. Hele ki COP31 öncesinde böyle bir organizasyonun başarısı çok daha büyük önem taşıyor.
Siyasette transfer de olur, istifa da olur, parti değişikliği de. Ancak her duyumu kesin bilgi gibi sunarak şehrin gündemini değiştirmek kimseye fayda sağlamaz.
Evet, Antalya'nın trafik sorunu var, altyapı beklentileri var, ekonomik meseleleri var. Turizmde, kültürde ve sanatta atılması gereken önemli adımlar var.
Bunlara odaklanmak yerine sürekli siyasi transfer senaryoları üretmek, bu şehrin enerjisini boşa harcamaktır. İnanın, bu transfer muhabbetleri artık sıktı, bıkkınlık getirdi! Somut bir gelişme olduğunda zaten konuşuruz.
Bugün ATSO seçimlerini, Altın Portakal'ı, COP31'i ve Antalya'nın geleceğini konuşalım. Çünkü bu şehrin ihtiyacı siyasi dedikodular değil, hizmet ve projelerdir.
Velhasılvelkelam: Siyasi dedikodular gelir geçer, Antalya'ya kazandırılan eserler kalır!