Nihayet cuma klasiğimize dönebildim. Bugün size yazar Nazmiye Gülbaş’ın kaleme aldığı, “Sevgililer Günü de neymiş” başlıklı yazısını aktaracağım. Çünkü yarın böyle bir gün ya.

Gülbaş hocamız öyle güzel anlatmış ki bu olayı. Kiminiz katılabilir, kiminiz katılmayabilir ama inanın ki bir çırpıda okunası ve ibret alınası bir yazı.

“Bilindiği gibi her yıl ‘SEVGİLİLER GÜNÜ’ dünyanın her yerinde 14 Şubat’da kutlanılmaktadır(!) Sevgililer Günü’nün başlangıç tarihi Eski Roma İmparatorluğu zamanına kadar uzanıyor.

Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanan bugün, Valentine ismindeki bir papazın yasak aşk yaşayan iki gencin nikâhını kıymasının ardından imparatorun Valentine’yi astırması ile o günden itibaren Valentine adına ilan edilen bir özel gün olarak ortaya çıkar. Bu nedenle kimi toplumlarda ‘AZİZ VALENTİNE GÜNÜ’(St. Valentine’sDay) olarak bilinir.

Valentine kelimesi, batı medeniyetinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamında da kullanılır.

Batı’da sevgilinin anlamını böyle iken, bizdeki AŞK VE SEVGİ kelimelerinin anlamına bakalım.

TDK (Türk Dil Kurumu) aşk kelimesini şöyle tarif ediyor; Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi, amor... TDK sevginin tarifini ise şöyle yapıyor; Birincil anlamı: dostça konuşma, yarenlik. İkincil anlamı: İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu. Arapça olarak aşk; Sarmaşık, dolambaçlı... mealinde olup Ayın, Şın, Gaf harflerinden oluşmakta.

Cenabı-ı Allah insanı sevgiden yaratmış, kendi nurundan üflemiş ve bizler çağlar boyu bu hasret içinde aslında Allah'a olan aşkla yanıp tutuşuyoruz. Heyhat! Aradığımızı yani AŞK'ı hep başka başka adreslerde bulmaya çabalıyoruz.

Yusuf henüz bir köle iken ona âşık olan Züleyha, sarayda birçok rezalete sebep olmuştur.

Toplum nazarında küçük düşmüş, lakin Yusuf (a.s)'a kavuşunca asıl o zaman Yusuf'un güzelliğinde Allah'ı bulmuş.

Züleyha gönlünü Rabbine kaptırmış ve bu yüzden yüzyıllardır konuşulur olmuştur. Züleyha sadece Yusuf’a âşık kalsaydı belki de döneminde unutulup gidecekti. Züleyha'yı deli divane eden aşk Mevla aşkı değil de başka neydi?

Mecnun, “LEYLA LEYLA” diyerek, Leyla'da Mevla’yı bulmuştur. Leyla o zaman sevgili olmuştur.

Yunus, “BANA SENİ GEREK SENİ”diyerek Allah’a hasretini, aşkını ne güzel ifade etmiştir. Mevlana öleceği güne şeb-i aruz; yani düğün gecesi, sevgiliye kavuşma olarak görmüş ve bizlere en güzel örneklerden birisi olmuştur.

Aşk Allah'a olunca güzelken, sevgide Allah için olunca güzel değil mi? Allah (c.c) Sevgili (Habib) hitabını sadece Peygamberimiz için kullanmıştır. Peygamber Efendimize atfen-,

“Bir erkek bir kadına âşık olurda ona kavuşmaz ve bunu kimseye söylemeden sadece kendisi

bildiği halde ölürse şehit olarak ölür'' diye bir hadisin olduğu söylenmekte.

Yine Peygamber Efendimiz, “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmaz, iman etmedikçe de kurtuluş ve ebedi huzur yeri olan cennete giremezsiniz” diye buyurarak sevginin çok çeşitli olabileceğini, toplumsal olarak ümmetin birbirini sevmesine ve sevginin ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir.

İslam’da pek çok Allah dostu aşkı çok güzel şekillerde tarif etmişler ve yaşamışlardır. Oysa günümüzde pek çok İslam ülkesinde dahi kutlanılmakta olan‘SEVGİLİLER GÜNÜ’ insana bırakın mutluluk ve huzur vermeyi tam aksine insanı büsbütün mutsuz etmektedir.

Sevgi sözcüğünün kirletildiği, aşkın-sevginin bir güne sığdırıldığı ve kapitalizmin halklara tüketimi dayattığı, çok harcamayı körüklemekten başka bir şey değildir SEVGİLİLER GÜNÜ.

Batı medeniyetinin en büyük silahlarından birisi olan bugün benzer günler maddeyi gaye haline getirerek, tüm dünyaya 'SEVGİLİLER GÜNÜ' kutlamasını dayatarak, insanın elindeki üç kuruşu almanın hesabını yapmaktadır.

İnsanın fıtratında olan SEVGİ gibi ulvi bir duyguyu yalnızca maddi menfaat için kullanarak, su-i istimal eden Batı medeniyeti (!) 21. yüzyılda sevgiyi sadece bir güne sıkıştırıp, maddi çıkarlarını koruma peşine düşmektedir. Sevginin yalnızca karşı cinse olabileceği hissi verilerek, insanın nefsi duygularını körüklemek için bilhassa gayret edilmektedir.

Kapitalizmin kazanç kapısı haline gelmiş olan bugünler maatteessüf doğu toplumlarını da menfi olarak etkilenmektedir. Kendi değerlerinden uzaklaşan doğu toplumları, bu kabil günleri kutlamaya başlamışlardır. Değişim adı altında '”Dünyaya ayak uyduralım” denilerek, batının dayattığı bu tarz günler kamuoyunda gündemi günlerce işgal etmektedir.

Ülkemizde de oldukça revaçta olan bugünler ile bilhassa gençler mutlaka bir sevgilisi olması gerektiğini düşünmekteler. Dindar! kesimde bile sevgilisi olmayan gençler maalesef dışlanır hale gelmekte. Sevgili olmak sanki bir zorunlulukmuş gibi sunulup toplumun bu şekilde algılaması sağlanmaktadır.

Velhasılvelkelam; "SEVGİLİLER GÜNÜ" batı icadı olup, Müslümanları bozmaktan başka bir şey değildir. Allah resulüne kulak vererek yazıyı noktalayalım; “Kim bir kavme benzerse, o onlardandır.”

Selam ve dua ile hayırlı cumalar.