Sivil halkı savaşa yollayamazsınız.

Bu katliamı getirir.

Ölüm getirir.

Soykırım getirir.

Çoluk, çocuk, kadın, erkek, yaşlı, genç onları ölüme sürmek olur.

Sığınmacıları ön cepheye koyamazsınız.

"Gidin ülkenize, orada ölün" diyemeyiz.

Suriyeli göçmenleri Sarin gazıyla Esat öldürüyordu.

Gece uykuda başlarına bombalar yağıyordu.

Esat ölüm saçıyordu.

Kaçtılar, ülkemize geldiler.

Sığındılar.

Mağdurlardı.

Çaresizlikten kaçtılar.

"Gidin ülkenize, savaşın, ölün" diyemeyiz.

Biz Fırat Kalkanı harekatında Suriye ordusu ile savaşmaya gitmedik oraya.

Zeytin Dalı harekatında da yine Suriyelileri kurtarmaya gitmedik.

Biz Suriye’ye, bizim ülkemizi terör eylemleriyle oradaki otorite boşluğu yok diye oraya doluşan...

Terör üssü kuran...

Teroristlere silah yardımı yapan...

Suriye de askeri üs kuran ne Amerikalılar ile ne Rusya ile ne İran ile ne İsrail ile savaşmaya gitmedik...

Suriye topraklarını işgal etmeye gitmedik.

Yer kapmaya gitmedik...

Sivil öldürmeye gitmedik...

Asker öldürmeye de gitmedik.

Biz Afrine ve o bölgeye sadece teröristleri ülkemize yaptıkları bölme...

Parçalama...

İç savaş çıkarma...

Kürt sivilleri öldürmeye çalışan teröristleri yok etmeye gittik.

Şimdi oraya, ülkemizdeki Suriyelilere askeri eğitim vererek ülkelerine savaşmaya yollayamayız.

Öyle de yapılmıyor zaten.

Yollasak bile bu kez de tıpkı ÖSO ya dendiği gibi onlara da bu kez terörist demezler mi acaba?

Ayrıca bu sığınmacıları bu şekilde dışlamak ne kadar doğru?

Böyle konuşarak onları hedef yapmıyor musunuz?

Biz tarih boyunca mazlum milletlere…

Mazlum kavimlere...

Mazlum aşiretlere...

Mazlum insanlara din, dil, ırk, renk ayrımı yapmadan sürekli yardım yapmadık mı?

Ellerinden tutmadık mı?

Hastalarına tedavi uygulamadık mı?

Sahipsizlere sahip olmadık mı?

Şimdi nasıl olur da ülkemizdeki sığınmacılara dönüp:

"Hadi bakalım, yeter nargile içtin, keyif çattın, kalk, git ülkene" nasıl deriz?

Bunu demek ne kadar haklı yapar bizi?

Hem erkeklerini yolladık gittiler İsrail ile savaşmaya diyelim...

O zaman eşleri giden kadınlara...

Babaları giden genç kızlara...

Küçük çocuklara...

Burada, ülkemizde iş kuran yabancılara...

Yabancı erkekler giderlerse bunların sahipsiz kalacak olan ailelerine kim bakacak?

Kim sahip çıkacak?

Onları da kapıdışarı mı edeceğiz?

“Gitsinler” demek kolay.

“Gitsin savaşsinlar” demek kolay.

Ayrıca ülkemizdeki diğer yabancılara neden gitsinler denmiyor?

Hem neden gitsinler?

Almanya, Fransa, Hollanda da çalışan işçilerimize onlar:

"Artık ülkeniz çok güzel ve gelişti, gidin artık, defolun buradan" deseler…

Diyorlar bile...

Bu bizim ne kadar hoşumuza gider?

Bu kovulmayı onaylar mıyız?

Aksine kızıyor ve onları "faşistlikle" suçlamıyor muyuz?

Öyleyse şimdi Suriyelilerin gitmelerini istemek ne kadar doğru?

*. *. *.

Avrupa bitti artık.

Bizde ki kimileri hala Avrupayı zengin sanıyorlar.

Gelişmiş, refah düzeyi yüksek, yaşam koşulları inanılmaz güzel ve her istediğini alabilecek gelire sahip olunuyor sanıyorlar.

Ve diplomalı veya kariyer sahibi, ufku geniş kimileri ülkelerini, Türkiye’yi bırakıp Avrupa ülkelerinden birine veya Amerika’ya gidiyorlar.

Binbir umut ve hayaller ile uçuyorlar.

Maalesef, bu hayallerin çok büyük bir yalan olduğunu orada bir yıllarını doldurmadan anlıyorlar.

Dönsünler mi yoksa orada mücadele mi etsinler kararsız kalıyorlar.

Beyin göçü artık tersine döndü.

ABD ve Avrupa’ya iş veya çalışmak için gidenlerin çok büyük bir kısmı bin pişman.

Geri dönmek isteselerde dönemiyorlar çünkü buradaki iş ve kariyerlerini yeniden kazanmaları imkansız denecek durumda.

Gittikleri ülkeye yıllarını verip kazanmak isterken yıllarını kaybetmiş oluyorlar.

Doğum oranının da ülkemiz de düşmesiyle :

“Çok çocuk doğuruyorlar” diyerek “Gitsinler” denen Suriyeli göçmenlerin gitmelerini acaba Türkiye genelinde özellikle sanayi bölgelerindeki işçi ihtiyacı olan fabrikatörler ne diyorlar?

“Hayır, asla gitmesinler, eğer giderlerse makinaların çalışma kapasitesi yarı yarıya düşer”

“Zaten işçi bulamıyoruz”

Hadi buyurun bakalım!

Gitsinler mi kalsınlar mı?