Takvimler bir yılı daha arkasında bırakmaya hazırlanırken, 2025’in bizlere ne kattığını ve bizden neler aldığını düşünmemek mümkün değil. Kimi için umutla başlayan, kimi için zorluklarla geçen; ama herkes için iz bırakan bir yıl oldu 2025. Sevinçler kadar kayıpların, beklentiler kadar hayal kırıklıklarının da yan yana yürüdüğü bir dönem yaşadık.
***
2025, bireysel hayatlarımızda olduğu kadar toplumsal hafızamızda da önemli notlar düşen bir yıl olarak kayda geçti. Sağlığın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırladık. Sabah uyandığımızda derin bir nefes alabilmenin, sevdiklerimizin sesini duyabilmenin, günlük hayatın sıradan akışının aslında ne büyük bir nimet olduğunu yeniden fark ettik. Zira bu yıl, birçok insana “önce sağlık” sözünün bir klişe değil, hayatın özü olduğunu gösterdi.
***
Ekonomik kaygılar, gelecek endişeleri, hızla değişen gündemler arasında ayakta kalmaya çalıştık. Bazen yorulduk, bazen durup soluklanmak istedik. Ancak tüm bu zorlukların içinde dayanışmanın, paylaşmanın ve birlikte güçlü olmanın değerini de gördük. Küçük bir tebessümün, samimi bir selamın, içten bir “nasılsın”ın bile insanın yükünü hafiflettiğine tanıklık ettik.
***
2025, aynı zamanda bizlere sabrı öğretti. Her şeyin hemen ve istediğimiz gibi olmayacağını, bazı yolların zaman istediğini hatırlattı. Belki de en büyük kazanımı buydu: Daha yavaş, daha farkında ve daha anlamlı yaşamayı öğrenmek.
***
Şimdi ise önümüzde yeni bir sayfa var. 2026… Henüz yazılmamış, tertemiz bir defter gibi duruyor karşımızda. Yeni yılın, her şeyden önce sağlık getirmesini diliyoruz. Hastane koridorlarının değil, sofraların ve sevdiklerimizle kurduğumuz sohbetlerin çoğaldığı bir yıl olsun istiyoruz. Ruhen ve bedenen daha güçlü, daha dengeli olabildiğimiz bir yıl…
***
Huzur, belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz kelime. Gürültüden, telaştan, kırıcı sözlerden uzak; daha sakin, daha anlayışlı bir toplumsal iklim temenni ediyoruz. İnsanların birbirini dinlediği, farklılıkların tehdit değil zenginlik olarak görüldüğü bir yıl olsun 2026.
***
Ve elbette mutluluk… Büyük hayallerden değil, küçük anlardan doğan bir mutluluk. Bir fincan çayın buharında, bir dost sohbetinde, gün batımında ya da sabahın ilk ışığında hissedilen o sade ama gerçek mutluluk.
SON SÖZ
2025’i yaşanmışlıklarıyla uğurlarken, 2026’ya umutla bakıyoruz. Yeni yılın; sağlık, huzur ve mutluluk getirmesi dileğiyle… Çünkü bazen en büyük temenni, en sade olandır.