Ramazan ayının kendine has özellikleri vardır. Ben çocukluğumdan beri böyle bildim böyle öğrendim. 11 ayın sultanı bazı şehirlerde daha maneviyatla yaşanıyor veya bana öyle geliyor.

Öncelikle şunu belirtmemde fayda var. Ramazan; kardeşlik, dayanışma ve paylaşma ayıdır. Geçici olarak yeme içmeden uzak kaldığımızda yoksulun halini anlar, nimetlerin kadrini bilir ve Allah’a hakkıyla şükretmemiz gerektiğinin farkına varırız.

Ramazan, aynı zamanda kötü alışkanlıklara son verme, iyiden, güzelden yana yeni sayfalar açma fırsatıdır. Ramazan sayesinde hayırlı işlerde yarışır, iyiliğe yatırım yapar, kötü sözden ve amelden uzak dururuz.

Evet sevgili dostlar; yarın arife öbür gün Ramazan-ı Şerif’in ilk günü. Birçok insan umrededir ve kendini inzivaya çekecektir. Eteğindeki taşı ortaya dökmek yerine birilerinin kafasına atılmasını istemiyorum.

Mükafatın bol olduğu aydır Ramazan. Sevapların kat ve kat arttığı aydır mübarek Ramazan. Ramazan ayında ruh halimizden konuşalım istiyorum. Belki böylesi daha iyi olur!

11 ay boyunca bu konuda sessiz kalıp, şimdi AHKAM kesmenin çok da mantıklı olmadığını düşünüyorum. Oruç tutan kendine, ibadet eden kendine, tabii ki. Allah katında oruç tutanla tutmayan, ibadet edenle etmeyen bir olmayacak. Herkesin sevabı da günahı da kendine.

Ramazan ayında ibadet kadar saygının, merhamet ve anlayış da çok önemlidir. Özellikle iftar saatine azıcık bir zaman kala, hepimizin malumu, trafik sıkışır. Bu yıl, bu daha çok hissedilecek gibi görünüyor.

Sabır ayında, insanlar sabırlı sabırlı iftarlarına yetişmek ister. Ancak her geçen gün artan TRAFİK ÇİLESİ, insanları sıkıntıya sokacak. Her sabrın bir sonu vardır demeliyiz!

Ramazan, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı gönülden hissettiğimiz aydır. Sevgi ve saygı bağları güçlenir. Bu nedenle birbirimize tahammül etmeliyiz.

Bu ayda yapılan ibadetlerin, iyiliklerin, hayırların sevapları ve mükâfatları diğer aylara nazaran daha fazladır.

Oruç, sadece midemizi aç ve susuz bırakmak değildir. Oruç, aklımıza, ruhumuza ve bütün organlarımıza tutturulduğu zaman, gerçek anlamına kavuşur. İşte o zaman oruç, bedenimize sıhhat, gönlümüze sükûnet verir.

Ramazanda, kalbin orucu vardır. Kalbi karartan kin, nefret ve haset gibi tüm kötü duygulardan arınmaktır. Bir de dil orucu vardır. Yalandan, gıybetten, iftiradan, kötü ve kırıcı sözlerden uzak durmaktır. Hiç kimsenin şahsiyetine, onur ve haysiyetine dil uzatmamaktır.

Kulağın orucu ise, kötü ve çirkin sözleri dinlememektir. Duyduğu her şeyi araştırmadan doğru kabul etmemektir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle uyarmaktadır: “Yalanı ve işine yalan karıştırmayı terk etmediği sürece oruçlu kimsenin yemesini ve içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.”

Aklın orucu ise, Rabbimizin kudretini ve rahmetini tefekkür etmektir. İnsanı değersizleştiren her türlü kötü düşünceden uzak durmaktır. Dünyevi kaygıların, hırs ve ihtirasların esiri olmamaktır.

Tuttuğumuz oruç bizleri gıybet, yalan, dedikodu, boş ve lüzumsuz konuşmak gibi günahlardan uzak tutamıyorsa o bizi tutmuyor demektir. Çünkü böyle bir durumda yanımıza kalan, sadece açlık ve susuzluktan başka bir şey değildir.

Ramazan ayı yorgun ve karışık zihinlerimizi dinlendirmek ve durulamak, paslanmış kalplerimizi cilalamak ve dumura uğramış kulluk bilincimizi tekrar canlandırmak için son derece önemli bir fırsat dilimidir.

Öyleyse geliniz dilimizi, kalbimizi, tefekkür dünyamızı ve bütün hayatımızı Ramazan’ın ve orucun getirdiği güzelliklerle buluşturalım.

Ramazan ayı gerekli bedeni, mali ve ruhi amellerin fiiliyata geçirilebileceği müstesna bir vakit dilimidir. Ramazan ayı kaçırılmaz bir fırsattır. Aslında RAMAZAN AYININ FARKINDA OLUP buna göre hareket etsek, manevi değerlerimizi gözetsek sanırım Antalya’da da maneviyatı dolu dolu bir Ramazan yaşarız.

Evet, yarın arife öbür gün Ramazan’ın ilk günü olacak. Muhtemelen yarından itibaren suya sabuna dokunmadan bir Ramazan geçirmeyi hedefledim.

Unutmayın! Ramazan ayı arınmanın yanında PAYLAŞTIKÇA GÜZEL OLAN bir aydır. Şimdiden Hayırlı Ramazanlar!