Antalya’da esnaf odaları seçimleri başladı. Dün Berberler Odası ve Büfeciler Odası seçimleri gerçekleştirildi. İl genelinde 78 odaya kayıtlı 110 bin esnaf başkanını seçecek.

Bir iki ayı geçecek bir maratondan bahsediyorum. Ancak iki kritik seçim cumartesi günü yapılacak. Biri Pazarcılar Odası diğeri ise Şoförler Odası. İkisinde de hararet yüksek!

Elbet kazanan da kaybeden de olacak. Çünkü bu bir seçim. Bir başka deyişle bayrak yarışı. Kimisi ipi göğüsler, kimisi de yarışı kaybeder. Ne hayatın sonu ne de esnaflığın.

Kimi için koltuk için bu yarışa girmiş, kimisi prestij, kimi de göz önünde olup unutulmamak için. Sanki başkan olarak dünyaya gelmişler gibi hava estirenler var.

Benim yıllardır takip ettiğim bu oda seçimlerindeki siyaset ile normal siyaset bir birine hiç benzemez. Esnafların seçim siyaseti elde defter kalem, hesap kitap yapma ve kafakola alma işi.

Konuya gelecek olursam, cumartesi günü yapılacak Şoförler Odası’na 3 başkan adayı var. Mevcut Başkan Mehmet Ali Alkan, eski Başkan Niyazi Özçelik ve Oğuzhan Borazan yarışacak.

Antalya’daki taksici ve nakliyeci esnafı kendilerini temsil edecek, sorunlarını çözüm, dertlerine çare olacağına inandığı adaya oy verecek. Bunun içinde adaylar durakları aşındırıyor.

Dün gazeteci arkadaşımız Teslime Tosun sanal medya hesabından bir video paylaştı. Savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş. Lakin görüntüler ve sesler tam evlere şenlik.

Yer; Akdeniz Sanayi Sitesi 8-9-10 Numaralı taksi durağı! Şoförler Odası Başkanı ve Başkan Adayı Mehmet Ali Alkan ve ekibi bu durağı ziyaret ediyor. Durak Başkanı Okan Dilek yerinde yok.

Mehmet Ali Alkan, durakta kendi fotoğrafının yer aldığı afişi göremeyince şaşırıyor, kızıyor “Okan böyle yaptığı müddetçe....” diye bir cümle kuruyor. Hatta uğraşacağını da söylüyor.

Ancak biri araya giriyor ve “Nerede o resim. Bu Okan’ı EŞEK GİBİ DÖVERİM...” cümlesini kuruyor. Sonra karar defterini şoförler odasına istiyor ve Okan Dilek’i tanımadığını belirtiyor.

Bu cümleleri kuran Hüseyin Aksoy sürekli ‘EŞEK GİBİ DÖVERİM” diyerek resmen tehdit ediyor. Bunları söyleyen kim? Şoförler Odası Duraklardan Sorumlu Başkan Yardımcısı değil de sanki Başkan’ın fedaisi mübarek.

Yahu beyler altı üstü bir oda seçimi. Fotoğrafınız bir durağa asılsa ne olur asılmasa ne olur. Zaten sizleri bilen biliyor. Bu telaşınız, hiddetiniz neyin nesi.

Sizin kucaklayıcı olmanız gerekirken bu “EŞEK GİBİ DÖVERİM” lafı nereden çıktı. Yarın öbür gün yüz yüze nasıl bakacaksınız. Sevgili Mehmet Ali Alkan! Ya sana ne demeli?

Başkan sen yıllardır bu odayı yönetiyorsun. Bu işlerdeki siyaseti dengeyi çok iyi bilirsin. Senin söylediğin, “8-9-10 numaralı durakla uğraşacağım” ne demek. Her aday böyle derse bu işin sonunu nasıl getireceksiniz. Yakışmamış yakıştıramadım.

Neyse. İyi sözde kötü sözde sahibine aittir diyelim. Diyelim de ben bu “EŞEK GİBİ DÖVERİM” cümlesine takıldım. Yapay zeka; “Buna yardımcı olamam. Hayvanlara zarar vermeyi ya da şiddeti teşvik eden içerik veremem” cevabı verdi.

Üşenmedim bir de hacı Google’a sordum. Oda böyle bir cümle bulamadı. Ama bizim bildiğimiz “Eşek sudan gelinceye kadar döverim” deyimi olduğunu hatırlattı.

Bu deyim genelde köylerde yaramazlık yapan çocuklara ebeveynlerinin kızdığı zaman söyleniyor. Şehir hayatında bu sözlere eskiden genelde rastlanmazmış.

Şimdi videonun tamamına bakınca basit bir olaymış gibi görünse de tehdidin daniskası var. Benim Hüseyin Aksoy’a naçizane tavsiyem, hayvanseverlerden uzak durması. Maazallah onlar panter gibidir ve adamı parçalarlar. Eşek dövmekten beter ederler.

Son söz ise, kırmayın, dökmeyin! Hepiniz aynı gemide ve aynı yolun yolcususunuz. Tekeri patlatmayın, rampa aşağı yuvarlanıverir ve EŞEKTEN DÜŞMÜŞE dönersiniz.

---------------

HANGİMİZ KÖRÜZ?

Dün önemli bir haftanın ilk günüydü. 7-14 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası başladı. Görme engelli bireylerin şehir yaşamında karşılaştığı sorunlar gündeme geldi.

‘Beyaz Baston’, görme engelliler için dünyayı keşfetme özgürlüğünün simgesi. Ama kaldırımlardaki kılavuz çizgileri ise ‘Kılavuz Çizgisi’ ise onları özgürlüğe götüren yoldur.

Peki bunu dikkate alıyor muyuz? Vallahi ne yalan söyleyeyim Antalya’da özellikle de Muratpaşa Belediyesi sınırları içinde asla! Bırakın görme engelliyi normal insan bile kaldırımda yürüyemiyor.

Bana göre şehrin fahri müfettişi konumundaki Süleyman Bulut’un sanal medya hesabı bu konuyla ilgili binlerce fotoğrafla dolu. Bulut, hiç üşenmeden görme engeliler için yapılan kılavuz yollarındaki işgalleri görüntülüyor.

Vallahi bu görüntülere bakınca, “HANGİMİZ KÖR” demekten kendimi alamadım. Yahu hayatları kararmış olanlara ZİNDANI yaşatmaya ne hakkımız var?

Hadi bir empati yapalım. Ne dersiniz?