AK Parti TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasına Balıkesir'de F-16 uçağının kaza kırıma uğramasıyla ilgili gerekli inceleme ve soruşturmaların başladığını belirterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle kahraman şehidimiz Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Şehit pilotumuzun ruhu şad, mekanı inşallah cennet olsun." ifadelerini kullandı.

Grup toplantısının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, "Katılımlarıyla toplantımızı şereflendiren kıymetli misafirlerimize 'hoş geldiniz, safalar getirdiniz' diyorum. Ahde vefanızdan, dayanışmanızdan, sevdanızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum. AK Parti’nin millete hizmet davasına hem gönül hem de omuz verdiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;

Milletçe mübarek Ramazan’a kavuşmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. Öncelikle siz milletvekillerimizin ve misafirlerimizin Ramazan-ı Şerif’ini tüm kalbimle tebrik ediyor; bu rahmet mevsiminin milletimize, İslam dünyasına ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Bizleri bir kez daha Şehr-i Ramazan’a ulaştıran Cenab-ı Allah’a sonsuz hamd ediyor, şükrediyoruz. Rabbim tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri katında makbul buyursun.

Bakan Gürlek: Şahsa özgü bir düzenleme komisyon raporunda yok
Bakan Gürlek: Şahsa özgü bir düzenleme komisyon raporunda yok
İçeriği Görüntüle

"Dualarımız Filistinli kardeşlerimizle"

Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı, komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı bu mübarek günler aynı zamanda hepimiz için büyük bir fırsattır. Başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam aleminin bu rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesi, Ramazan’ın gönüllerimizi kaynaştıran, kalplerimizi yumuşatan manevi atmosferini doya doya yaşaması en büyük dileğimiz, en büyük arzumuz ve temennimizdir. Ancak Gazze’de 12 Ekim’de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması maalesef Ramazan-ı Şerif’i buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz, dualarımız Filistinli kardeşlerimizle.

Öte taraftan ülkemiz genelinde Ramazan-ı Şerif gerçekten çok çok farklı bir manevi atmosferde idrak ediliyor. Camilerimiz dolup taşıyor. Çocuklarımız, gençlerimiz gittikçe artan oranda camilerimizi şenlendiriyor. Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketiyle daha çok gözetiliyor. Kur’an-ı Kerim’in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor. Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. Kabe’de hacılar Hu der Allah... Bu ilahiyi yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla "Allah" Lafz-ı Celali'ni seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, mesrur etti, gururlandırdı.

"Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır"

Tüm Türkiye'nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri, aynı sesleri terennüm etmesi; özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı, kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır. Bu fotoğrafa vesile olan herkesten Allah gani gani razı olsun diyorum. AK Parti olarak 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'in, tıpkı şefkatli bir anne misali hem İslam alemini hem de ülkemizi sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri, milletimizle bir kez daha kucaklaşmak, dertleşmek, aramızda yeni muhabbet köprüleri kurmak için en verimli şekilde değerlendirmenin çabasındayız. Genel Merkezimiz, tüm başkanlıklarımızın katkısını alarak teşkilatımız için çok kapsamlı, çok anlamlı bir etkinlik takvimi hazırladı. Hepimiz tam kadro sahadayız. Ramazan ayının rahmet ve merhamet iklimini hep beraber milletimizle teneffüs etmeye çalışıyoruz.

"Külliye'de Ramazan etkinlikleri yoğun ilgiye mazhar oluyor"

Kabine üyelerimiz, milletvekillerimiz, kadın ve gençlik kollarımız, Merkez Yürütme Kurulu ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimiz ve elbette AK Parti'nin hizmet siyasetinin lokomotifi olan belediyelerimiz; 11 ayın sultanını idrak ve ihya etmek için, bizi biz yapan, bizi diğerlerinden ayıran güzel hasletlerimizi yaşatmak için cansiperane bir gayret sergiliyor. Bilhassa yuvalarına kavuşan depremzedelerimize konuk olduğumuz "Yeni Evim İlk İftarım" programımızın yüreklere dokunduğunu görüyorum. Bu sene ikincisini tertiplediğimiz "Külliye'de Ramazan" etkinlikleri de Ankaralı kardeşlerimizin yoğun ilgisine mazhar oluyor.

Niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir diyerek en küçük köyümüzden en büyük şehrimize kadar 86 milyona kardeş olan teşkilatımızın her neferine teşekkür ediyorum. AK Parti teşkilatlarının daha önceki tüm Ramazanlarda olduğu gibi bu sene de yoksulları, kimsesizleri, garip gurabayı gözetiyor olmasından bu partinin Genel Başkanı olarak gurur duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. İnşallah aynı tempoda çalışmaya devam edecek, Ramazan-ı Şerif'in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız.

"Maarif'in Kalbinde Ramazan temasıyla etkinlikler düzenlenecek"

Burada bir konunun üzerinde özellikle durmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz" kapsamında "Maarif'in Kalbinde Ramazan" teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayetimize bir yazı gönderdi. Bu kapsamda öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek, okul-aile işbirliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocuklarımızın milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri ve tecrübe etmeleri için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak; paylaşma bilinci, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak.

Bu etkinlikler her şeyden önce gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacaktır. İkinci olarak da bu etkinlikler, hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımız da anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirmek amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur, yerindedir, hukukidir. Ramazan'ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş, memnuniyetle sahiplenmiş, fevkalade olumlu karşılamıştır.

"Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar"

Bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde Ramazan-ı Şerif'ten sadece bir gün önce artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı, o bayat 'Laiklik elden gidiyor' şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı. Bakın bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya cadılar bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar batıda çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar.

Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar. Biz bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz. Laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle, bunların derdi bu milletin ta kendisiyledir.

"Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor?"

Hayırdır; çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde cıvıl cıvıl hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın, dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi, bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz, olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar tekrar sorgulasın.

Rahatsızlıklarının esas sebebi, ayrıcalıklarını kaybetmeleri. Milletle eşitlenmek, milletle aynı hak ve ödevlere sahip olmak bunların işine gelmiyor. Türkiye'nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi yatağında akması bunları rahatsız ediyor. Değerli milletvekilleri, çok değerli kardeşlerim; bugün bir kez daha şunun altını çizerek ifade ediyorum: Bu milletin mayasında İslam vardır. Bizi bir millet yapan, bizi her türlü farklılığımıza rağmen bir arada tutan manevi değerlerimizdir.

"Hakka tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak"

Ordumuz, unutmayın, 'Peygamber Ocağı'dır. Şehitlerimiz 'İslam Şehitleri'dir. Zaferlerimiz 'İ'lâ-yi Kelimetullah' istikametindeki zaferlerdir. Bu milletin temelinden ezanı, Kur'an'ı, Peygamber sevgisini, Ramazan'ı, orucu, zekatı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır, ne istikbal kalır, ne millet kalır, ne de devlet kalır. İstiklal Marşımız ne diyor? 'Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.' Evet, bu ezanlar ebedi yurdumun üstünde inleyecek ve bu sayede Hakka tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kast edemeyecek.

Biz büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız. Bizim tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur’an vardır, Peygamber aşkı vardır, iman vardır, oruç vardır. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmedi Hani ve daha nicesi İslam’ın gür sedasıyla bu vatanın ve bu milletin harcını karmışlardır. Ezanı unutursa, Kur’an’ı unutursa, Peygamberi unutursa, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı unutursa bu milletten geriye hiçbir şey ama hiçbir şey kalmaz.

"Kimse bize inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın"

Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın. Kimse bize inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın. Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz; biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var; Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi daha nicesi var. Avrupa'da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken, bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular. İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye'ye baksın, ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye'ye baksın, ders alsın.

Bizim dışarıdan yabancı kavram, yabancı değer ithal etmeye ihtiyacımız yok. Selçuklu'nun, Osmanlı'nın mirası, Türkiye'nin birikimi bize yeter. Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz; ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunur, sonuna kadar koruruz. İthal projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri; çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz.

"Türkiye Yüzyılı'nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz"

Ezandan, Kur'an'dan, camiden, namazdan, oruçtan, Ramazan'dan rahatsız olanlar vardı. Ülkemizi işgal etmeye giriştiler, Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar. İstiklal Savaşı'nda biz onlara gereken dersi verdik. Aynı kirli eller aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzanırsa, bu millet yine aynısını yapacaktır. Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun. Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek; bunu hiç kimse aklından çıkarmasın. Kendi özümüzle büyüyeceğiz, kendi ruhumuzla büyüyeceğiz; kendi devlet, millet, medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz. Başkalarına benzeyerek değil; biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı'nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz.

Bu vesileyle Milli Eğitim Bakanımızı, başta öğretmenlerimiz olmak üzere tüm milli eğitim camiamızı ve elbette sevgili öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Okul bahçelerini ve camilerimizi bir çiçek tarlasına çeviren yavrularımızın her birini tek tek muhabbetle kucaklıyor; dillerinden Allah niyazı, kalplerinden Hazreti Muhammed Mustafa'nın aşkı hiç eksilmesin diyorum. Türkiye sanılandan çok çok büyüktür ve biz bu büyüklüğü her alanda olduğu gibi milli eğitim alanında da sağlıklı, bilgili, donanımlı, milli ve manevi değerlerini bilen, tanıyan, uygulayan ve yaşatan nesillerle asrın idrakine söyletmeye inşallah devam edeceğiz.

"Üzerimize ne düşüyorsa ziyadesiyle yaptık"

Demokrasimize kurulan tuzaklara, milletimizin birliğine ve dirliğine yönelik saldırılara, bizi sığ ve sahte gündemlere sıkıştırmaya çalışan oyunlara rağmen hedeflerimize doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Cumhur İttifakı olarak geçen yıl başlattığımız ve bir devlet projesi olarak yürüttüğümüz 'Terörsüz Türkiye' sürecinde 16 aylık zaman diliminde kayda değer mesafeler alındı. Hamdolsun, ümit verici gelişmeler yaşandı. İşte en son Milli Birlik, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos’tan bu yana sürdürdüğü müzakere ve mütalaalarını geçen hafta tamamladı. Komisyonda temsil edilen tüm siyasi parti gruplarının mutabakatıyla; 47 kabul, 1 çekimser ve 2 ret oyuyla nihai rapor onaylandı. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ilk günden itibaren sergilediğimiz yapıcı ve uzlaşmaya açık tutumu rapor aşamasında da aynen devam ettirdik. Komisyonun misyonunu layığıyla yerine getirebilmesi için kritik kavşaklarda risk üstlenmek dahil üzerimize ne düşüyorsa ziyadesiyle yaptık.

Gerek Meclis Başkanımız, gerekse partimizi komisyon bünyesinde temsil eden arkadaşlarımız fevkaladenin fevkinde bir gayret gösterdiler. Özellikle komisyonun odağının sapmasına, kuruluş gayesiyle ilgisi ve alakası olmayan gündemlerle sulandırılmasına izin vermedik. Hamdolsun, sonuçta diğer siyasi parti gruplarının da katkısıyla sürecin bir aşamasını daha suhuletle aşmayı başardık. 137 kurum ve kişinin dinlendiği, 4 bin 200 sayfa tutanağın tutulduğu kapsamlı bir istişare sürecinin ardından hazırlanan rapor, bundan sonra yapılması gerekenlere dair çok değerli bir yol haritası ortaya koydu.

Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; tam bir demokratik olgunluk, eksiksiz bir istişare ve siyasi tarihimizde örneği az görülen siyasi bir uzlaşma neticesinde kaleme alınan rapor, bir tavsiye belgesi olduğu kadar tarihi bir belge özelliğindedir. Rapor, Türkiye’nin ortak geleceğine, 86 milyonun kardeşliğinin bir kat daha sağlamlaştırılmasına atılan çok değerli bir imzadır. Raporun içerisinden kelimeleri cımbızla çekerek spekülasyon yapma hevesinde olanların sürecin selametine hizmet etmediği aşikardır. Meselenin memnuniyet verici yanı; raporu ve süreci gölgelemek isteyenlerin azınlıkta olması, milletimizin ekseri çoğunluğuyla 'Terörsüz Türkiye' hedefinden tam manasıyla sahiplenmesidir. Rapora damga vuran uzlaşma ruhunu çok kıymetli buluyoruz.

"Önce Terörsüz Türkiye, ardından Terörsüz Bölge hedefimize vasıl olacağız"

Siyaset kurumu, özellikle bundan sonra atılacak adımlar açısından hem çok ciddi bir enerji hem de büyük bir güven toplamıştır. Şimdi süren bu sürecin yeni aşaması başlayacak. Partimizin ve ittifakımızın sorumluluğu biraz daha artacak. Meclisimiz yeni aşamada da elbette lokomotif rol üstlenecek. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aramızdaki dayanışmayı, eş güdümü ve iş birliğini doruğa çıkarmamız gereken bir döneme giriyoruz. Allah’ın izniyle sürecin yeni aşamasını da suhuletle yöneterek önce Terörsüz Türkiye, ardından Terörsüz Bölge hedefimize vasıl olacağız.

Şunu sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen aziz vatandaşlarıma tekrar hatırlatıyorum: Bugüne kadar attığımız her adımda, verdiğimiz her kararda, uygulamaya koyduğumuz her politikada devletimizin ciddiyetine yakışır biçimde; şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi incitmeden hareket ettik. Aynı şekilde devam edeceğiz değerli arkadaşlarım, bunda kararlıyız. Hep söylüyorum; büyük devlet olmak, büyük düşünmekle mümkündür. Biz tarihiyle olduğu kadar vicdanı ve aklıyla da büyük bir devletiz. İnsanlığa asırlar boyu nizam vermiş büyük bir milletiz. Onun için büyük düşüneceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin gücüne güveneceğiz. Türk milletinin ezeli ve ebedi kardeşliğine sonuna kadar inanacağız.

"Müşterek zeminimizi genişletmek mecburiyetindeyiz"

Şurası bir gerçek ki Türkiye, 23 yıllık çetin mücadeleler neticesinde bölgesel ve küresel bir güç olma yolunda tarihi bir fırsat yakalamıştır. Bunun önünü kimse kesemez. Buna biz izin vermeyeceğiz, inanıyorum ki milletim de izin vermeyecek. Ortak geleceğimizi, özellikle hafızamızda iz bırakan acılar üzerine inşa edemeyiz. Umutları büyütmek, müşterek zeminimizi genişletmek mecburiyetindeyiz. Diğer partilerden de beklentimiz; komisyondaki demokratik, uzlaşmacı, müspet ve makul duruşlarını meclis çalışmalarında da aynıyla devam ettirmeleridir.

Bin yıllık kardeşliğin önünde bugüne kadar hiçbir fesat odağı duramadı. Bugün de sınırlarımızın ötesine taşan bu kucaklaşma ve muhabbet selinin önünde durmaya çalışanlar olursa, o sel herkesi önüne katıp sürükleyecek ve bu topraklardan süpürecektir. Biz 23 yıldır yaptığımız gibi; nefreti ve öfkeyi çoğaltan değil; adaleti, hakkı, hukuku, demokrasiyi savunan tarafta yer alacak; herkesin bir olduğu, beraber olduğu, barış içinde kardeşçe yaşadığı bir Türkiye için mücadele edecek, bu uğurda gerektiğinde fedakarlıkta bulunmaktan asla çekinmeyeceğiz.

Muhabir: Özge Koçak