Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatıyla 24 Şubat 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı şiddetli bir şekilde sahada devam ediyor.

Savaşın ilk yılı Rusya'nın askeri gücünün sınırlarını, Ukrayna'nın ise Batı'dan aldığı destekle direnç kapasitesini gösterdiği bir yıl oldu. Savaşın kısa sürmeyeceği bu yılın sonunda kesinleşti.

Rus ordusu, savaşın ilk günlerinde geniş kapsamlı bir saldırı başlatarak, Donetsk, Luhansk, Harkiv, Sumi, Çernigiv ve Belarus üzerinden Çernobil bölgesine girdi ve Kiev'i de kuşattı.

Önce Belarus'ta başlayan ardından Türkiye'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arabuluculuğuyla önemli bir noktaya getirilen diplomatik çabalar, tarafları anlaşmaya oldukça yaklaştırdı.

İstanbul'da tarafları ilk kez yüz yüze getiren diplomasi masasından çıkan sonuç, savaşta Türkiye'nin arabulucu olarak diplomasideki önemli başarısı olarak kayıtlara geçti.

Ancak Rus askerlerinin Buça şehrinden çekilirken sivilleri öldürdüğü iddiası ve İngiltere gibi dış güçlerin müdahalesiyle bu süreç askıya alındı ve savaş devam etti. Ruslar rotasını Kiev'den, "Donbas'ı özgürleştirmek" adına doğuya çevirdi.

Yıl içinde sahadaki dinamikler hızla değişti. Rusya, Mariupol şehrini ele geçirerek Ukrayna'nın Azak Denizi ile bağlantısını kesti. Ukrayna, Harkiv'de ve Herson şehir merkezinde Rusya'yı geri çekilmeye zorlayarak önemli toprak kazanımları elde etti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, 30 Eylül 2022'de Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerini ilhak eden anlaşmaya imza attı. Rusya bu hamleyle Kırım'dan sonra Ukrayna topraklarının yüzde 15'ini daha yasa dışı ilhak etmiş oldu.

Aynı yıl Türkiye'nin savaştaki ikinci bir diplomatik başarısı Karadeniz'de tahıl koridorunun hayata geçirilmesi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayesinde, dünyadaki olası bir gıda krizini önlemek amacıyla 22 Temmuz 2022 tarihinde Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında İstanbul'da Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması imzalandı.

Koridorun açık kaldığı süre boyunca 1000'den fazla gemiyle yaklaşık 33 milyon ton tahıl dünya pazarlarına ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı, dünyada olası bir gıda krizi önlendi.

SAHADAKİ KAZANIMLARIN METRELERLE ÖLÇÜLDÜĞÜ YIL 2023

2023'te Ukrayna'daki savaş, sahadaki kazanımların metrelerle ölçüldüğü ve Rusya'nın kendi içinde "ordu-paralı asker" gerilimiyle sınandığı bir yıl niteliğine büründü.

Mevzi savaşlarının ve ağır kayıpların yaşandığı bir dönemde, Rus paralı savaşçı grubu Wagner, aylarca süren çatışmaların ardından Bahmut şehrini ele geçirdi. Ukrayna'nın haziran ayında başlattığı büyük karşı saldırı ise Batı'nın mühimmat sözünü tam tutamaması ve Rus savunma hatlarının gücü nedeniyle beklenen başarıyı getiremedi. Aynı ayda Kahovka Barajı'nın patlatılması, bölgede devasa bir insani ve ekolojik felakete neden oldu.

Yılın en sarsıcı olayı, haziran ayında Wagner'in lideri Yevgeniy Prigojin'in Rus askeri yönetimine başkaldırarak başlattığı "silahlı isyan" oldu. Belarus'un araya girmesiyle kanlı bir iç çatışmadan dönüldü. Ancak Prigojin, tam iki ay sonra şüpheli bir uçak kazasında öldü. Bu olay, Rusya'nın iç hiyerarşisindeki çatlakları dünya gündemine taşıdı.

2024'TE SAVAŞ ADETA KİLİTLENDİ, KARŞILIKLI HAMLELER YAPILDI

Tarafların sahada birbirine üstünlük sağlayamadığı 2024 yılı, Batı'nın ekonomik baskıyı zirveye çıkardığı ancak bunun Moskova üzerinde beklenen siyasi kırılmayı oluşturmadığı bir geçiş yılı oldu.

Savaşın adeta kilitlendiği 2024 yılında cephe hattında Ruslar yavaş da olsa bazı küçük yerleşim yerlerini ele geçirerek ilerlemeyi sürdürdü. Ukrayna ise cephedeki kilitlenmeyi aşmak için Rusya içlerindeki enerji tesislerini ve askeri hava üslerini İHA'larla hedef almaya başladı. Rusya, bu saldırılara stratejik lojistik ve enerji noktalarını vurarak yanıt verdi.

Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımları arttı. Ancak bu yaptırımlar Rus ekonomisini çökertmekten ziyade, Rusya'nın ekonomide bir "millileşme hamlesi" yapmasına neden oldu. 1000'den fazla uluslararası şirket Rusya'yı terk etse de Moskova, bu durumu iç piyasada kendi lehine çevirmeye çalıştı.

GEÇEN YIL MEKİK DİPLOMASİSİNDE "KİMİN NE KADAR NE ALACAĞI" TARTIŞILDI

2025, barışın nasıl sağlanacağının değil, "kimin ne kadar alacağının" tartışıldığı ticari bir diplomasi yılına dönüştü.

ABD'deki yönetim değişikliğiyle savaşın yoğun gidişatına diplomatik atılımlar eklendi. ABD Başkanı Donald Trump'ın isteğiyle Washington, "hızlı sonuç" odaklı bir mekik diplomasisi başlattı. Bu görüşmelerde tarafların neyi ne kadar alacağı müzakere edildi.

Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında olaylı görüşmenin ardından, bir süre sonra ABD ile Ukrayna arasında madenler ve doğal kaynaklar üzerine kurulu 500 milyar dolarlık bir "ekonomik ortaklık" imzalandı. Bu, ABD'nin savaşa bakışının "insani yardımdan jeopolitik bir yatırıma" dönüştüğünün işareti oldu.

Bu süreçte ABD tarafından hazırlanan ve başlangıçta Ukrayna'nın toprak tavizlerini içeren 28 maddelik barış planı taslağı Kiev tarafından olumsuz karşılandı. Bu noktada Avrupa ülkeleri devreye girerek metnin revize edilmesini sağladı ve planın 20 maddeye indirilmesinde rol oynadı. Ancak Rusya-Ukrayna-ABD'nin bir araya geleceği müzakere masasında Avrupa'ya yer verilmedi.

Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Moskova temasları ve ardından liderlerin telefon görüşmesiyle müzakere iradesi teyit edildi. ABD Başkanı Trump ve Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna krizini ve ikili ilişkileri ele almak amacıyla 15 Ağustos 2025'te ABD'nin Alaska eyaletinde bir araya geldi. Bu, iki liderin ABD topraklarında gerçekleştirdiği ilk yüz yüze görüşme olması bakımından tarihi öneme sahip bir zirve oldu.

Görüşme sonucunda somut bir karar çıkmasa ve nihai bir anlaşmaya varılmasa da Putin, Alaska'da Trump ile savaşın nedenlerinin ortadan kaldırılması konusunda prensipte anlaşmaya vardıklarını belirtti.

TÜRKİYE'NİN DİPLOMATİK ROLÜ YENİDEN ÖNEM KAZANDI

ABD'nin mekik diplomasisi devam ederken, 2025 yılı, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda diplomaside Türkiye'nin rolünün yeniden öne çıktığı bir yıl oldu. Türkiye yeniden müzakere platformu haline geldi ve uzun bir aradan sonra İstanbul'da Rusya-ABD diplomatik temasları gerçekleşti.

İsrail'in Gazze'ye saldırılarında can kaybı 72 bin 73'e yükseldi
İsrail'in Gazze'ye saldırılarında can kaybı 72 bin 73'e yükseldi
İçeriği Görüntüle

Bu görüşmeler, iki süper güç arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yolunda "sessiz ancak kritik bir başlangıç" olarak değerlendirildi.

4 yıl önce kesilen doğrudan müzakereler, Putin'in talebi ve Türkiye'nin ev sahipliğiyle geçen yıl İstanbul'da yeniden başladı. Mayıstan temmuza kadar üç tur düzenlenen müzakereler sonucunda her iki taraftan binlerce asker ve cenazenin değişimi başarıyla yapıldı.

Sahadaki çatışmalar sertliğini korusa da İstanbul'da yürütülen bu temaslar daha kapsamlı bir barış anlaşması için gerekli olan nadir güven alanlarından birini oluşturdu.

Türkiye'nin ısrarlı tutumu sayesinde müzakere kanallarının tamamen kopması engellendi ve 2026 yılına devreden daha zorlu dosyalar için zemin korundu.

Diplomatik hareketliliğe rağmen sahada gerilim düşmedi. Ukrayna, özellikle 9 Mayıs Zafer Bayramı'nda Rusya'nın derinliklerindeki stratejik bombardıman uçaklarını FPV İHA'larla hedef aldı. Rusya ise enerji tesislerine saldırılar düzenledi.

GEÇEN YILIN ZORLU KONULARI 2026'YA DEVRETTİ

Geçen yıl yürütülen yoğun diplomasi, en zorlu başlıkları 2026'ya devretti. Müzakerelerde Trump'ın önerdiği anlaşma paketindeki pek çok madde iki taraf arasında kabul görse de bazı konularda iki tarafın pozisyonu çıkmaza girdi.

Rusya, Donbas bölgesinden Ukrayna askerlerinin tamamen çekilmesini ve Rus toprakları olarak bölgenin uluslararası tanınırlığını isterken, Ukrayna ise toprak bütünlüğünden taviz vermiyor. Zaporijya Nükleer Santrali'nin kontrolü ve yönetimi konusunda taraflar arasındaki uçurum devam ediyor.

Kiev yönetimi, Ukrayna'ya NATO'nun 5. maddesine benzer güçlü güvenlik garantileri sağlanmasını istiyor ancak ABD ve Batı, bu nitelikte bir garanti vermiyor.

Ocak sonunda ve şubat başında Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de, Rusya, Ukrayna ve ABD üçlü müzakereler ile savaşı durdurmaya yönelik görüşmeler yaptı. Ardından 17-18 Şubat'ta İsviçre'nin Cenevre şehrinde bir araya gelen üç ülkenin heyeti somut bir sonuca ulaşmadan tekrar dağıldı.

DÖRT YILLIK SAVAŞ DÜNYADA JEOPOLİTİK KIRILMA YARATTI

Savaş, yalnızca iki ülke arasındaki askeri çatışma değil, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin temelini sarsan çok katmanlı bir jeopolitik kırılma yarattı.

Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa'da büyük ölçekli savaş riskinin sürdüğünü ortaya koydu. Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliği ittifakın Rusya sınırını genişleterek kıtanın güvenlik mimarisini değiştirdi.

Batı'nın Moskova’ya yönelik yaptırımları Rusya'yı izole etmeyi hedeflerken, Çin'in bu sürece katılmaması küresel bloklaşmayı derinleştirdi. Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığı enerji güvenliğini ulusal güvenlik meselesine dönüştürdü.

Savaşın tahıl ve gübre arzına etkisi gıda fiyatlarını artırdı, Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi küresel açlık riskini sınırlamada kritik rol oynadı.

Süreç ayrıca uluslararası hukuk tartışmalarını ve nükleer caydırıcılık söylemini yeniden gündeme taşıdı. AA

Muhabir: Haber Merkezi