Zona Farkındalık Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmelere yer verilen Ünal, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla görülme sıklığı artan zonanın uzun süren ağrılarla yaşam kalitesini düşürebildiğini kaydetti.
Ünal, zonanın özellikle ileri yaş grubunda önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu, 50 yaş üzerindeki bireylerin risk grubunda olduğunu ve 3 kişiden birinin hastalığı geçirdiğini aktararak, "Yaşa bağlı azalan bağışıklıkla ortaya çıkabiliyor. Yetişkinlerin yüzde 90'ı zonaya neden olan virüsü vücudunda barındırıyor. Yaşla birlikte azalan bağışıklığı fırsat bilen zona, sinir yolu boyunca şerit halinde ortaya çıkan döküntülere ve ağrıya sebep oluyor." değerlendirmesinde bulundu.
Ünal, "ABD başta olmak üzere, uluslararası düzeyde yapılan araştırmalara göre, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30'unun yaşamları boyunca en az bir kez zona geliştirme riski bulunmaktadır. Ülkemizdeki çalışmalar ise her 100 bin kişiden yaklaşık 900'ünün son 5 yıl içinde zona geçirdiğini gösteriyor. Ayrıca hastalığın 50 yaşından sonra belirgin şekilde daha sık ortaya çıktığı da araştırmaların dikkat çeken sonuçları arasında." bilgisini verdi.
Zonanın suçiçeğine de neden olan varisella zoster virüsünün, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla yeniden aktif hale gelmesi sonucu ortaya çıktığını ifade eden Ünal, hastalığın klinik olarak çoğunlukla vücudun bir tarafında, belli bir sinir hattı boyunca yayılan, ağrılı ve içi su dolu kabarcıklar şeklinde döküntüye yol açtığını kaydetti.
Hastalığın, bireylerin gündelik yaşamlarını ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebileceğini vurgulayan Ünal, şunları kaydetti:
"Zonanın en sık görülen komplikasyonlarından biri postherpetik nevralji (PHN) olarak bilinen sinir ağrısıdır. Zona sonrası devam eden bu ağrılar aylar hatta yıllar boyunca sürebilir. PHN'nin yanı sıra zona, göz ve çevresindeki sinirleri etkileyebildiği gibi cilt problemlerine, nörolojik bulgulara, işitme ve denge kayıplarına ve nadiren vücuda yayılan enfeksiyona yol açabiliyor. Yapılan çalışmalar ülkemizde her beş zona vakasından birinde komplikasyon geliştiğini ortaya koyuyor."
TEDAVİ İÇİN İDEAL PENCERE İLK 72 SAAT
Ünal, "Yaşın yanı sıra çeşitli kronik hastalıklar, zonanın görülme sıklığı, hastalık şiddeti ve komplikasyonları artırabiliyor ve ek hastalık yükü oluşturabiliyor. Özellikle toplumumuzda yaygın görülen kalp ve damar hastalıkları, diyabet ve ek metabolik hastalıkları olanlarda yüksek riskin bilinmesi önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Zonanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Ünal, "Antiviral tedaviye mümkün olan en kısa sürede başlanması, akut hastalığın yönetiminde son derece önemli. Yapılan çalışmalar, ilk döküntü sonrası 72 saat içinde tedaviye başlamanın, akut semptom süresini kısaltabileceğini ve komplikasyon riskini azaltabileceğini gösteriyor ancak tanıda gecikme olması durumunda tedavi aksayabiliyor. Bu nedenle hastaların zona için hekimlerine danışması, belirtileri yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir doktora başvurması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Zonaya ilişkin toplumda yaygın olarak doğru bilinen yanlışlara da değinen Ünal, şu bilgileri verdi:
"Zona, suçiçeği sonrası vücutta pasif halde bulunan virüsün yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkar. Zona bulaşıcı bir hastalık değildir ancak henüz iyileşmemiş döküntülerden yayılan virüs, suçiçeği geçirmemiş veya aşılanmamış kişilerde suçiçeğine yol açabilir. Zona yaşam boyu birden fazla kez görülebilir. Zona geçirdikten sonra zaman içinde hastalığa yeniden yakalanma riski artabilir. Özellikle ileri yaşta ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde zona tekrarlayabilir. Bu hafta vesilesiyle toplumda konuyla ilgili bilinç düzeyini artırmayı hedefliyoruz. Yaşanmadıkça veya şahit olunmadıkça göz ardı edilen bu hastalığın riskini ve ciddiyetini anlayalım, hekimlerimize danışmayı ertelemeyelim."
Zonayla ilgili tüm konularda en doğru adresin doktorlar olduğunun altını çizen Ünal, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin zona riski konusunda bilinçlenmesi, korunma seçeneklerini hekimleriyle değerlendirmesi ve belirtiler geliştiğinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmasının önemini vurguladı.





