Antalya’nın gündemi dünya ve Türkiye gündeminden daha karışıktır. Altın borsası nasıl inişli bir grafik çiziyorsa bu şehrin gündemi de inişli çıkışlıdır. Bir anda olmadık olaylar yaşanır.

Hepimiz bu gündemlerin içinde zaman zaman önemli başarıları ya ıskalıyoruz ya da göz ardı ediyoruz. Oysaki savaş bir yana insanlığı yaşatmak için önemli gelişmeler yaşanıyor.

İşte bu gelişmelerden biride geçtiğimiz günlerde Akdeniz Üniversitesi’nde yaşandı. Kanser tedavisinde kullanılan CAR-T hücre tedavisi için hücre üretiminin yapılacağı İleri Sağlık Araştırma Merkezi kuruldu.

Dünyada yalnızca 7 merkezde uygulanan bu yöntemin 8’incisi Akdeniz Üniversitesi’nde hayata geçirilmiş oldu. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Dünyada yüz binlerce dolara uygulanan bu tedaviyi yerli ve milli imkanlarla hastalarımıza sunacağız” dedi.

Bunun anlamı, özellikle lösemi ve lenfoma gibi kan kanserlerinin tedavisinde kullanılan CAR-T hücre yöntemi milli ve yerli imkanlarla gerçekleştirilecek.

Merkezde hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında güçlendirilerek kanser hücreleriyle mücadele etmesi hedefleniyor.

Bildiğim kadarıyla bu projenin fikri Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın göreve geldiğinde yüz, kol ve rahim nakli ile dünyada adından söz ettiren eşi Prof. Dr. Ömer Özkan’a ait.

Öyle ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da projeye destek vererek 5 yıllık serüven mutlu sonla bitti. Nihayetinde kanser merkezi Türkiye’ye kazandırıldı.

Şimdi bu merkezde hücre tedavileri özellikle lenfoma tedavisi gören ancak başarısız olmuş, çok dirençli hastalara öncelik verilecek. Hastanın bağışıklıklı hücreleri güçlendirilerek sayıları artırılacak ve 10 gün içinde hastaya tekrar enjekte edilecek.

Böylece hastanın kanserle mücadelesi daha güçlü şekilde desteklenecek. 15 Nisan itibarıyla ilk hastaların tedavilerine başlanacak. Hastalar başka ülke ve merkezleri gitmeyecek.

Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan da merkeze yoğun talep olduğunu söyledi. Özkan, “Önceliğimiz kendi vatandaşlarımız. Çevre ve dost ülkelerin vatandaşlarına tedavi imkanı sunacağız” diyor. Yani “Önce can sonra canan” demek istiyor Ömer hoca!

Prof. Özkan çiftinin açıklamalarındaki satır aralarına baktığımız zaman burası GMP standartlarında bir laboratuvar. Çok zor kurulan bir altyapı. Maliyeti çok yüksek.

Şöyle makarayı bir geriye yani 2020-2021 yıllarına saralım. Hatırlarsanız aşı döneminde bu tür üretim altyapılarının ne kadar önemli olduğunu gördük.

Gelinen noktada Akdeniz Üniversitesi’nde bu stratejik merkezde kanser tedavisinin yanında ihtiyaç olduğunda aşı geliştirme gibi çalışmaları da yapılabilecek.

Evet sevgili dostlar; ABD/İSRAİL hemen yanı başımızdaki komşumuz İRAN’a füzelerle saldırırken Antalya’dan da İSRAİL’e deyim yerinde ise ŞIRINGA FÜZESİ atıldı!

Çünkü bu merkez sayesinde tedavinin uygulandığı Türkiye'ye en yakın ülke İsrail'e hastaların ödediği milyonlarca liranın önüne geçilmiş oldu. İşte biz bunu bu kadar hengâme içinde ISKALADIK!

Hatırlarsanız ben 19 Şubat’taki yazımda “NOBEL ÖDÜLÜ’NÜ ÖZKAN HAK EDİYOR” demiştim. Belki de çok geç kalan bir ödül aslında bu.

Türkiye'nin tıp alanındaki gurur tablosu, ülkemizin tıp tarihinde adını altın harflerle yazdıran isimlerden biri, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan'dır.

Prof. Özkan, dünyada ilk kez kadavradan rahim nakli gerçekleştirerek infertilite (hamile kalamayan) sorunu yaşayan binlerce kadına umut kapısı açan biri.

Türkiye'de ilk yüz nakli ve ilk çift kol nakli gibi çığır açan operasyonlara imza atan Ömer Özkan, mikrocerrahi ve organ nakli alanında küresel çapta tanınan ve ömrünü tıp bilimine adamış öncü bir isim.

Özellikle 2011 yılında dünyanın ilk kadavradan rahim nakli, tıp literatüründe bir dönüm noktasıdır. Nakil sonrası sağlıklı gebelik ve doğum gerçekleşirken bu olay dünya tıp literatüründe ‘ÖZKAN TEKNİĞİ’olarak anılıyor.

Türkiye'de 2010'da çift kol nakli, 2012'de yüz nakli gibi operasyonlar da Prof. Özkan'ın liderliğindeki ekip tarafından başarıyla tamamlanmış; bu müdahaleler, ağır travma geçirmiş hastaların hayata tutunmasını ve toplumsal entegrasyonunu sağlamıştır.

Yıllar içinde birden fazla yüz nakli ve rahim nakli daha gerçekleştiren Ömer Özkan, AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’Nİ dünyanın sayılı merkezlerden biri haline getirmiştir.

Ve son olarak Prof. Dr. Ömer Özkan Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Araştırma Merkezi ile sanırım NOBEL TIP ÖDÜLÜNÜ hak ettiğini bir kez daha ispatlamıştır.

Ha birileri çıkıp bunlar yetmez derse yapılacak tek şey kalıyor o da BAŞ (BEYİN) NAKLİ! Vallahi Ömer hoca bunu da yaparsa hiç şaşırmam. Bu bilgi ve beceri onda var.

Artık bu mevzuda, “Un var,şeker var,yağ var” misali Prof. Ömer Özkan’ı NOBEL TIP ÖDÜLÜNE ADAY GÖSTERME işine kalıyor. Artık helvayı yeme vakti gelip geçiyor.