Kas dokusunun yalnızca hareketi sağlayan bir yapı değil, aynı zamanda vücudun önemli bir endokrin organı olduğu yönündeki bilimsel verilerde son yıllarda artış yaşandı. Kasların kasılması sırasında kana salgılanan ve "miyokin" olarak adlandırılan haberci proteinler, beyin fonksiyonlarına doğrudan etki ediyor.

Prof. Dr. Dündar, kas çalışması sırasında salgılanan beyin-güdümlü nörotropik faktör (BDNF) adlı proteinin yeni nöron oluşumunu desteklediğini ve sinir hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendirdiğini belirtti.

Kasların yanı sıra tendonların da bu süreçte önemli rol oynadığına değinen Dündar, şunları kaydetti:

"Kaslarımızı çalıştırdığımızda, kana miyokin adı verilen özel haberci proteinler salgılanıyor. Bunların en ünlüsü BDNF'dir. Bu proteinler, yeni nöronların filizlenmesini ve aralarındaki bağların kök salmasını sağlar. Ancak mesele, kimyasal bir kokteylden ibaret değil. Hareket halindeyken sadece kaslar değil, onları kemiğe bağlayan tendonlar da devreye girer. Tendonlar gerildikçe, beyne yüksek hızda veri paketleri gönderilir. Literatürde, özellikle bacaklarımızın tendon ve eklemlerinden gelen sinyallerin sadece hareket alanlarını değil, aynı zamanda bilişsel fonksiyonlardan sorumlu beyin kısımları prefrontal korteks ve özellikle hipokampus aktivitesini artırdığı gösterildi."

Dündar, güncel çalışmaların, kas-tendon biriminden gelen mekanik geri bildirimlerin nöroplastisiteyi tetikleyen sinyal yollarını doğrudan aktive ettiğini doğruladığını aktararak, "Vücut ne kadar karmaşık ve dengeli bir şekilde gerilirse, beyin o kadar uyanık kalır. Kas-tendon gerilmesi de bir egzersiz süreci ister. Ama uzun süre atıl kalmış tendonlar, hazırlıksız bir yüklenmede zarar görebilir." uyarısında bulundu.

"KARAR VERMEDE MİLİSANİYELİK GECİKMELERE NEDEN OLUR"

Hareketsiz ve kasların az kullanıldığı bir yaşam tarzında, kas gücü azalmasına paralel beynin yeni bilgileri işleme ve adaptasyon yeteneğinin de yavaşladığını vurgulayan Dündar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Araştırmalar, bacak kası kuvvetli bireylerde hipokampus hacminin, yaşıtlarına göre daha geniş olduğunu gösteriyor. Özellikle karmaşık ve hassas işler yapanlar için zihinsel odaklanmanın sürdürülebilirliği, tamamen vücudun enerji yönetimine bağlı. Biz buna 'Zihinsel Kondisyon' diyoruz. Kas kütlesi düştüğünde, beyne giden oksijen ve glikoz dengesi bozulur. Bu da sadece yorgunluğa değil, karar verme mekanizmalarında milisaniyelik gecikmelere neden olur."

Kasların son yıllarda "uzun ömür sigortası" olarak algılandığının altını çizen Dündar, kasların kuvvetlenmesi için sadece yürüyüş yapmanın yeterli görülmediğini aktardı.

Dündar, diğer eklem ve kalp fonksiyonları izin verdiği sınırda direnç egzersizleri ve kas gücünü korumayı hastalarına uzun yıllardır önerdiğine değinerek, "Unutkanlık, alzheimer, demans ve beyin sisi gibi modern çağın kabuslarına karşı en etkili önlemlerin arasında egzersizi görüyorum. Birbirini takip eden çember gibi, kas gücünün kuvvetli olması, vücut duruşunu düzeltiyor, düzelen duruş pozisyonumuz bile hem beyin sağlığına hem de omurga sağlığımıza ciddi katkı sağlıyor." ifadelerini kullandı.

Dündar, haftada en az iki gün kasları zorlayan antrenmanların beyin hücrelerini koruyan proteinleri tetiklediğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

Çocuklarda kulakta sıvı birikimi sessiz ilerleyebilir
Çocuklarda kulakta sıvı birikimi sessiz ilerleyebilir
İçeriği Görüntüle

"Kas kütlemizi korumak, kan şekeri dengenizi sağlar. Kaslarımızın bir diğer faydası olan stabil kan şekeri düzeyleri, gün boyu kesintisiz zihinsel odak demektir. Beynimizi korumak ve potansiyelini zirveye taşımak için sadece kitap okumak veya bulmaca çözmek yetmez. Zihnimizin en keskin olduğu anlar, aslında bedeninizin en dirençli olduğu anların birer yansıması. Hareket, sadece bedenin yer değiştirmesi değil, biyolojimizin kendi kendini iyileştirme ve geliştirme dili. Geleceğimize yatırım yapmamız için harekette kalmamız şart."

Kaynak: AA