Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik RÜŞVET/YOLSUZLUK davasının ilk duruşmasının ikincisi dün yapıldı. Önceki gün tutuklu 5 sanık dahil 14 sanık ifade vermişti.
Dün duruşmanın ikinci günü idi. Dün önceki günden daha tenha, tabiri caizse “Bölge Adliye Mahkemesi’nin önünde İN CİN top oynuyordu” desem abartmamış olurum.
Mahkeme salonunda ise yine ön sıralarda CHP Antalya Milletvekilleri. İl Başkanı, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve merkez ilçe belediye başkanlarının bazıları vardı.
Avukatlar tam tekmil yerlerini alırken, sanık yakınları ve CHP’liler salonu tamamen doldurdu. Ayakta izleyici alınmadı. Önceki günkü gibi kapı önünde birikme falan olmadı.

Antalya 6.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hakim Mehmet Özkan dün yine görüntü alınmaması için uyarıda bulundu ve aksini yapanlar hakkında işlem yapılacağını hatırlattı. Bu arada önceki günkü duruşmanın ilk gününde uyarıyı dinlemeyip görüntü çekerek paylaşan 73 kişi hakkında işlem başlatıldığının duyulmasıyla kimse görüntü çekmeye cesaret edemedi.
Nihayetinde tarihi davanın ilk duruşmanın ikinci bölümü saatinde başladı. Beklendiği gibi Muhittin Böcek salona gelirken yine CHP’liler tarafından alkışlandı.
Duruşmanın ilk gününe nazaran dün çok haraketlilik yaşandı. Karşılıklı suçlama ve ithamlar birbirini izledi. Davanın seyrini değiştirecek itirafçılar savunma yaptı. Sinirler gerildi.
Günün ilk savunmasını itirafçı yani Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanan eski Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Tuncay Saruhan yaptı. Saruhan, isnat edilen suçlamaları kabul etmezken verdiği ilk ifadesinin doğru olduğunu belirtti.
Saruhan, Konyaaltı Oriza Park Rezidans olayının detaylarını anlattı ve Muhittin Böcek’in burada bir dairesinin olduğunu söyledi. Ardından dönemin ANTEPE Genel Müdürü İsmail Erdoğmuş’un ile arasında geçen daire alışverişinin detaylarını anlattı.

Güneş Mahallesi’nden 50 bin dolara satın aldığı daire için bir kafede 52 bin dolar teslim etmişi ve sayılan paranın 52 bin 600 dolar çıkması şaşkınlık yarattı. Ayrıca bu konutun kendi üzerine değil emekli bir şoförün üzerine yapıldığını anlattı. Ne hikmetse para teslimleri hep elden yapılmış.
Olayda adı geçen sanık dönemin ANTEPE Genel Müdürü İsmail Erdoğmuş ise bazı taşınmaz işlemleri ve para transferlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Erdoğmuş, Serkan Temuçin’in seçim çalışmaları için 50 bin dolar istediğini ve kendisine bu paralı elden verdiğini söyledi.
Verdiği parayı gere alamayacağını düşündüğü için Temuçin’in daire teklifini kabul ettiğini belirten Erdoğmuş, “Bir arkadaşımı arayıp daireyi onun üzerine yaptık. Sonrada Tuncay’a devrettik” dedi.
Daha sonra Serkan Temuçin savunma yaptı. Temuçin, ilk ifadesini zorlama olmadan verdiğini ifade etti. EKPA İnşaat’tan (Güneş Mahallesi Kentsel Dönüşümü) temelden dükkan aldığını belirten Temuçin, “Sadece kendi alacağım dükkanın pazarlığını yaptım. Parayı parça parça ödedim. Belediye görevim nedeniyle etik olmayacağını düşünerek dükkanı kendi üzerime almak istemedim” ifadelerini kullandı.
Döşemealtı’ndaki bir plan sürecine ilişkin konuşan Temuçin, “Belediyeye katkı olması açısından bağış önerdim. Bu gönüllülük esasına dayalı ve zorlama yoktu” diye konuştu.
Altıntaş bölgesinde faaliyet gösteren müteahhitlerden KONTEV’e bağış talep ettiğini doğrulayan Temuçin, Halil Karaca’nın kendi adını kullanarak fazladan para istediğini öne sürdü.
Bazı sanıklarında savunmalarında daire, dükkan alım satımlarındaki ödemeleri elden yapmaları, alımı satımı yapılan dairelerin üçüncü şahıslar üzerine yapılması kuşku uyandırdı.
Sinirlerin gerildiği an ise Tuncay Kaya’nın savunması oldu. Kaya, “Tutuklandıktan sonra itirafçı olmam konusunda haber gönderildi, ben de dilekçe ile bu talebi yerine getirdim. Bana yöneltilen suçlamaları kabul ettim. Mecburen üç kişinin daha ismini vererek para aldığımı iddia ettim. Hem ben hem de eşimin tahliye olması için suçlamaları kabul etmem gerektiği söylendi. Ben aslında YALAN SÖYLEDİM. Bunun izcinde Ramazan K., Fikret B. ve İbrahim T.’den özür dilerim, haklarını helal etsinler” ifadelerini kullandı. İTİRAFÇI OLDU İFTİRACI!
İddia makamındaki Cumhuriyet Savcısı, “Sizi kim zorladı isim verin. Bu ifadeniz ile suç işlediğiniz farkında mısınız. ” sorunca “İsimleri bilmiyorum” yanıtı verdi. Savcı, Kaya hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na yalan beyandan suç duyurusu yapılmasını talep etti.
Bu gelişme bana, “Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar” atasözünü ile “Ben bir yalan uydurdum. Duma duma dum. Kırmızı mum. Ben dedemin sakalına kondurdum. Dolapta pekmez. Yala yala bitmez. Ayşecik cik cik cik” tekerlemesini hatırlattı.
Davadaki kilit isimlerden kuyumcular da savunmasını yaptı ve yaşananları tek tek anlattı. Resul Kuyumculuğun sahibi Ertan Karamık’ın ifadeleri sanık Serkan Çavdar ve babası Tayfun Çavdar arasında tartışmaya hatta AVUKATIN RÜŞVET TEKLİFİ iddiasına kadar uzandı.
Bu bölümde para alışverişinde paranın asıl sahibinin Gökhan Böcek olduğu ve onun isteği üzerine HURDA ALTIN satışı olarak gösterilip fatura edildiği anlatıldı.
Dün toplamda 14 kişi savunma yaptı. Bir önceki gün de 14 kişi savunma yapmıştı. Yani bugün 13 kişi daha savunma yapacak ve ara karar verilecek. Benim gördüğüm para trafiği, dükkan ile konut alım satımı, birilerinin üzerine tapu alınması davanın seyrini değiştirecek gibi.
Dün yaşananları anlatmaya çalıştım. Bir dip not olarak ise davayı takip eden CHP’lilerin gerçekleri öğrenmek yerine kendilerini birilerine gösterme telaşında olduklarını gözlemledim. Bunun en bariz kanıtı da iki gündür salonda yaşananlar ve merdivenlerde çektirilen toplu fotoğraflardır.
Velhasıl velkelam; bugün duruşmanın üçüncü gününde merakla beklenen tahliye olup olmayacağı. Bekleyip göreceğiz!