Fazla tuz tüketimi dünya genelinde milyonlarca insanın sağlığını tehdit eden önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.

Araştırmalar her yıl yaklaşık 1,89 milyon ölümün aşırı tuz tüketimiyle ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor. Günlük yaşamda fark edilmeden tüketilen işlenmiş ve paketli gıdalar ise tuz alımının en önemli kaynakları arasında bulunuyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Uzm. Dr. Bahtışen Güven, tuzun vücut için gerekli bir mineral olduğunu ancak fazla tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini vurguladı.

Vücudun sıvı dengesinin düzenlenmesinde ve sinir iletiminde önemli rol oynayan tuzun, önerilen miktarın üzerinde tüketildiğinde özellikle kalp, damar ve böbrek sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu aktaran Güven, Dünya Sağlık Örgütü'nün yetişkinler için günlük tuz tüketimini en fazla 5 gram olarak önerdiğini, Türkiye'de yapılan "SALT Türk-1" çalışmasında ise kişi başı günlük tuz tüketiminin yaklaşık 18 gram olarak tespit edildiğini ifade etti.

Güven, farkındalık çalışmaları sonrasında gerçekleştirilen SALT Türk-2 araştırmasında ise bu miktarın yaklaşık 15 grama gerilediğini ancak hala önerilen düzeyin oldukça üzerinde olduğuna işaret ederek, "Toplumda tuz tüketiminin önemli bir bölümü sofrada eklenen tuzdan değil, işlenmiş ve paketli gıdalardan kaynaklanıyor. Toplam tuz tüketiminin yaklaşık yüzde 75'i bu tür ürünlerden alınıyor. Bu nedenle tuz tüketimini azaltmaya yönelik çabaların yalnızca yemeklere eklenen tuzu kısmakla sınırlı kalmaması, özellikle hazır ve işlenmiş gıdaların tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

"TANSİYON İLAÇLARININ ETKİSİNİ AZALTABİLİYOR"

Aşırı tuz tüketiminin öncelikle tansiyonun yükselmesine neden olduğunu belirten Güven, şunları kaydetti:

"Tuz vücutta su tutulmasına yol açarak dolaşımdaki kan hacmini artırıyor ve kalbin daha fazla çalışmasına neden oluyor. Bu durum damarlarda direncin artmasına ve zamanla damar duvarında hasar oluşmasına yol açabiliyor. Uzun vadede kalp-damar hastalıkları, inme ve böbrek yetmezliği riski artıyor. Fazla tuz tüketimi bazı hastalarda tansiyon ilaçlarının etkisini azaltabiliyor ve tedaviye direnç gelişimine neden olabiliyor."

Güven, yüksek tuz alımının böbreklerde glomerüler basıncı artırarak zamanla kalıcı fonksiyon kaybına yol açabildiğini, insülin direncini artırabildiğini ve leptin düzeylerindeki artışla özellikle karın bölgesinde yağlanmayı destekleyerek metabolik hastalıklar açısından risk oluşturduğunu belirtti.

Aşırı tuz kullanımının başka hastalıklara da yol açabileceğine değinen Güven, şu ifadeleri kullandı:

"Yüksek tuz alımı kemiklerden kalsiyum kaybını artırarak osteoporoz riskini yükseltebiliyor, idrarla kalsiyum atılımının artması ise böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlıyor. Tuz, damar yapısını bozarak damar sertliği ve hipertansiyon gelişimine katkı sağlıyor, bu da uzun vadede beyin dolaşımını etkileyerek demans ve inme riskini artırıyor. Tuz tüketimi bazı kulak hastalıklarını da olumsuz etkiliyor. Özellikle Meniere hastalığı olan bireylerde tuz alımının sınırlandırılması önem taşıyor. Fazla tuz tüketimi vücutta su tutulmasına neden olarak iç kulakta basınç artışına yol açıyor. Bu durum baş dönmesi, denge bozukluğu ve kulakla ilgili şikayetleri artırabiliyor."

"TUZ AZALTIMI KADEMELİ YAPILMALI"

İftarda tüketilen şalgam, mideyi destekliyor
İftarda tüketilen şalgam, mideyi destekliyor
İçeriği Görüntüle

Güven, tuz tüketiminin azaltılmasının kalp ve damar sağlığı açısından önemli kazanımlar sağlayabileceğini, tuz miktarının yaklaşık yüzde 50 oranında azaltılmasının, kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 17, inme riskini ise yüzde 23 oranında düşürdüğünü anlattı.

Tuz azaltımının kademeli yapılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Güven, damak tadının zaman içinde daha az tuzlu gıdalara uyum sağlayabildiğini, özellikle çocukluk döneminde düşük tuzlu beslenme alışkanlığının kazanılmasının ilerleyen yaşlarda sağlıklı yaşam için kritik rol oynadığını vurguladı.

Market alışverişlerinde gıdaların tuz içeriğine dikkat edilmesi gerektiğini aktaran Güven, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ürün etiketlerinde yer alan sodyum miktarının yaklaşık 2,5 ile çarpılmasıyla ürünün tuz miktarı hesaplanabiliyor. Besin etiketlerinde 100 gram üründe 0,6 gram sodyum bulunması yaklaşık 1,5 gram tuza karşılık geliyor ve bu yüksek tuz içeriğini gösteriyor. 100 gramda 0,1 gram sodyum bulunması ise düşük tuz içeriğini ifade ediyor. Günlük hayatta tuz alımını artıran gıdalar arasında turşu, ketçap, hardal ve soya gibi soslar yer alıyor. Salamura ürünler olan zeytin, turşu ve peynir de yüksek tuz içeriğine sahip besinler arasında bulunuyor. Özellikle sosis, sucuk ve pastırma gibi işlenmiş ürünlerin tüketiminde dikkatli olunması gerekiyor."

Güven, günlük tuz tüketiminin yetişkinlerde yaklaşık 5 gramla sınırlandırılması, çocuklarda ise bu miktarın 3-4 gram civarında olması gerektiğini aktardı. Hipertansiyon ve böbrek hastalığı bulunan bireylerde bu oranın yaklaşık 3 gram düzeyinde tutulmasını öneren Güven, sporcularda terleme miktarına bağlı olarak ihtiyacın farklılık gösterebileceğini, yüksek tansiyon, ödem, aşırı susama, fazla su tüketme ve sık idrara çıkma gibi durumların yüksek tuz alımının işaretleri olabileceğini kaydetti.

Kaynak: AA