İran’ın BM Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, BM Genel Kurulu’nda konuştu. Konuşmasında, BM Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını yürüten Bahreyn’in, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği için koordineli "savunma önlemleri" çağrısı içeren karar taslağına sert tepki gösteren İrevani, "Beyanımı sunmadan önce, Genel Kurul Başkanı sıfatıyla yaptığınız taraflı ve tek yanlı açıklamaya İran’ın güçlü itirazını ve derin endişesini dile getirmek isterim. Bu açıklama, görevinizin yetki ve sorumluluk sınırlarını aşarak mevcut durumun temel nedenlerini göz ardı etmiş ve bir üye devlete yönelik asılsız suçlamalar içermiştir. Bu makamda bulunan herkes için geçerli olan tarafsızlık ilkesi, Birleşmiş Milletler Şartı’nın ruhu ve Genel Kurul iç tüzüğünden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, Genel Kurul’un tarafsızlığına ve itibarına zarar verebilecek tutumlardan kaçınılması gerekmektedir. Bu toplantıda ülkemize yönelik dile getirilen asılsız ve siyasi gerekçelerle ortaya atılan iddiaları kesin bir dille reddediyoruz. Bu iddialar, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü yasa dışı ve saldırgan savaşı örtmeyi amaçlamaktadır. Güvenlik Konseyi’nin saldırganlara atıfta bulunmaması, uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluğunu yerine getirmede yetersiz kaldığını göstermektedir. Uluslararası hukuka göre Güvenlik Konseyi, yetkilerini Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkeleriyle uyum içinde kullanmakla yükümlüdür. Bu ilkelerden sapılması, alınan kararların hukuki geçerliliğini ve ahlaki otoritesini zayıflatacaktır" dedi.
Karar tasarısının Çin ve Rusya tarafından veto edilmesine de değinen İrevani, "Karar tasarısının Çin ve Rusya tarafından veto edilmesi zamanında, yerinde ve gerekli bir adımdı. Söz konusu metin tek taraflıdır ve krizin asıl nedeni olan, 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail tarafından İran’a karşı başlatılan yasa dışı ve saldırgan savaşı görmezden gelmektedir. Böyle bir metnin kabul edilmesi, kıyı devletlerinin egemen haklarını zayıflatacak, Birleşmiş Milletler Şartı’na zarar verecek ve gerilimin tırmanma riskini artırarak tehlikeli bir emsal oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.
ABD’YE "ABLUKA" TEPKİSİ
ABD’nin Hürmüz Boğazı’na yönelik adımlarını da eleştiren İrevani, "ABD’nin son dönemde attığı hukuka aykırı adımlar, Hürmüz Boğazı’nda deniz ablukası dayatma girişimi de dahil olmak üzere, bu karar tasarısının dayandığı sorunlu yaklaşımı açıkça ortaya koymaktadır. Bu adımlar gerilimi artırmış, deniz güvenliğini ve uluslararası ticareti tehdit etmiştir. İran, BM Şartı ve uluslararası hukuka bağlı sorumlu bir devlet olarak, Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde seyrüsefer serbestisi ile deniz güvenliğini her zaman gözetmiştir. İran, Hürmüz Boğazı’na kıyıdaş bir ülke olarak, onlarca yıldır yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getirmiş, deniz ulaşımının güvenliğini ve serbest geçişini teminat altına almıştır. Uluslararası hukuk çerçevesinde, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin güvenli şekilde sürdürülmesi için gerekli ve ihtiyati tedbirleri almıştır. Bu tedbirler, gemilerin kesintisiz ve güvenli geçişini sağlamak ve bu su yolunun saldırganlar ile onlara bağlı unsurlar tarafından düşmanca ya da askeri amaçlarla kullanılmasını engellemek amacıyla alınmıştır" ifadelerini kullandı.
ABD’nin Hürmüz Boğazı'na yönelik deniz ablukasına tepki gösteren İrevani, "ABD tarafından ilan edilen deniz ablukası, İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir ihlaldir. Bu girişim, BM Şartı’nın güç kullanma ve güç tehdidini yasaklayan hükümlerinin açık ihlali niteliğindedir ve uluslararası hukuk açısından açık bir saldırı eylemi olarak değerlendirilmektedir. ABD, İran limanlarına yönelik deniz trafiğini engellemeye çalışarak İran’ın egemenlik haklarına hukuka aykırı şekilde müdahale etmekte, aynı zamanda üçüncü ülkelerin haklarını ve meşru deniz ticaretini ihlal etmektedir. ABD, bu uluslararası hukuka aykırı eylemin tüm sonuçlarından, bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere, tam sorumludur. Basra Körfezi ve Umman Denizi’nde, özellikle kıyı devletlerinin karasuları içinde yer alan Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisi ve deniz güvenliğinin sağlanması ancak bu devletlerin egemenliği ve egemenlik haklarına tam saygı gösterilmesiyle mümkündür. Bu nedenle Hürmüz Boğazı ve bölgede kalıcı istikrar ancak saldırıların sona erdirilmesi ve İran’ın meşru hak ve çıkarlarına tam saygı gösterilmesiyle sağlanabilir" ifadelerini kullandı.
"SİVİL ALTYAPILAR KASITLI VE AYRIM GÖZETMEKSİZİN HEDEF ALINDI"
İrevani, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar boyunca hukuki, ahlaki ve insani tüm sınırların ihlal edildiğini belirterek, "Yerleşim alanları, okullar, hastaneler, sağlık merkezleri, havaalanları ile spor, kültürel ve tarihi mekanlar dahil olmak üzere sivil altyapılar kasıtlı ve ayrım gözetmeksizin hedef alınmış, uluslararası insancıl hukuk ihlal edilmiş ve savaş suçları işlenmiştir. Ayrıca ABD, Basra Körfezi bölgesindeki ülkelerde bulunan askeri üs ve tesisleri kullanmıştır. Mevcut bulgular, bu üslerdeki askeri hareketlilik ve operasyonel hazırlıkların, İran’ın daha önceki uyarılarına rağmen, İran’a karşı yasa dışı askeri saldırıların planlanması, hazırlanması, teçhiz edilmesi ve icrası amacıyla yürütüldüğünü göstermektedir. İran, bu gelişmeleri ilgili belgelerle birlikte BM Güvenlik Konseyi’ne rapor etmiştir" dedi.
DİPLOMATİK ÇABALARA VURGU
Arabuluculuk girişimlerine de değinen İrevani, "İran, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan’ın yürüttüğü çabalar ile Çin ve Rusya’nın girişimleri başta olmak üzere, bu yasa dışı ve temelsiz savaşın kalıcı olarak sona ermesine katkı sağlayabilecek her türlü güvenilir diplomatik girişimi memnuniyetle karşılamakta ve desteklemektedir. Kalıcı bir çözümün, saldırıların kesin ve geri döndürülemez şekilde sona erdirilmesini garanti altına alması ve tekrarının önlenmesine yönelik güvenilir ve doğrulanabilir güvencelere dayalı adil ve kalıcı bir barışı tesis etmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, özellikle Pakistan hükümetine yapıcı arabuluculuk rolü ve bu önemli görüşmelere ev sahipliği yapmaları nedeniyle teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
"MÜZAKERELERE İYİ NİYETLE KATILDIK"
İran’ın ABD ile Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yürütülen müzakere sürecine yaklaşımına da değinen İrevani, "İran, ABD’nin diplomasiye yönelik tekrarlanan ihlallerinden kaynaklanan derin güvensizliğe rağmen müzakerelere iyi niyetle katılmış ve temkinli iyimserliğini sürdürmektedir. ABD’nin akılcı ve yapıcı bir yaklaşım benimsemesi ve uluslararası hukuka aykırı taleplerden kaçınması halinde, bu müzakerelerin anlamlı bir sonuç doğurabileceğine inanıyoruz" dedi.
İHA




