Adam tam bir sırıtkan.
Nereye gitse aynı şekilde sırıtıyor.
Kiminle görüşse aynı surat.
Kiminle tokalaşsa aynı yüz ifadesi.
Yılışık tip.
Sırıtkan Miço.
Ve bize karşı da hep iki yüzlü.
Hatta binbir surat.
Bir öyle bir böyle.
Güvensiz.
Burada başka şeyler söylüyor başka bir yerde başka bir şey söylüyor.
Samimi değil.
İçten pazarlıklı.
Hasit.
Bize karşı sürekli hep bir alavere dalavere peşinde.
Yüzsüz.
Sırıtkan Miço.
Yunanistan başbakanı denen adamdan bahsediyorum.
İyi komşuluk ifadeleri var.
Dostluktan, tarihi işbirlikten falan bahsediyor konuşurken.
Doğrudur.
Dört yüz yıla yakın uzun yıllar Yunanistan'ı biz yönettik büyük Osmanlı olarak.
Sonra tarihi ömrünü tamamlayan Osmanlıyı, el ele vererek parçaladılar batılılarla birlikte.
İşte ne olduysa ondan sonra oldu.
Bu sırıtkan Miçonun dedeleri büyük bir katliama girişerek Mora yarımadasından Girit'e, Rodos'tan Kıbrıs'a kadar Ege adalarında ki tüm Türkleri öldürdüler.
Soykırım uyguladılar.
Katliam yaptılar.
Kıbrıs'ı '74 zorla kurtardık ellerinden.
Şimdi bu da dedeleri gibi Batı'nın şımarık, yüzsüz, haylaz çocuğu olarak onların etekleri altına sığınarak ve güvenerek bize karşı hezeyan içinde.
Bugün başka yarın başka.
Yanımıza geldiğinde başka ülkesine döndüğünde başka.
Tam bir fırıldak.
Suratında zaten meymenet yok.
Sırıtkan Miço.
Sözde gülerek sözde samimi pozlar vererek içtenliğini göstermek istiyor.
Oysa biz onun bu sözde gülümseyen yüzünün bir maske olduğunu biliyoruz.
O sırıtkan ifadelerin altında hinoğlu hinlik olduğunun farkındayız.
Bize iyi komşuluktan bahseder ülkesine döner dönmez:
"Ege'de hükümranlığımız adalar üzerinden yürür ve on iki mildir" der.
Yani, bize gelip nabız yokluyor aklınca.
İsrail ile bize karşı ittifak yaptığını bilmiyoruz sanki.
Sırıtkan Miço.
Güvenilmez adam.
Dün "İki ülke arasında güven artırıcı önlemler" kararı alınmış, konuşulmuş.
Bu Yunanlıyla mı?
İki yüzlü Miçotakis ile mi?
Siyasi cambaz.
Niye geldiyse artık?
Bize geldi fikrimizi öğrendi gitti.
Burada konuştu, birşeyler söyledi ya, hiç birine inanmayın.
Yarın gider ülkesinde bambaşka şeyler söyler.
Çünkü bundan sonra ki akıl hocası Netanyahu oldu.
Batıya karşı bizi şikâyet eder.
Huyları böyle.
Bunların hokkabaz bir dışişleri bakanı var ki, Dendias denen korkak sünepe adam, nereye gitse bizi karalıyor.
Türk korkusu bunların iliklerine işlemiş.
Dede'den toruna onlara miras bu korku.
Zaten bu Türk korkusu onlara yeter.
Bir olumsuz durumda Atina'ya kadar gitmeye bile gerek yok.
Ankara'dan durup onlara karşı gür bir sesle :
"Hööööttt..." dense ne yaparlar acaba?