Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ev sahipliğinde Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen Rami Çocuk ve Sanat Bienali'nin açılışına katıldı.
Burada konuşan Emine Erdoğan, Rami Kütüphanesi gibi tarihi bir mekanda düzenlenen bienali organize ettiği için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, paydaşlarına ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Emine Erdoğan, bir toplumun ufkunu genişleten şeyin birlikte hayal edebilme yeteneği olduğunu belirterek, hayal gücünün medeniyet gücü anlamına geldiğini söyledi.
Gökyüzünde ilerleyen uçaklar, dünyayı birbirine bağlayan internet ve uzayın derinliklerine yapılan seyahatlerin bir hayal tohumunun filiz vermesiyle mümkün olduğunu dile getiren Erdoğan, "Yani uçaktan önce uçmanın, internetten önce görünmez ağların, uzay mekiklerinden önce atmosferin dışına çıkmanın hayali vardır." sözlerini sarf etti.
Erdoğan, insanlık tarihine yön vermiş keşiflere bakıldığında, insanı hayrete düşürmesi gereken şeyin bir insanın bunları hayal edebilme kapasitesi olduğunu söyledi.
Hayal etme yeteneğinin çocuklukta kazanıldığına dikkati çeken Erdoğan, "Çocuk zihni, birbirinden harika hayal mahsullerinin yetiştiği bir bahçeye benzer. İşte bu yüzden, bizim vazifemiz bu bahçenin toprağını zenginleştirmektir. Çünkü biliyoruz ki hayalin olmadığı yerde, sonu tükenişe varan bir tekrar başlar." diye konuştu.

"ÇOCUKLARI EDEBİ DEĞERİ OLAN KİTAPLARLA TANIŞTIRMALIYIZ"
Erdoğan, hayal gücünün beslenmesiyle ortaya yeni ihtimaller, dünyalar ve gerçeklikler çıktığını belirterek, "Bu yüzden çocukları, edebi değeri olan, onların potansiyelini harekete geçirecek, zihinsel sıçramalar yaptıracak nitelikli kitaplarla tanıştırmalıyız. Çünkü edebiyat, hayatı seyrettiğimiz bir penceredir. Çocuklar, hayatla ilgili ilk izlenimlerini okudukları kitaplarla oluştururlar. Edebi niteliği yüksek bir kitap, çocuğu sadece eğlendirmez, onu hayata da hazırlar. Çocuk okuyarak ana dilini yetkin kullanmayı öğrenir. Kelime dağarcığı genişledikçe ifade gücü kuvvetlenir. Soyut düşünme ve akıl yürütme gibi beceriler kazanır." açıklamalarında bulundu.
Resimli kitapların çocukları edebiyatla, sanatla ilk kez tanıştıran çok önemli enstrümanlar olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Siz çocuğa resimlerin altındaki metni okurken çocuk, sayfalardaki resimlerden kendine duru bir vicdan inşa edecek doneler toplar. Mesela, tekerlekli sandalyesini ittiği arkadaşıyla kahkaha atan çocukların dostluğunun resmedildiği bir sayfada sevginin farklılıkları sildiğini görür. Bir sofraya birlikte oturmuş dede, nine, anne, baba ve kardeşlerin yüzlerindeki tebessümlerden aile olmanın huzurunu hisseder. Yerde yatan yaralı bir kediye doğru eğilen çocuğun bakışındaki hüzün, hayvanların acılarına empati geliştirmesini sağlar. Böylelikle, hayatta yolunu bulabileceği manevi haritaları olur. Duygusal zekası gelişmiş, toplumsal duyarlılığı sağlam, vicdan pusulasıyla yol alan bir insan olarak büyür." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, çocuğa verilen her kitabın ona kimlik kazandırdığını, kitaptaki kahramanların yeri geldiğinde çocuğun en iyi arkadaşı, rol modeli, öğretmeni olduğunu söyledi.
"BİZİM HER BİRİ EVRENSEL BİR SİMGE OLAN KENDİ KAHRAMANLARIMIZ VAR"
Çocukların bu kitap kahramanlarıyla, hiç bilmedikleri coğrafyalara seyahat ettiklerini, ağaçların, kuşların dile gelip konuştuğu büyülü ormanlardan geçip, maceradan maceraya atıldıklarını kaydeden Erdoğan, "Bugün birçok çocuğumuz bu maceralara maalesef çeviri kitaplarla atılıyor. Haliyle başka bir kültürün insana bakışı, yaşam tarzı ve değerleriyle kodlanıyorlar. Ben en başta bir anne, bir anneanne ve bir babaanne olarak, bilhassa çocuk kitaplarının kendi kültür dünyamızın ürünleri olması gerektiği kanaatindeyim." dedi.
Erdoğan konuşmasına şu sözlerle devam etti:
"Şu bir gerçek ki, taşıma suyla değirmen dönmez. Bizim her biri evrensel bir simge olan kendi kahramanlarımız var. Ama onları yeteri kadar kitap sayfalarında, çizgi filmlerde, bilgisayar oyunlarında ya da dijital dünyada göremiyoruz. Katip Çelebi'den Piri Reis'e, Mevlana'dan Itri'ye, arkalarında büyük insanlık mirasları bırakmış nice eşsiz şahsiyet, modern bir anlatıyla yeniden dünya sahnesine çıkmayı bekliyor. Evlatlarımız yarım yamalak bir Türkçe konuşan çeviri bir karakterle değil, Dede Korkut'la bağ kurabilmeli. Nasreddin Hoca'nın pratik zekasından, nüktelerinden hikmet dersleri alabilmeli. Adaleti Battal Gazi'den, bilgeliği Mevlana'dan, keşfetmeyi Evliya Çelebi'den öğrenmeli. Bu gayrette olan edebiyatçılarımız, sözlü kültür mirasımızı, 'çocuğa göre' ilkesiyle yeniden yorumlayıp yazıyor, ortaya harika eserler çıkarıyorlar. Onlara gerçekten bir gönül borcumuz var."
Söz konusu yerli eserlerin sayısının kat be kat artması temennisinde bulunan Erdoğan, "Çünkü tüm o masallar, destanlar, öyküler, asırlardır bu coğrafyada kurulmuş hayallerin ve görülen düşlerin hafızasıdır. Fakat bu noktada bizlere de önemli ödevler düşüyor. Bilhassa ailelerimiz, mutlaka çocuklarını Türk edebiyatına teşvik etmeliler. Çocuklarını güvenebilecekleri kahramanlara emanet etmeliler. Çünkü küreselleşmenin ne yazık ki kültürleri tek potada eritme gibi bir yan tesiri var. Yabancı kitapların satır aralarında çocuklarımızı hangi değerlerin, kodların, referansların beklediğini tam olarak bilmiyoruz. Unutmayalım ki, kendi hikayesini çocuklarına anlatamayan toplumlar, başkalarının hikayelerinde kaybolur. Ve bir medeniyet çocuklarına kendi kahramanlarını sunabildiği ölçüde varlığını sürdürebilir." diye konuştu.
Erdoğan, insanın acısıyla tatlısıyla, çocukluğunu hayatı boyunca içinde taşıdığını belirterek, bugünün çocuklarının dünyaya ekranlar aracılığıyla bakmasını eleştirdi.
"EKRANLAR YERİNE RESİMLİ KİTAPLAR VEREREK, ÇOCUKLARI DİJİTAL İSTİLAYA KARŞI KORUYABİLİRİZ"
Günde 8 saate varan, hatta kimi zaman 8 saati bile aşan ekran süresinin, çocuklara tahminlerin ötesinde büyük zararlar verdiğini, gelişimsel gecikmelere yol açtığını, motor becerileri gelişimi olumsuz etkilediğini söyleyen Erdoğan, bu durumdaki çocukların kelime dağarcıklarının kısıtlı, anlam dünyalarının zayıf olduğunu, obezite, diyabet gibi kronik rahatsızlıklara yakalandığını anlattı.
Erdoğan, ekran bağımlısı çocukların, bilgisayar oyunları, sosyal medya gibi davranış bağımlılıklarının kurbanı olduklarını ifade ederek, "Tabii bununla beraber, siber zorbalık, şiddet içerikleri, nefret söylemleri, sapkın ideolojiler ve çevrimiçi istismar gibi türlü türlü risklerle de karşılaşıyorlar. Biliyor musunuz, bu son derece karmaşık sorun yumağı, aslında çok masum görünen bir adımla başlıyor. Oyalanması ya da uslu durması için çocuğun eline tutuşturulan telefon, onunla ekranlar arasında kopmaz bağlar kuruyor. Halbuki çocuklara ekranlar yerine resimli kitaplar versek, çocukluk denilen anavatanı bu dijital istilaya karşı pekala koruyabiliriz. Onlara kitaplar aracılığıyla zengin bir anlam dünyası kurabiliriz." şeklinde konuştu.
Çocuğa okuma alışkanlığının tavsiye ederek değil, örnek olarak kazandırılabileceğinin altını çizen Erdoğan, "Kitapla haşır neşir anne babaları, abi ablaları gören çocuklar da ister istemez benzer bir temayül geliştirir. Doğrusu ben, aile içinde okuma saati etkinlikleri yapmanın hem aile bireyleri arasındaki iletişimi güçlendirmede, hem de zamana ve hayata anlam katmada çok etkili olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bugün çok şükür ülkemizde, Millet Kütüphanesi gibi, içinde bulunduğumuz Rami Kütüphanesi gibi, birbirinden güzel, zengin koleksiyonlara sahip kütüphanelerimiz var. Ailece kütüphanelere gitmek, çocuklara kütüphane görgüsü kazandırmak, kitabın kokusuyla, sayfalara dokunmanın bıraktığı hisle dopdolu anılar hediye etmek bizlerin elinde. Lütfen, bu çabayı gösterelim. Çocuklarımızı kitapların büyülü dünyasından mahrum etmeyelim. Unutmayalım ki hayal tohumlarından sadece bilimsel keşifler çıkmaz. Savaşların bittiği, adaletin herkesin payına düştüğü, evrensel değerlerin herkes için geçerli olduğu barış dolu bir dünya da bunu hayal edebilenlerle kurulabilir. O halde, çocukları tertemiz hayaller kurabilecekleri, erdemlerle dolu bizden hikayeler ve bizden kahramanlarla tanıştıralım."
Tüm aileleri bienali ziyaret etmeye davet eden Erdoğan, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.
"ÇOCUK KİTABI, SANATIN ÇOCUKLA KURDUĞU EN ERKEN TEMAS"
Törende konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da kitapların bir çocuk için dünyayı tanımanın en zarif yollarından biri olduğunu, çocukların kelimeleri tam öğrenmeden önce de görerek ve hissederek anlam kurduğunu söyledi.
Bir çocuğun eline verilen nitelikli bir kitabın, onun iç dünyasına incelik, dikkat, merak ve estetik duyarlılık taşıdığını belirten Bakan Göktaş, "Bu nedenle çocuk kitabı, sanatın çocukla kurduğu en erken ve en güçlü temaslardan biridir. Bugün açılışını yaptığımız Çocuk ve Sanat Bienali de tam olarak bu temasın değerini görünür kılıyor." diye konuştu.
Bakan Göktaş çocuk politikalarının merkezinde, her çocuğun güvenle büyümesi, kendini ifade edebilmesi, yeteneklerini keşfetmesi ve emin adımlarla hayata hazırlanması anlayışı olduğunu anlatarak, "Bu inançla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çocuklarımızın korunduğu ve aile yapımızın güçlendiği bir sosyal hizmet anlayışını her geçen gün daha da ileri taşıyoruz. Çocuklarımızın aile yanında, sevgiyle büyümesi için koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi güçlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Çocukların yaş ve gelişim düzeyine uygun, nitelikli içeriklere erişimini öncelikli bir mesele olarak gördüklerini dile getiren Bakan Göktaş, "Bu hafta Meclis'te 15 yaş altı sosyal medyaya ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdik. Hiç şüphesiz, çocuklarımıza güvenli bir dijital dünya sunmak için hayata geçirdiğimiz bu düzenleme önemli bir adımdır." dedi.
"ÇOCUKLARIMIZIN DÜNYAYI YENİDEN YORUMLADIĞI BİR ZEMİN OLARAK TASARLANDI"
Törene eşi Pervin Ersoy ile birlikte katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise konuşmasında, bienalin yalnızca bir sanat etkinliği olmadığını belirterek, "Aynı zamanda bir hayal kurma alanı, bir öğrenme yolculuğu ve çocuklarımızın dünyayı yeniden yorumladığı bir zemin olarak tasarlanmıştır. 'Renkliyse Gerçektir' sloganıyla yola çıkan bu önemli organizasyon, resimli çocuk kitaplarının iki boyutlu dünyasını üç boyutlu bir deneyime dönüştürerek kitabı yaşayan bir hale dönüştürmektedir." ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, bienalde ayrıca zengin bir programın katılımcıları beklediğini kaydederek, "300'ün üzerinde atölye, panel ve etkinlikle bu organizasyon, yalnızca çocukları değil aileleri de kültürel etkinliklerin aktif bir parçası haline getirmektedir. Bu bienalin birçok başlıkta mesajları da olacak. Yeşilay iş birliğiyle yürütülen farkındalık çalışmaları ve eğitim projelerinin çocuklarımızın sağlıklı ve bilinçli bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamasını hedefliyoruz." diye konuştu.
Törende Çok Genç Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Melike Günyüz de bir konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Bakan Göktaş günün anısına Emine Erdoğan'a diorama sanatıyla hazırlanmış bir eser hediye etti.
"Rami Çocuk ve Sanat Bienali Başlar" kısa film gösterimiyle başlayan tören, aile fotoğrafı çekimi ve kurdele kesimiyle sona erdi.
Emine Erdoğan törenin ardından Rami Kütüphanesi yerleşkesindeki deneyim, atölye ve masal alanlarını ziyaret etti.
Açılış programına milletvekilleri, bürokratlar, bienalin sponsorları, iş insanları, sanat ve edebiyat dünyasından öne çıkan isimler, öğretmenler ve öğrenciler de katıldı.
RAMİ ÇOCUK VE SANAT BİENALİ
Bienalde, birbirinden farklı ve tematik enstalasyon, interaktif sergi ve dijital deneyim alanları arasında Sıfır Atık Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen "Hayatı Dönüştürmek Bizim Elimizde" temalı deneyim alanı yer alıyor.
Sıfır atık bilincinin sanatla buluştuğu bu alanda, atığın bir son değil bir dönüşümün başlangıcı olduğu, günlük yaşamda işlevini yitirmiş olarak görülen organik atıkların toprağa karışarak yeni bir yaşamın parçasına dönüştüğü mesajı farklı bir yöntemle anlatılıyor.
Rami Çocuk ve Sanat Bienali boyunca, "Işıldayan Masallar" sergisi, ödüllü illüstrasyon seçkileri, "Kitabın Serüveni" deneyim alanı, sessiz kitap sergisi, Dede Korkut kutu oyunları gibi benzersiz alanlar Rami Kütüphanesi'nde 15 Haziran’a kadar tüm çocukların ve sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
“Renkliyse Gerçektir” mottosuyla hayat bulan Rami Çocuk ve Sanat Bienali; çocukların düş gücünü, dokunulabilen ve yaşanabilen bir sanat alanına dönüştürüyor.
— Emine Erdoğan (@EmineErdogan) April 25, 2026
Kitapların büyülü dünyasını deneyimleyen çocuklarımız, ne mutlu ki kendi kültürümüzden hikâyeler ve kahramanlarla da… pic.twitter.com/kIxy1Lo9nk




