Öyle dejenere olmuşuz ki para kazanmak için başvurulmadık iş, yol kalmamış.
Helal kazanma rafa kalkmış.
Dürüst olmak aptallık sayılır olmuş.
"Paramız olsun da nasıl olursa olsun" düşüncesi öne çıkmış hâlde.
Böyle olunca da kara para devreye giriyor.
Yasa dışı bahis üzerinden yani kumar sayılan işlemler ile para kazanılıyor.
Ancak kumara kendini kaptıranlar kazanmıyor.
Kazananlar sadece o sistemi kuranlar.
Yolsuzluk ve rüşvet üzerinden servet yapanlar en büyük zararı devlete veriyorlar.
Millete veriyorlar.
Hak edilmeyen paralar ile rüşvet verenler ve alanlar artık sorgulanıyor, yargılanıyor ve bunları yapanlar hakkında iddialar hazırlanıyor.
Yaptıkları yanlarına kâr kalmıyor.
Kalmamalı.
Devlet yeni bir oluşum içine girdi.
Müdahale ediyor.
Soruyor.
Uyuşturucu üzerinden para kazanma cazip hale gelmiş durumda.
Birkaç yılda zengin olunmuş.
Köşe dönülmüş.
Servet sahibi olunmuş.
Sıradan bir insan durumundayken birkaç yılda iş adamı olmuşlar.
Çalışılmadan kazanılan paranın kaynakları araştırılınca o ünlenen, şirket sahibi olan, iş adamı ünvanına kavuşan kişi ve kişilerin kara para aklanması ile öne çıktıkları görülünce devlet devreye girmiş.
"Nereden buldun?" diye sormuş.
Soruyor.
Araştırıyor.
Banka hesaplarındaki para durumlarında ani yükselişler görülmüş.
Devlet soruyor
"Bu parayı nasıl kazandın?"
"Nerede kazandın?"
"Hangi yoldan elde ettin"
"Hangi iş kolunda faaliyet göstererek bu parayı kazandın?"
"Faturan nerede?"
"Maliyeye vergi matrahı ne kadar bildirildi?"
Soruyor.
"Nereden buldun bu kadar parayı?"
"Cevap verin" diyor.
Versinler ama bu güne kadar devlet neden bunlara izin vermiş?
Yasalar mı yetersizdi?
Yeterli deliller mi yoktu?
Yoksa bu köşe dönen kişilerin hata yapmaları mı beklendi?
Öyle veya böyle şimdi devlet hepsinin peşinde.
Tepesinde.
Yolsuzluk ve rüşvetçilerinde...
Yasa dışı bahisçilerinde...
Uyuşturucu tacirlerininde devlet yakalarına yapışıyor.
Sorguluyor ve haklarında iddianame hazırlanıyor.
Helal kazanç kadar tatlı hiçbir şey yoktur.