Evet, günlerden cuma. Bugün günün önemine binaen çok önemli gördüğüm bir konuyu ele alacağım; ‘YALAN’ Biraz detaya girersem “Bir insan neden yalan söyler” mevzusu.

Tüm dünyada büyük bir yalan yağmuru varken, ülkemizde bu yağmur sele dönüşmüş durumda. Hele Antalya’da sıradanlaşmış, iyice kötüleşmiş, çirkinleşmiş bir durum.

Yalan söylemenin ilk nedeni yerel ve kültürel etkiyle büyük bir ayıp gibi görülmemesi ve insanların yalan söyleyerek sonuç alabileceklerini hissetmeleri gibi geliyor bana.

B İ R İ N S A N N E D E N Y A L A N S Ö Y L E R!

Her insan yalan söyler, bunun aksi iddia edilemez ama yalan söyleme hastalığı yıkıcı ve bir virüs etkisi gibi yaygınlaşmış durumda.

Toplumlarda yalancılara “SEN YALANCISIN” diyebilme özgürlüğü yoksa, alt üst ilişkilerinde üstte olanın elinde ölümcül bir silaha dönüşebiliyor YALAN!

B İ R İ N S A N N E D E N Y A L A N S Ö Y L E R! 1

Sonuçta; “Ne kadar kandırırsam o kadar iyi, inanmayan inanmasın boş ver, inananlar bana yeter, biz işimize bakalım” düşüncesi bir salgın gibi yayılıyor. Bu da “UTANMA DUYGUSU”nun yok olmasına yol açıyor.

Günümüzde öyle insanlar var ki yalan söylemeden yaşayamaz hale gelmiş durumda. Hep YALAN söylemeye kendini mecbur hisseder hale gelmişler. Tıpkı uyuşturucu bağımlısı gibi YALAN BAĞIMLISI olmuşlar.

İşin kötü tarafı bu virüs bulaşıcı. YALANCIYLA fazla düşüp kalkarsanız, siz de aynı hastalığa yakalanıyorsunuz. İlk belirtisi ise YÜZSÜZLÜKMÜŞ! Damarlardan biri çatlarmış.

B İ R İ N S A N N E D E N Y A L A N S Ö Y L E R! 2

Sormuşlar meşhur bir yalancıya; “Yalanın ortaya çıkınca hiç utanmıyor musun?” diye. Cevap vermiş yalancı, “Vallahi çok uğraşıyorum ama bir türlü utanamıyorum.” YALANCI bile en az bir kez doğru söylermiş yani!

Şimdi biriniz çıkıp; “Bu YALAN mevzusu nereden çıktı” diye soracak olursa, “Benim son birkaç gündür yazdığım yazılarıma ve gazetede çıkan haberlere bir bakın. Hepsi belgeli. Buna rağmen birileri çıkıp; ‘YALAN’ diyor. Herkes YALANA inanırken ben DOĞRUDAN şaşmıyorum” cevabını veriyorum.

Tatlı bir yalan söylersen 10 kişi seni alkışlar. Acı bir gerçek söylersen 8 kişi sana saldırır. Ama iki kişi sorgulamaya başlar. O iki kişiye selam olsun!” diyor Bertrand Russell, ‘Aylaklığa Övgü’ isimli kitabında.

Hep şunu düşünmüşüdür; “YALAN söyleyenler nasıl bir insandır” diye? Prof. Mustafa Çetiner bu konuyla ilgili yazısında, “Patolojik yalan söyleyenlerin önemli bir bölümünün NARSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU olan kişiler olduğunu görüyoruz” ifadesini kullanmış.

B İ R İ N S A N N E D E N Y A L A N S Ö Y L E R! 3

Narsistlerin temel eksikliği sevgisiz olmaları ve kendilerini karşısındakilerin yerine koymakta yaşadıkları güçlüktür. Ve, narsistik kişilik bozukluğu olanların gerçekle bir ilgileri yoktur.

Ben merkezciliğin ve empati yoksunluğunun zirvesidir NARSİZM. Bu kişiler için genellikle yüksek bir özgüven, abartılı biçimde herkese ve her şeye hakim olduğu algısı yaratmak önemli oluyor.

Yalan ile doğruyu, ahlaklı olan ile ahlaksız olanı ayıran temel ayraçlar bilgi ve sağduyudur. Aslında sağduyunun gelişimi bile bilgiyle ilişkilidir.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar ama sorgulamayan, belleği zayıf, doğru ile yanlışı ayırmaktan uzak kişiler için YALANCININ mumunu söndürmek yatsı olduğunda bile kolay değildir.

B İ R İ N S A N N E D E N Y A L A N S Ö Y L E R! 4

Arthur Schopenhauer; “Yıkmak düzeltmekten, yalan söylemek ispatlamaktan daha kolaydır” demiş. Hakikaten YALANCININ söylediğinin YALAN olduğunu, yazdığımın DOĞRU OLDUĞUNU ispatlamak için GÖBEĞİM ÇATLIYOR!

Aristo’ya sormuşlar; “Yalan söylemekle ne kaybederiz?” diye. “Doğruyu söylediğiniz zaman bile karşınızdakini inandıramamayı” diye cevap vermiş. Maalesef bizimkisi de bu durum.

İnsanlar en güçlü canlılardır. YALAN söz, söyleyen kişiyi ACİZ yapar. Buna gerek var mı? Bir ömür dediğimiz hayat, pekala yalan söylemek zorunda kalmadan da yaşanabilir.

Velhasıl velkelam; BİZ YALANI ÇOK SEVMİŞİZ vesselam!