Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde düzenlenen "Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Töreni"ndeki konuşmasında, Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinin merkez üssü olduğu deprem felaketinin üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlattı.

Acıların ilk günkü gibi tazeliğini koruduğunu bildiren Bahçeli, "Maruz kaldığımız depremde, sayıları 53 bini aşan vatandaşımız hayatını kaybederken, 110 bine yakın vatandaşımız da yaralanmıştır. Asrın felaketi olarak değerlendirilen 6 Şubat ikiz depremi, 11 il, 124 ilçe, 7 bine yakın köy ve mahallede ağır ve acıklı yıkımlara neden olmuştur. Bu kapsamda 14 milyon vatandaşımız depremden etkilenmiştir. 6 Şubat felaketinde 40 bine yakın bina enkaza dönüşürken, 200 binden fazla binada ağır hasar almıştır. Tablo gerçekten kahredici boyutlara ulaşmıştır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 28 Şubat paylaşımı Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 28 Şubat paylaşımı

"35 BİN 250 ARAMA KURTARMA PERSONELİ GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTI"

Bahçeli, deprem bölgesindeki çalışmalarla ilgili, şöyle konuştu:

"Dünyada eşine benzerine çok az rastlanacak bir doğal yıkım karşısında devlet millet dayanışması şükürler olsun ki imrenilecek şekilde tezahür etmiştir. Türkiye tek nefes, tek yürek halinde kenetlenmiştir. Bir yıl içinde felaketin derin izleri hızla silinmekle kalmamış, depremzede vatandaşlarımızın acil nitelikli insani ihtiyaçları da gecikmeksizin karşılanmıştır. Yaralarımız elbirliğiyle sarılmıştır. Deprem bölgesine gönderilen çadır sayısı 1 milyonu bulmuştur. Kurulan konteyner sayısı 215 bine ulaşmıştır. 349 bin hanemize kira yardımı ile ilave taşınma ve destek ödemeleri yapılmıştır. Devletimiz tüm imkanlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız aç ve açıkta bırakılmamıştır. Biliyor ve takip ediyoruz ki deprem bölgesine 150 bin tır yardım malzemesi sevk edilmiş, 20 milyon gıda kolisi dağıtılmış, günde 4 milyon vatandaşımıza yemek hizmeti sunulmuştur. Doğudan batıya, kuzeyden güneye sahnelenen dayanışma ve yardımlaşma ahlakı Türk milletinin asalet ve vicdan seviyesindeki muazzam yüksekliği, müşfik ve merhamet duygularındaki hayranlık uyandıran enginliğini gözler önüne sermiştir."

Deprem bölgesinde 650 bin kamu görevlisinin görev yaptığını aktaran Bahçeli, deprem döneminde 11 bin 500'ü yabancı ülkelerden gelen 35 bin 250 arama kurtarma personelinin de gece gündüz çalıştığını ifade etti.

"ZOR ŞARTLARI MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK ŞUURUYLA AŞTIK"

Bahçeli, ayrıca 142 bin güvenlik görevlisi, sağlıkçı, madenci, ormancı ve gönüllülerin de bölgede görevlendirildiğini dile getirerek, "Bu dev kadro fedakarca, hiç dinlenmeden belki de hiç uyumadan enkazın karanlığına hayat ışığı tutmuşlardır. 10 binlerce ton taş ve moloz yerini kaldırmak için fedakarca görev yapan, çocuğundan yaşlısına, gencinden kadınına varıncaya kadar yıkımın altında uzanacak bir el bekleyen kardeşlerimize hızır gibi yetişen herkesten Allah razı olsun" dedi.

Ebediyete intikal edenleri geri getirmek mümkün olmasa da anılarını yaşatmanın, arkada bıraktıkları emanetlerine sahip çıkmanın, kanayan yaralarını hep birlikte sarıp iyileştirmenin mümkün olduğuna işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"Nitekim bugüne kadar da yapılan budur. Zor şartları milli birlik ve beraberlik şuuruyla aştık. 'İmkansız' denilen ne varsa zaman içinde üstesinden gelmeyi başardık. Karamsar tablolar çizenlere itibar etmedik. Türkiye’nin toprak altında kalmasını dileyenleri hayal kırıklığına uğrattık. Güç, inanç ve hedef birliği ile kuşatmayı yardık. Deprem enkazı üzerinde siyasi istismar şantiyesi kuran gayri milli ve gayri ahlaki siyasi zihniyetlere milletimiz hiç kulak vermedi, ciddiye almadı. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın öncülüğünde Türkiye depreminin vahim şokunu atlattı, yeni yüzyılda yeni bir hayatın temelleri kazıldı, çok güçlü adımlar atıldı. 'Yapamazlar' diyen kim varsa hanesine mahcubiyet düştü. 'Başaramazlar' diyen kim ya da kimler varsa kızarmayan yüzleriyle, yaşarmayan gözleriyle, taşlaşmış kalpleriyle deşifre oldular ve sonunda da mahşeri vicdan tarafından mahkum edildiler."

Bahçeli, böyle bir süreçte milletin gösterdiği tutumun da önemli olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Milletimiz emsalsiz kültür, tarih ve manevi hasletlerine yabancılık çekenlerin deprem üzerinden yaptıkları fitne ve dedikoduları birer birer boşa çıkarıldı. Türkiye pek çok cephede ardışık ve birbiriyle eklemlenmiş sorunlarla mücadele halindedir. Bu mücadele kesintisiz devam etmektedir. Bir yanda salgın hastalıklar diğer yanda bölücü terör bir yanda doğal afetler diğer yanda malum iç ve dış tehditler ülkemizin ekonomik potansiyelini, siyasi ve toplumsal enerjisini zorlu sınamalara tabi tutmuştur. Sadece Kahramanmaraş depreminin Türkiye ekonomisine maliyeti 104 milyar dolar civarındadır. Türkiye ekonomisini art niyetli şekilde karalayanlar, hayat pahalılığı ve enflasyonu diline dolayanlar en azından ülkemizin karşı karşıya olduğu sosyal, ekonomik badireleri objektif olarak görmek, buna karşı verilen cansiparane mücadelenin hakkını da teslim etmek durumundadır. Aynı anda depremin ağır sonuçlarına direnip yüksek maliyetli terörle mücadele sürecini kararlılıkla icra etmek, yine insanımızın refahı ve ülkemizin selameti adına her fedakarlığı yapmak, kısıtlı bütçe imkanları düşünüldüğünde elbette kolay değildir."

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin binbir musibetin tasarrufuna karşı koyarak haksız eleştiriye, yalan ve iftiraya kafa tutarak hem depremzede vatandaşların hem de milletin tamamının sosyal ve ekonomik haklarını savunduğunu ve azami düzeyde ihtiyaçları karşıladığını söyledi.

Türk milleti ile iftar ettiğini bildiren Bahçeli, "Türkiye'mizle sonuna kadar gurur duyuyoruz. Tarihin herhangi bir döneminde ortaya çıkan felaketlere iradeyle direnen, şiddetli fırtınalara karşı koyan, saldırı ve suikastlara boyun eğmeyen milletler için mağlubiyet ve mağduriyet diye bir şey söz konusu olamaz. Millet olarak nice sorun ve sıkıntıyı bertaraf ederek bugünlere ulaştık. Tehdit ne kadar fazla, tehlike ne kadar yaygın ve yoğun olsa da milli birliğin gücüyle bin yıllık kardeşliğimizin güvencesiyle hepsini göğüsleriz, hepsini de Allah'ın izniyle etkisiz hale getiririz" diye konuştu.

"CUMHUR İTTİFAKI OLARAK BİZİM MESELEMİZ, VATAN MESELESİDİR"

Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin muktedir bir devlet olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Doğal olan ve olmayan hiçbir felakete teslimiyetimiz düşünülemeyecektir. 6 Şubat 2023 felaketinden 46 gün sonra 17 bin 902 güvenli ve depreme dayanıklı konutun, müteakiben bir yıl içinde tamamlanması planlanan 319 bin konutun temelleri etaplar halinde atılmıştır. Devletimiz çok kısa süre içerisinde muazzam işler yaptı. Enkaz hemen hemen tamamen kaldırıldı. Sayın Cumhurbaşkanı'mız ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi olağanüstü bir mücadele kararlılığı, samimiyet, cesaret ve hamiyet gösterdi. 3 Şubat Cumartesi günü Hatay'da 7 bin 275 hak sahibi vatandaşımıza yeni, güvenli ve depreme dayanıklı konutların anahtarı teslim edildi. Bir gün sonra Gaziantep’te de 10 bin 698 konutun anahtarı hak sahibi vatandaşlarımıza verildi. Hayırlı olsun. Bu mutlu ve müjdeli gelişmelerin artarak devam edeceğini yakından görüyorum."

Emeği olanlara teşekkür eden Bahçeli, "2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslim edilecek olması takdir ve tebrik edilecek bir husustur. Nihayet yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Yeni yüzyılın eşiğinde umutlar dirilmiştir. Elbette gücümüz, birlik ve kardeşliğimizdir; gücümüz iman ve irademizdir. Bugüne kadar atalete ve acizliğe düşülmemiş, dağınıklığa ve durgunluğa prim verilmemiştir. Yorgunluk ve yılgınlık emaresi hiç görülmemiştir. Cumhur İttifakı olarak bizim meselemiz, vatan meselesidir. Bizim meselemiz her insanımızın adil, huzurlu, güvenli, hakkaniyetli bir hayatla birlikte ekonomik rahatla erişme meselesidir." ifadelerini kullandı.

"31 MART'TA TÜRKİYE'MİZE HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKMALIYIZ"

Bahçeli, asli ve öncelikli görevlerinin Türkiye’nin istikrarını, istikbalini güvenceye kavuşturmak, milli bekayı ön şartsız savunmak, gelecek nesillere huzurlu ve güçlü bir ülkeyi miras bırakmak olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Başaracağımıza, hep birlikte Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşacağımıza inanıyorum. Bugün ülkemize hakim olan eser ve hizmet siyasetinin kazaya, belaya ve kesintiye uğramaması varlığımız, tarifsiz haklarımız, parlak geleceğimiz adına hepinize düşen başlıca sorumluluktur. İstikrarımızı, güvenliğimizi asla riske atamayız. Kriz bekleyenlere, kaos arzulayanlara, kutuplaşma tahrikçilerine, ekonomik tetikçilere, emperyalizmin başarılarına müsaade edemeyiz. İç ve dış işgal cephesinde toplanıp hüsran ve hezimet vaadinde bulunanlara göz yumamayız. Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın mimari cumhurdur, yani sizlersiniz, başı da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bu kapsamda 31 Mart‘ta Türkiye'mize hep birlikte sahip çıkmalıyız, ayırmadan, ayrışmadan, canla, başla Türkiye için çalışmalıyız. Merkezi yönetimle uyumlu yerel yönetimlerin seçimini mutlak surette sağlamalıyız. Heba edilecek yıllarımız, boşa geçecek zamanımız yoktur. İnancımıza göre, feda edilecek, yok sayılacak, ihmale göz yumulacak tek bir insanımız da olmayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'la da omuz omuza yürüyeceğiz. Elbette yapacağız, birlikte başaracağız. Cumhur bizim, Türkiye hepimizindir."