Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli Partisi'nin haftalık grup toplantısında konuştu. İsrail'in Batı Şeria'da arazi teşkiline ilişkin aldığı kararı eleştiren Bahçeli, "Karar uluslararası hukukun ihlali kadar, süregelen soykırımın farklı kanallardan ilerlediğinin teyididir." değerlendirmesinde bulundu.
Geçtiğimiz hafta Adalet ve İçişleri Bakanlarının yemin töreni esnasında yaşananlara da sert tepki gösteren Bahçeli, "Gazi Meclis Aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir." dedi.
"BATI ŞERİA KARARI SOYKIRIM SUÇUNUN FARKLI KANALLARDAN İLERLEDİĞİNİN TEYİDİDİR"
İşte MHP lideri Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:
Allah kısmet ederse önümüzdeki Perşembe günü Ramazan-ı Şerif'in ilk gününü idrak edeceğiz. Bu kutlu ayda niyazım hasta gönüllerin şifayla dertlilerin devayla borçluların edayla kavuşmasıdır.
Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti insan hakları ihlaline zora dayalı şekilde devam etmiştir. Batı Şeriada arazi teşkiline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun ihlali kadar, süregelen soykırımın farklı kanallardan ilerlediğinin teyididir. Filistinlilere insani erdemler çok görülmektedir.
Son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemekte, iki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir. Uluslararası toplum, Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmeli, bununla ilgili kararlar ve kararlı hamleler yapmalıdır. Ancak uluslararası toplum mefluç ve metruk hâldedir. Nasıl ki görünen köy kılavuz istemiyorsa, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakiben tesis edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin iflas ettiğinin de şahitliğine ve itirafına gerek kalmamıştır. Çünkü her şey ortadadır.
13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen 62. Güvenlik Konferansı, uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğuna dair yoğun tartışmalarla geçmiştir. “Yıkım altında” temasıyla düzenlenen mezkûr konferans, adeta malumun ilanına sahne olmuştur. 19-23 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir. Fakat neyin kurulacağı, nasıl ve ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur.
Son tahlilde diyeceğim şudur. Ramazan ayında sağduyu ve sükûnet içinde orucumuzu tutup ibadetimizi yaparken manevi muhasebeyi, insanlığın hâl ve gidişatını mutlaka gözden ve gönülden geçirmemiz mecburidir. Bunun yanı sıra ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasatında görüş ve fikir birliğinin tecelli etmesi samimi dileğimizdir. Kuzeyimiz çalkalanırken güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi, bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak yaygın ve küresel bir çatışma hâlini karşımıza çıkaracaktır.
Bir başka mühim mesele de Filistin devletiyle ilgilidir. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti’nin kurulmasından başka tarihi, coğrafyayı, insanlık ve İslam vicdanını tatmin edecek ikinci bir seçenek yoktur. Gazze’li mazlumlar başta olmak üzere Türk-İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum. Muhterem heyetimizin ve aziz milletimizin bu mübarek ayını kutluyor, nice hayır ve hasenata kapı açmasını Yüce Allah’tan diliyorum. Kucaklaşmak varken kutuplaşmak vebaldir. Sevmek varken nefret diline saplanmak vahamettir. Saygı varken küslüğe meyil etmek vefasızlıktır. Konuşmak varken kavga etmek insani hasletlere vedadır.
"RAMAZAN'DA OTELLERİN RESTORANLARINDA DEĞİL, MÜTEVAZI SOFRALARDA YERİMİZİ ALMALIYIZ"
Değerli milletvekilleri, bu Ramazan’da dayanışmanın, duyarlılığın, empatinin ve yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermeliyiz. Ülkemin her yerinde gönül gönle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil, mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla eş zamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı ve daha hazır olmalıyız.
Biz gelin tertemiz gönüller arasında köprü kuralım. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım. Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda anasının babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istediğimi ifade etmiştim. Onların mahrumiyetini ta yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Küçücük yavruların soğuktan titreyen ellerinden tutarız. Gariplerin ümidi, çağrı arayanların sesi, darda kalanların nefesi oluruz. Çünkü biz büyük bir aileyiz, asil ve soylu bir milletin sevdalılarıyız. Hep dedim, yine diyorum, yine diyeceğim, bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. Devlet ve millet el ele verdikçe, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı ahlaki ve soylu duruşunu muhafaza ettiği sürece Allah’ın izniyle yapamayacağımız, başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bugün ne olmuşsa dünün hayalidir. Yarınlar da bugünkü hayallerimizin gerçeğe dönüşmesine imkân sağlayacaktır. Gözümüzün gördüğü hiçbir şeyden korkmaya gerek yoktur. Hangi riski alıyorsak hedeflerimiz de onunla orantılıdır.
Nerede bir sorun varsa Türkiye müessir bir şekilde oradadır. Bozuk plak gibi aynı nakarata takılıp kalanların ezbere dayalı kara propagandayı marifet sayanların zoruna gitse de alayının birden uykuları kaçsa da diyorum ki Süper Güç Türkiye'nin muktedir adımları duyulmaya başlamıştır.
"GAZİ MECLİS ACİZ MECLİS DEĞİLDİR"
Cumhuriyet Halk Partisi'nde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin işi gücü fesattır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin işi kriz ve kargaşaya oynamaktır.
Geçtiğimiz hafta atanan Adalet ve İçişleri Bakanı arkadaşlarımızın yasal ve anayasal prosedür olan yemin merasimlerinde yaşanan ilkellikleri şiddet sahnelerini anti demokratik muammerleri aziz milletimiz ibretle setretmiştir. Gazi Meclis Aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir.
Muhalefetin sahip olduğu imkânları kullanmaya yanaşmadan Meclisi karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz? Kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir?
Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu, CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu?
Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım. İstanbul’daki tezgâhınız bozuldu, öfkeniz buna mı. Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı. Maskeleriniz düştü, foyanız ortalığa döküldü. Anormal ve stresli bir gerilimin sebebi buna mı dayalı. Tekrar ifade ediyorum, geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına leke düşüren müfrit ve müfsit Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum.





