MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'deki konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Değerli vekil arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın değerli temsilcileri, sizleri hürmetle selamlıyor en iyi dileklerimi sunuyorum. Bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı saygı ve sevgi ile selamlıyorum.

Daha önce de dediğim gibi siyasetin doğruluğu kadar zamanın da doğru olması gerekir. Doğru zamanda yanlış siyaset ham hayalin peşinde oyalanmaktır. MHP'nin siyaseti doğrudur, mücadelesi doğrudur. İlkeleri, ülküsü doğrudur. Siyasetimiz tutarlı ve dengelidir.

Vatanseverlik sınavından geçemeyen siyaset gerçek manada siyaset değildir, insanımıza hiçbir hayrı dokunmayacaktır. İçinde bulunduğumuz gemi metruk bir gemi değil, dev dalgalara cesaretle direnen iman ve irade gemisidir.

Basiret yoksunu siyaset zihniyeti pek çok badireye davet açacaktır. Önemli tehlike de budur. Basiret, hayatı ve siyaseti doğru okumaktır. Görüneni ve gösterilmek isteneni sezgi ve bilgi ile kavramak demektir. MHP ile Cumhur İttifakı'nın yapacağı budur. Fikir demek hayat demektir, siyaset demektir.

Bakanı Fidan'dan Gazze mesaisi
Bakanı Fidan'dan Gazze mesaisi
İçeriği Görüntüle

Ülkücü hareketteki nice serden geçti gönüller davamızın yükselişine her saha ve zeminde hizmet etmişlerdir. Allah hepsinden ve sizden razı olsun diyorum. İnsan muhabbet üzere yaşamalıdır. Hayatın manasını kavramak için sevgi ve saygının şart olduğunu bilmeli.

Şapkamızı önümüze koyup gelişmeleri doğru şekilde ele almaktayız. Doğru ne ise onu konuşmalıyız. Karşımızdaki meseleleri dürüstçe okumalıyız. İnsanlık iki sorunu çözememiştir. Bunlar birlikte yaşama ve bağlayıcı, ahlaki temel değer ve kurallara dayalı uluslararası düzen kurma sorunudur.

ABD'NİN TUTUMU KÜRESEL ÇETELEŞMEDİR

Yaklaşık 5 milyar insan huzursuzluk sarmalında, çatışma ve savaşların odağındadır. Trump'ın söylediği sözler çivisi çıkan dünyanın halinden başka bir şey değildir. Hukuku yapan devlet hukuku çiğnerse çeteden organize suç örgütünden farkı kalmayacaktır. ABD'nin tutumu küresel çeteleşmedir. Küresel kuruluşlardan kademeli çekilen ABD'nin insanlığın sonunu hazırlayan senaryolar inkarı zor bir gerçek olarak karşımızdadır.

TRUMP DÜNYAYI UÇURUMUN KENARINA SÜRÜKLEMEKTE

Petrol, doğal gaz, değerli maden ve mineraller çatışmaların, savaşların ve aşırı gerilimlerin hem vasıtası hem de motivasyonu haline gelmiştir. Buna su kaynaklarına erişim yollarındaki tıkanıklıklar da ilave edildiği takdirde dünyada aklıselim tamamen kaybolacaktır. Uyarıyorum, herkesi sağduyuya davet ediyorum; yaşadığımız çok vektörlü, çok matrisli, çok parametreli cepheleşmelerin aynısına birinci ve ikinci dünya savaşları öncesinde de tesadüf edilmiştir. Ve bu savaşların olağanüstü tesirleri günümüze kadar devam etmiş, halen de etmektedir. Akıl ve vicdan köprüsü yıkılan Trump’ın zincirleme çılgınlıkları, günbegün yayılan fütursuzluk ve pervasızlıkları dünyayı karanlık bir uçurumun kenarına kadar sürüklemiş durumdadır. İnsanlığın topyekûn yeni bir savaşa girmesi, dahası bunun nükleer silahlarla tahkiminin yapılması, ayrıca yönlendirilmiş enerji silahlarının, mikrodalga veya lazer ışınları kullanılarak hedeflerini etkisizleştiren silahların da kullanılması halinde olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur.

ABD KÜRESEL JANDARMALIK YAPIYOR

Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş, yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır. Şimdi sırayı bir NATO üyesi olan Danimarka’ya bağlı Grönland almıştır. Trump’ın, “bu sorunu ister nazikçe, ister sertçe çözeceğiz”, açıklaması yangına körükle giden bir sorumsuz ve şuursuzun dayatmasından başka bir şey değildir. Allah için söyleyiniz, ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir?

Türkiye olarak her ihtimali sıfır hatayla ele almak, yüksek bir öngörüyle değerlendirmek, nitekim buna muvafık siyasi, askeri ve ekonomik tahkimatı sabır ve sebat içinde yapmak artık vatan, millet ve bekanın şerefidir. 19’uncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’na hasta adam yaftası vurmuşlardı. Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evenjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir.

İRAN'DAKİ OLAYLAR TÜRKİYE İÇİN TEHDİT

İran’da para birimi riyalin rekor düzeyde değer kaybetmesinin ardından başkent Tahran’daki Tarihi Kapalı Çarşı esnafının 28 Aralık 2025 tarihinde başlattığı protestolar 16’ncı gününde kitleselleşerek ülke geneline yayılmıştır. Bu anlattığım madalyonun bir yüzüdür. Diğer yüzü ise İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar, kumpas ve tertiplerdir. Mühim olan, dikkatle tefrik ve tefsir edilmesi gereken de bu yüzdür. İran’daki şiddet olaylarında çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir. Hem olan hem de olması gereken siyasi gerçekliğe bakarak diyebilirim ki, İran’ın huzursuzluğu, İran’ın bölünmüşlüğü, İran’ın sancı içinde kıvranması Türkiye’yi ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir. Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran’ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır.

İran’a neşter vuran, İran’ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran’daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum.

ABD ve İsrail’in, İran’a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran’daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir.

İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır.

TRUMP SDG'Yİ AYAK ÜSTÜ SATTI

Suriye'deki çatışmalar her açıdan düşündürücü. YPG her açıdan yanlış yapmıştır. Trump bunları ayak üstü satmıştır. PKK'nın varlığı feshedilmiş ve silahlar bırakılmıştır. SDG'nin akıbeti de aynı olmalı. Bizim için geçerli olan İmralı'nın çağrısıdır ve bütün yapılarını bağlamaktadır. SDG bundan bağımsız değildir. Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm'in kuklasıdır. YPG sivilleri kalkan yaptı. Masumların arkasına saklanıp onları ölüme sürükleyen SDG'dir. DEM partili yetkilerin Türkiye'yi uyarıyoruz diye yaptıkları uyarıları, SDG'ye arka çıkmaları son derece üzücü bir dildir. Terörsüz Türkiye'nin gerçekleştiği süreçte he türlü fedakarlık yapılıyorken Halep gerekçesi ile sokaklara dökülmek kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Türkler ve Kürtler kader ortağıdır. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır. İsrail güdümündeki terör örgütü ile pazarlık nasıl olacaktır. Türkiye böyle bir şeye nasıl onay verecektir. Muhatap İmralı'dan başkası asla değildir. Eski hastalıkların zaman zaman nüksetmesi sorumluluk ahlakı ile çatışacaktır. DEM Parti Türkiye partisidir ve parmak sallaması makul görülemeyecektir.

MHP milletimizin her evladına kapısını açıyor. Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor. Bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor. Önümüzdeki süreç dikkat, sağ duyu ve akıl gerektirmektedir. MHP ve Cumhur ittifakı çatışma için değil kardeşlik için var. Tehlikeye düşüldüğünde gereğinin yapılacağı kesinlikle unutulmamalıdır. Maldan mülkten vazgeçmeyen bin kere namerttir. Bu Türk milletine olan namus borcumuzdur. Tek bir ses, tek bir nefes olacağız. Türkiye var olduğu sürece Türk milletinin emrinde olacağız. İhanetlere karşı dikkat edeceğiz. İstismara karşı temkinli olacağız.

Emeklilerin derdi derdimiz, beklentisi beklentimizdir. En düşük maaşı alan emeklilerimiz için elimizi değil gerekirse gövdemizi taşın altına koyarız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız.

Muhabir: Özge Koçak