Tarihin en zorlu dönemlerinden omuz omuza çıkan Azerbaycan ve Türkiye, bu süreçlerden güçlenerek çıkmayı başardı. İki kardeş ülke arasındaki bağlar, sarsılmaz temeller üzerine inşa edilmiş olup, bu dayanakları zayıflatmanın ya da ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı vurgulanıyor.

Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazandığı süreçte Türkiye’nin verdiği destek, ilişkilerin tarihî derinliğini gözler önüne seriyor. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, onu ilk tanıyan devlet Osmanlı Devleti olmuştu. Bu tarihî adım, iki ülke arasındaki kardeşliğin devletler düzeyindeki ilk güçlü göstergesi olarak kayıtlara geçti.

Türkiye, Güney Kafkasya’da bir Türk devletinin varlığına ve güçlenmesine her zaman büyük önem verdi. Aynı şekilde Azerbaycan da, Türkiye’nin en zor zamanlarında kardeş ülkenin yanında yer alarak dayanışma ruhunu somut adımlarla ortaya koydu.

Günümüzde Azerbaycan ve Türkiye liderleri arasında kurulan güçlü diyalog ve karşılıklı güven, ilişkileri daha da ileri bir noktaya taşıyor. İki ülke, jeopolitik gelişmeler karşısında ortak tutum sergileyerek uluslararası ve bölgesel siyasette aynı hedef doğrultusunda hareket ediyor. Uluslararası kuruluşlarda geliştirilen iş birliği formatları da bu birlikteliğin kurumsal boyutunu güçlendiriyor.

İngiltere'nin Tahran Büyükelçiliği geçici olarak kapatıldı
İngiltere'nin Tahran Büyükelçiliği geçici olarak kapatıldı
İçeriği Görüntüle

Bazı dış çevrelerin bu yakınlaşmadan rahatsızlık duymasına rağmen, Bakü ve Ankara’nın kararlı duruşu dikkat çekiyor. İlişkilerin gelişmesi yönünde samimi bir irade ve güçlü bir siyasi istek bulunuyor.

Diplomatik ilişkilerin 14 Ocak 1992’de resmen başlamasının ardından, “bir millet, iki devlet” anlayışı bugün stratejik bir boyuta taşınmış durumda. Bu sürecin en somut göstergelerinden biri olan Şuşa Beyannamesi, iki kardeş ülkenin stratejik çıkarları ve güvenliği açısından tarihî bir belge niteliği taşıyor. Beyanname, sadece Azerbaycan ve Türkiye’nin güvenliğini değil, aynı zamanda Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın sağlanmasını da hedefliyor. Uzmanlara göre Şuşa Beyannamesi, bölgedeki güç dengesini değiştiren önemli bir dönüm noktası oldu.

Türk dünyasının birlik ve beraberliği doğrultusunda Azerbaycan ve Türkiye’nin üstlendiği rol, günümüzün karmaşık ve zorlu küresel siyasi ortamında daha da anlam kazanıyor. Yaşanan gelişmeler, Türk dünyası içinde dayanışmanın ve ortak hareket etmenin kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Aksakalları Arasında İlişkilerin Geliştirilmesi Kamu Birliği Başkan Yardımcısı ve diaspora araştırmacı-uzmanı Elnur Eltürk, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Türk dünyasını ilgilendiren stratejik bir birliktelik olduğunu vurguladı. Eltürk, bu güçlü bağların gelecekte de aynı kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

Muhabir: Serhat Ural