Atmış yıldır aynı hayali kuruyoruz.

Avrupalı olmak istiyoruz.

Kimliğimiz AB’li olsun diyoruz.

Bir Hıristiyan kulübü yapısında olan Avrupa Birliği oluşumunun içene girmek hülyamız var.

On yıllardır bu rüyadayız.

Onlarca hükümet geldi geçti ülkemizde.

Nice başbakanlar nice dışişleri bakanları geldi geçti.

Biz ısrarla bastırıyoruz bu birliğe girmek için onlar ısrarla almıyorlar.

Bizi içlerine almak istemiyorlar.

Bizi aralarında görmek istemiyorlar.

Bir Müslüman ülke olarak bizi aynı toplulukta görmek istemiyorlar.

Biz hala ısrarlıyız AB’ye girmeye.

Onlar ısrarlılar içlerine almamaya.

Hatta o kadar ısrarlıyız ki ne dedilerse yaptık.

Ne istedilerse uyduk.

Kanunlar dediler.

Çıkarttık.

Uyum yasaları dediler.

Yaptık.

İthalat vergisi dediler.

Olur dedik.

Gümrük yasaları dediler.

Tamam dedik.

Vize şartların uyguladılar.

Gül, mık, falan filan dedik.

Umursamadılar.

Serbest dolaşım hakkı dedik.

Tınlamadılar.

NATO dedik birden.

Orada birlikteyiz ama Müslüman olmamız orada geçerli değil.

Çünkü Mehmetçik Avrupa’nın korumasını üstlenmiş konumda en doğuda.

Bravo Türkiye.

Aslan Türkiye.

Yiğit Türkiye.

Güçlü Türkiye.

Sırtımızı sıvazladılar böyle deyip pohpohlayarak.

Şimdi tökezlemeye başladılar.

Ekonomileri çöküşte.

Askeri güçleri yetersiz.

Asker sayıları az ve asker bulmakta zorlanıyorlar.

Rusya tehditi kapılarında ve uykularını kaçırıyor.

Şaşkınlar.

Daha düne kadar bize sırt çevirip AB kapısında uzun yıllar bekleterek örümcek bağlatanlar şu son günlerde üst düzey temsilcileri ile kapımızı aşındırıyorlar.

Neden acaba?

Neden olacak, bizi Rusya’ya karşı askeri güç olarak kullanıp:

“NATO da sizinle birlikteyiz, şimdi Rus tehditi var , bizim asker sayımız yetersiz, lütfen savunmamız için bize, sınırlarımıza Mehmetçik yollar mısınız?”

Diyecekler yakında.

Duyacağız bunu bugün veya yarın.

İşte şimdi konu anlaşıldı

Bu kadar yalaka, yağcı batılı makam sahibi adamların iki de bir bizi ziyarete gelmeleri bundanmış meğer.

O, Von Der Leyen denen madam boşuna:

“Türkiye korkusunu Rusya ve Çin ile birlikte…” diye boşuna konuşmadı.

Gerçi anında AB’li makamlar bunu sürçilisan saymaya kalktılar ama kadın AB’nin iç düşüncesini samimi olarak ortaya koydu.

Kısaca, Cumhurbaşkanı Erdoğan son zamanlarda sık sık:

“AB bize muhtaç, bizsiz AB olmaz, bizi AB’ye alın artık, bize son derece ihtiyacınız var” mealinde Avrupa’ya çağrı yapması tesadüf olamaz.

Birkaç yıl öncesi gibi dünya siyasi, ekonomi ve askeri yönden sorunsuz olsaydı gene bize “Hayır” demeye devam ederlerdi ama artık bugün dünyanın içinde bulunduğu her konudaki konumu AB’yi bize muhtaç hale getirdi.

Özellikle de askeri sahadaki her türlü savaş mühimmatı ve araç ile edavatı üretmemiz bizi tercih etmelerine yöneltiyor.

Buna bir de NATO askeri tatbikatlarında Mehmetçiğin gösterdiği başarılar zirve yapınca AB’nin ortakları gözlerini kendilerini savunsunlar diye askerimizi yanlarında görmek istiyorlar.

Öyleyse bu günden sonra AB bizi alır mı?

Anadolu’nun bir sözü aklıma geldi:

“Oynaya oynaya alırlar” ve hem de bando ile karşılama yaparlar…