Bu hafta AK Parti Genel Merkezi’nde, başlığıyla bile zihinlerde şimşekler çaktıran bir panele tanıklık ettik: "Klasik Sömürgecilikten Veri Sömürgeciliğine: Dijital Çağda Hegemonya."
Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği, yapay zekanın kapımızı değil artık odalarımızı çaldığı bir dönemdeyiz. Ancak bu ilerleme, beraberinde "özgürlük" vaat eden mecraların aslında nasıl birer "dayatma merkezine" dönüştüğü gerçeğini de getirdi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Sayın Ömer İleri ile yaptığım röportajda, bu yeni dünya düzeninin kodlarını ve Türkiye’nin bu düzendeki duruşunu enine boyuna konuştuk.

İNTERNET GERÇEKTEN ÖZGÜR MÜ?
Hatırlarsınız; internetin ilk yaygınlaştığı yıllarda bu mecralar, bireylere sınırsız özgürlük ve bilgiye doğrudan erişim alanı olarak lanse edilmişti. Ancak Sayın İleri’nin de altını çizdiği gibi, bugün gelinen noktada manzara pek de öyle değil. Dezenformasyondan kötücül söylemlere kadar geniş bir yelpazede "kontrolsüzlük" problemiyle karşı karşıyayız.
Daha da tehlikelisi, bu dev platformları yönetenlerin, kendi belirledikleri kuralları devletlere ve toplumlara birer "yasa" gibi dayatması. Bir dijital platformun, faaliyet gösterdiği ülkenin yargı kararını kendi "kullanım kuralları" gereği görmezden gelmesi, aslında modern dünyanın en büyük egemenlik sorunlarından biri. İşte tam bu noktada "Veri Sömürgeciliği" kavramı devreye giriyor.
"DAHA ADİL BİR DÜNYA İÇİN DAHA ADİL TEKNOLOJİ"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her fırsatta dile getirdiği "Daha adil bir dünya mümkün" vizyonu, Ömer İleri’nin ifadeleriyle dijital dünyaya da taşınıyor. İleri, "Daha adil bir dünya için daha adil teknoloji ekosistemleri şart" diyerek Türkiye’nin bu konudaki iddiasını açıkça ortaya koydu.
Türkiye; savunma sanayisinden uzay çalışmalarına, e-devletten milli teknoloji hamlesine kadar dijital dönüşümde çok ciddi bir mesafe kat etti. Ancak şimdi hedef daha büyük: Sadece teknolojiyi kullanan değil, insan odaklı ve hakkaniyetli bir teknoloji kültürünü dünyaya öncü olarak sunan bir Türkiye. İleri’nin "Dijitalin Siyaseti" olarak kavramsallaştırdığı bu yaklaşım, Türkiye Yüzyılı’nın en önemli sütunlarından biri olacak gibi görünüyor.
SANAL KUMAR VE DİJİTALİN KARANLIK YÜZÜ
Röportajımızda, toplumun kanayan yarası olan sanal bahis ve yasa dışı kumar meselesine de değindik. Sayın İleri, bu durumu teknolojinin getirdiği bir "kültür yansıması" ve bu mecraların getirdiği sorunlardan sadece biri olarak tanımladı. Devletin bu konuda kararlı bir eylem planı olduğunu hatırlatırken, asıl çözümün platformların toplum üzerindeki olumsuz etkilerini en baştan elemine edecek "temel çözümler" geliştirmek olduğunu vurguladı. Yapay zekâ dönüşümü, bu noktada bir kırılma noktası ve Türkiye için yeni bir fırsat penceresi olabilir.
GÜNÜMÜZÜN PETROLÜ: VERİ
AK Parti Genel Merkezi’ndeki bu panelden ayrılırken şunu düşündüm: Veri, bugünün petrolü. Ve eğer biz bu veriyi adaletle yönetmezsek, dijital hegemonya sadece ekranlarımızı değil, geleceğimizi de sömürecek. Türkiye, bu yeni sömürgecilik dalgasına karşı "insan odaklılık" kalkanıyla durmaya kararlı.
Ömer İleri ile gerçekleştirdiğimiz bu sohbet, dijital çağın sadece kodlardan değil, aynı zamanda çok güçlü bir siyasi iradeden geçtiğini bir kez daha kanıtladı.