İki de bir Cumhurbaşkanlığını dillendiriyorlar.
Muhalefette olmak böyle bir şey mi acaba?
Kazanamazlarsa da hayalini kurmakta mı yasak sanki?
Yooo…
Tabiki herkes veya her siyasi parti o makama aday çıkarmak, o makamı kazanmak ister.
Ama bu öyle kolay bir iş mi?
Mesela; CHP bir aday çıkardı cumhurbaşkanlığı için.
Hatta kendi başlarına seçim bile yaptılar.
Kendi başlarına seçimi de kazandılar.
Peki ama ya sonra?
Olmayacak duaya “Amin” dediler.
Dediler ama duaları kabul olmadı zahir ki adayları şimdi mahpus.
O çok yüce bir makamdır.
O makam hafife alınacak makam değildir.
Cumhurbaşkanlığını belediye başkanlığı gibi mi sanılıyor ?
Belediye başkanlığını mahalle muhtarlığı gibi mi sanılıyor ?
Mahalle muhtarlığını evin reisliği gibi mi sanılıyor ?
Partiler kendilerince aday bulabilirler.
Aday olacaklar çıkabilir.
Nereye aday olacaklarını çok iyi düşünmeliler.
Cumhurbaşkanlığı makamı yüce bir makamdır.
Geçmişte o koltuklar için:
“Benim adayım şudur” deyip işin içinden çıkıyorlardı.
Seçiliyorlardı kendi partililerince.
Siyasi yelpazenin rüzgarında meclis üyeliği çoğunluğu ile gelip o makama oturuyorlardı.
Ya sonra?
Adları vardı, ünvanları vardı o kadar.
Birkaç imza, birkaç kutlama, tören derken yedi yıl geçiyordu.
Ülke siyaseti ne alemde?
Dünyada yerimiz nasıl?
Ekonomiye katkısı var mıydı?
Ülkemizde Cumhurbaşkanı idiler o kadar.
Seçilip gelip oturuyorlardı.
Ne yapıyorlar mış ne yapıyorlarmış?
Gelip makamda oturuyorlarmış.
Öyle yapmıyorlar mıydı?
Yapılmıyordu ise şimdiki Cumhurbaşkanının yaptıkları her bir işi ile o cumhurbaşkanlarının yaptıklarını bir düşünün bakalım.
Teraziye koyun tartın bakalım.
Bizim yaşımız ileri bir yaş olduğu için biz Atatürk hariç o kadar çok cumhurbaşkanlarını gördük ki…
Hatta üç, dört tanesi ile de bir arada olmuş, tokalaşmış, sohbet etmiş, yanı başlarında oturumlarda oturmuşluğumuz olduğu için şimdi onları Erdoğan ile karşılaştırabiliyorum.
Milli şeften şapkayı alıp gldene…
Kısa boyuyla ve yazlık şortu ile yüksek rütbeli askerleri selamlamaya…
Oradan halkına, milletine:
“Ben sizin hizmetkarınızım” diyen Erdoğan’a dek oturduk, tanıdık, tanıştık.
Hatta KKTC cumhurbaşkanı merhum Raşf Rauf Denktaş ile bayağı sohbetimiz olmuş onu Malatya’ya davet etmiş, getirmiş ve şehrin anahtarını verip Fahri hemşehhrilşk ünvanı ile dostluğumuzu sunmuştuk.
Şimdi bakıyorum da birileri kalkıp:
“Ben de cumhurbaşkanlığına adayım” diyebiliyor.
Bunu diyememeli.
Diyebilmek için çok ama çok düşünmeli.
O makam herkesin aday olacağı makam değildir.
Olmamalıda.
O makam seçimle aday gösterilecek makam değildir.
O makam her isteyen üniversite mezununun aday olabileceği makam değildir.
Öncelikle bilgi, görgü, beceri, vizyonu büyük, ufku geniş ve halkın büyük çoğunluğunun teveccühünü kazanmış, kazanabilecek, halkın hizmetkarı olup gerçek anlamda plan ve projeleri olan ve eğer siyasi bir kişi ise partisinin, halkın beğenisini kazanmış bir şahsiyet olması lazım.
“Ben belediye başkanıyım veya başkanlığı yaptım cumhurbaşkanlığını da yapabilirim” dememeli.
O makam her önüne gelenin aday olup gidip oturacağı makam değildir…