Antalyaspor, Süper Lig’den düştü ama tartışma bitmedi, bitecek gibi de görünmüyor. Kırmızı-Beyazlıların kötü yönetiminin getirdiği HEZİMET, şüphesiz tartışmanın ana konusu.

Ancak ligde son hafta Galatarasay, Fenerbahçe ve özellikle Trabzonspor’un aldığı sonuçlar tartışmanın başka bir boyutu. TFF’nin ligleri jet hızıyla TESCİL etmesi de kafaları karıştırdı.

Bana göre ortaya çıkan tablo Antalyaspor’daki başarısızlığın üstünü örtmeye yetmeyeceği gibi sonucu değiştirmeyecek. Sadece kendi kendimizi avutmaktan başka bir işe yaramayacak.

Öncelikle şunu belirteyim. Siz bu satırları okurken Antalyaspor A.Ş., ya kongre kararı almış ya da İSTİFA etmiş olabilir. Yeter mi? Yetmez! Kulüp (dernek) yönetimi de derhal kongre kararı almama ve onlarda İSTİFA etmelidir. Aksi halde sığ tartışmaların ardı arkası kesilmez.

Bu tartışmaların bizi bir yere götürmesi mümkün değil. Sadece günü kurtarmak ve kangren olmuş yaraya pansuman yapmaktan başka bir işe yaramaz.

Gelin hep birlikte sorunun temeline inelim. Dünya şehri Antalya’nın ligden düşmüş takımının kangren olan yarasının kaynağını bulalım. Tümörü kurutmadan kanserin tedavi şansı yok çünkü.

Yazımın başlığındaki HİDRA ne demek buna bir bakalım. Mitolojiye göre HİDRA; çok başlı efsanevi bir CANAVAR. Bana göre ise ÜÇ BAŞLI bir EJDERHA!

Bazılarınız; “Mitolojiyi anladık ta AKREP-HİDRA ilişkisi ne” diyebilir. Akrep; Antalyaspor’un simgesi gibi görünse de sıkıştığında zehirli iğnesini kendine batıran bir türdür.

Hala anlayamadıysanız biraz daha açayım. HİDRA; Tıpkı Antalyaspor’daki yönetim yapılanması gibi. ÜÇ BAŞLI EJDERHA misali VAKIF-DERNEK (kulüp)-A.Ş. sistemi!

Yıllardır Antalyaspor’un bu yönetimsel karmaşadan çıkarak daha sağlam bir yapıya kavuşmasının, kulübün başarısı için kritik bir mesele olduğunu söyledik. Ama dinletemedik!

Ben bunları söylerken bazı kesimlerde, VAKIF-DERNEK-A.Ş. yapısının, ‘VAKIF-A.Ş.’ şeklinde iki başlı veya daha yalın bir yapıya dönüştürülmesi gerektiği savundu.

Şöyle dönüp bir geriye bakalım;“Bu ÜÇ BAŞLI yapı hangi dönemde başarılı olmuş?” diye. Hatırlayanınız, bileniniz var mı? Bildiğim kadarıyla DERNEK ve A.Ş. Başkanları tek olduğu dönem!

Örneğin ÖZTÜRK ailesinin Vakıf-Dernek (Başkan Fikret Öztürk), A.Ş. (Ali Şafak Öztürk) dönemi! En azından tek elden idare edilmiş gibi göründü. Oysaki olması gereken modelden sade bir örnekti.

Ama geçmiş tarihe baktığımız zaman örneğin Hasan Akıncıoğlu, Gültekin Gencer, Cihan Bulut dönemleri DERNEK (Kulüp) - A.Ş. yönetim modeliyle çalışma yürütüldü. Yani dernek başkanı olan isim aynı zamanda A.Ş. başkanlığını da yaptı. Vakıf; sadece varlıkları koruyan bir kurum. Sisteme çok bir etkisi yok.

İnanın bu sistemi yazarken bile kafam karıştı, sizi bilemem. Hani çocukların CAK CUK oyunu oynadığı gibi. Dön dolaş bütün kapılar aynı noktaya çıkıyor.

Hasan Akıncıoğlu ve ekibi kulübü 2008 yılında zor zamanda devralıp 2013 yılı Haziran ayına kadar düzlüğe çıkarttı. Sonrası ise hep sığ tartışmalara konu oldu.

Bu memlekette 2016’dan beri bütün gariplikler Antalyaspor’da yaşandı. Sürekli bir KAOS ve KRİZ ortamı oluştu! Antalyaspor ne zaman düzlüğe çıksa birileri ayağından öyle veya böyle aşağı çekti.

Turizm şehrinin kaderi ile takımının kaderi neredeyse aynı paralelde kesişti. Antalya turizmde ne zaman zirve yapsa mutlaka bir aksilik oldu. Antalyaspor açısından maalesef yıllar böyle geçti.

Şimdi yapılması gerekenler belli. Amasız, fakatsız bir şekilde yönetimler derhal İSTİFA müessesesini çalıştırmalı. Ardından çıkıp; “BE-CE-RE-ME-DİK” delip ÖZÜR dilemeli.

Sonrası; Amerika’yı yeniden keşfetmeyeceğiz. Bu şehrin spordaki AKİL İSİMLERİ bir araya gelmeli, teşhisi koyup reçeteyi yazmalı. Sonra da el birliği ile Antalyaspor’daki KANGREN olmuş yaraya tedavi başlamalı veya başlatmalı!

Kim mi bu akil isimler? Birinci sırada Menderes Türel adını yazarım. Sonrasını ise o belirlesin derim. Nedeni ise; son maçta takımın düşmesi kesinleşince stattaki koltuktan dakikalarca kalkamayıp tribünü en son terk eden gerçek Antalyasporlu da ondan!

Bakın bir kez daha buradan üstüne basa basa yazıyorum. Antalya harekete geçirilecekse bu ancak ve ancak Türel sayesinde olur. Aksi halde kimsenin kılı kıpırdamaz. Antalyaspor ile dertlenenler siyaset gözetmeksizin ancak onun etrafında kenetlenebilir.

Hastalık belli, reçete belli, tedavi yöntemi belli, başhekim ve doktorlar belli. Geriye bir tek heyeti oluşturup kararı vermek kalıyor.

Velhasıl velkelam; Hem takım hem şehir bu cendereden kurtarılmalı. Aksi halde ya AKREP kendi kendini zehirleyecek, ya da HİDRA denen canavar Antalyaspor’u kasıp kavurup yok edecek!