Hiç mi yasalardan korkmadınız?
Hiç mi Allahtan korkmadınız?
Hiç mi “Haram” demediniz?
Hiç mi “Haksız kazanç” demediniz?
Hiç mi partinizi düşünmediniz mi?
Hiç mi Erdoğan’ı düşünmediniz?
Hiç mi “Seçmenler duyarsa ne olur halimiz” demediniz?
Hiç mi eşinizden, dostunuzdan çekinmediniz?
Hiç misiyasi kirliliğin sizi yok edeceğini düşünmediniz?
Hiç mi, hiç mi, hiç mi?
Hangi bir soruyu sorayım?
İmamoğlu davası itirafçılarını duydukça veya başka belediyelerdeki yolsuzluklardaki olumsuzlukları dinlerken, bu soruları sorarken, hiç aklınıza gelmedi AK partide de birilerinin bir başka yolla malı götürecekleri?
Gayrimeşru kazançlar elde edecekleri, farklı farklı yatırımlarla, hak edilmeyen milyonları, milyarları cebellezi edeceklerini hiç ama hiç aklıma getirmemiştim.
Hani, partinin adı AK olunca kara lekenin düşürüleceği hiç aklıma gelmedi.
Meğer ne safmışım?
Meğer ne inanmışım?
Meğer nasılda dürüst davranmışım?
Meğer ne alavere, dalavere işler peşinde koşmuşlar.
Yakıştı mı, oldu mu bu şimdi?
Kimin ne dediği şimdi umurumda değil.
Sadece bir yere odaklanıyorum, o da en üst makama.
Parti genel başkanına.
Devletin başına.
Milletin seçtiği en başa bakıyorum ve gözüm kulağım o’nda.
Acaba ne diyecek diye?
Ve diyeceklerini öyle bir dedi ki yenilir, yutulur cinsten değil.
Tabi anlayana.
Asla kimsenin gözünün yaşına bakılmasın.
AK partinin bu ülkeye yaptığı hizmetleri bir kalemde silip atacak değiliz ancak böylesine kirlilikle yola devam edilmez.
Temizlik en ağır ve keskin deterjanlarla yapılmalı.
Hatta tuz ruhu ile çamaşır suyu birleştirilip öyle temizlik yapılmalı.
O iki bileşim karışım olunca ne oluyor biliyor musunuz?
Bilmiyorsanız sorun, öğrenirsiniz.
Şiddetle bu temizlik şart.
Yok bunun başka çaresi.
Bunlarla, yani AK partinin içinde ne kadar çürük elma varsa tümü bir çırpıda temizlenmeli.
Şu şunun oğlu, şu bunun kızı, şu şunun damadı, şu yakınımız olur, şu akrabamız olur, şununla kan bağımız var, şunun partiye çok hizmeti var diye düşünülürse, bakın açık açık söylüyorum, millet yirmi beş senede yapılan tüm yatırımları, hizmetleri bir kalemde siler atar, görmezden gelir.
Kimsenin gözünün yaşına bakmaz.
Bu asil millet, asil ruh taşıyanlarla yola devam etmek ister ve istiyor da.
Çalanlarla, çırpanlarla, fırsatı değerlendirenlerle, soyguncularla, hırsızlarla, rant peşinde koşanlarla, ihalecilerle ve bunları yaparken de AK partiyi, Erdoğan’ın adını, makamını kullananlarla yola devam edilemez.
Edilmemelide.
Yoksa bu gidişle AK parti kısa bir zaman içinde tıpkı merhum Özal’ın partisi Anap gibi olur.
Şu anda da tüm il ve ilçelerde partinin içinde varsa yanlışı olanlar temizlenmeli.
Aslında en iyisi ne biliyor musunuz?
Erdoğan’ın yerinde olsam hemen AK partiyi kapatır, yeni bir parti kurar, yoluma tertemiz ve gerçek anlamda vatan, millet, bayrak sevdasında ve gerçek anlamda millete hizmetkâr olacak isimlerle daha da güçlenmiş olarak yoluma devam ederim.
Benden söylemesi.