PKK silah bırakmamak için her yolu deniyor.
Nazlanıyor.
Bahane arıyor.
Terörden vazgeçmek istemiyor.
Her hafta bir istekte bulunuyor.
Evvelsigün bir açıklama ile bu kez de:
"Öcalan aramızda olmadan, toplantıya başkanlık etmeden bir karar almayız" dediler.
Açık açık:
"Öcalan serbest bırakılmadan barış olmaz" diyemiyorlar.
Niyetleri belli.
Kandil barış istemiyor.
Terör yanlıları Öcalan'ı kullanıyor.
Onu dinlemiyorlar.
Kandil daha ön safta.
Silahlar hâlâ elde.
Eller hâlâ tetikte.
Partileri istedikleri kadar İmralı'ya gitsin gelsinler.
Bu güne kadar gidip geldiler ne oldu ki?
Sonuçta ne değişti?
Ne değişiyor?
Kocaman bir hiç.
Öcalan başka havada Kandil başka havada.
Yanlış mı söylüyorum?
Madem barış olacak neden hâlâ silah bırakmamakta direniyor örgüt?
Neden terör örgütü kurucusunun başını dinlemiyorlar?
Neden İmralı'yı hesaba katmıyor onun ismi üzerinden diretme ve direnme gösteriyorlar?
Alıştıkları yönteme, teröre devam etmek istedikleri açık.
Demek ki Kürdistan hayalleri bitmiş değil.
Demek ki destekçileri İsrail el altından bunları barış yapmamaları için tehdit ediyor.
Bu açık ve net.
Çünkü bölgeyi kendi amaçları doğrultusunda dizayn etme projelerini Türkiye'nin, Erdoğan'ın bozmasına rıza göstermiyorlar.
PKK yalnız değil.
Ahtapot başı, kollarının kendi başlarına hareket etmesini istemiyor.
O nedenle İmralı başka, eli silahlı elemanlar başka destekçileri başka Türkiye başka isteklerde.
Sonuç olarak, dağlarda terör estirmeye alışık olanlar ovada silahsız dolaşmaya gönülleri razı değil.
O zaman Türkiye'nin sabrı tükendiğin de ki bu çok yakın, bu ipe un sermeleri görecek ve o azim ve güçlü kararlılıkla o un serilen ip'i kökünden kesecek, ahtapotun başını ezecektir demektir.