Geçtiğimiz günlerde Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ile birlikte Van, Bitlis ve Ahlat’ı kapsayan son derece ilham verici bir ziyarette buluştuk. Kadim coğrafyamızın tarihi dokusuyla doğanın eşsiz güzelliklerinin buluştuğu bu topraklarda, geleceğimize bırakacağımız en kıymetli mirası bir kez daha yerinde tecrübe ettik.
Ahlat’ta çektirdiğimiz o kare, sadece bir ziyaret hatırası değil; daha temiz, daha yaşanabilir bir dünya için atılan kararlı adımların bir simgesiydi.
Sayın Emine Erdoğan’ın onursal başkanlığını yaptığı ve büyük bir hassasiyetle topluma emanet ettiği Sıfır Atık Vakfı, bugün Anadolu’nun dört bir yanında meyvelerini veriyor. Sıfır Atık hareketi, artık sadece bir çevre projesi olmaktan çıkıp küresel bir farkındalık ve yaşam kültürüne dönüşmüş durumda. Tarihin ve doğanın kalbi Ahlat’tan yükselen bu çevre bilinci, yarınlarımıza olan sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlatıyor.

“Geçmişin Emanetine Sahip Çıkmadan Gelecek İnşa Edilemez”
Buluşmada değerlendirmelerde bulunan Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise konuşmasında oldukça dikkat çekici bir mesaj verdi: “Geçmişin emanetine sahip çıkmadan, geleceği inşa edemeyiz.” Van Gölü Havzası’ndan Ahlat’ın tarihi mirasına kadar uzanan bu coğrafyayı sıfır atık anlayışıyla korumanın, aslında geçmişimize olan saygımızın ve yarınlarımıza olan borcumuzun bir gereği olduğunu ifade etti. Ağırbaş, Sıfır Atık vizyonunun sadece atıkları dönüştürmekten ibaret olmadığını; toprağı, suyu ve tarihi aynı potada koruyan ortak bir kültür inşa ettiğini vurguladı.

Ortak Akıl ve Sorumluluk Bilinci ve Yeşil Vatan vurgusu
Ziyaretimizin en kıymetli duraklarından biri de Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı’nın da katılımıyla gerçekleşen bu buluşma oldu.
Sıfır atık ve çevre bilincinin yalnızca kurumsal bir hedef değil, toprağımızdan suyumuza kadar uzanan toplumsal bir sorumluluk olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bakanımızın her zaman vurguladığı yeşil vatan burada bir kez daha öne çıktı. Van’ın ağaçlandırılması için çalışmalarında devam ettiğini söyledi. Ayrıca Van Gölü’nün de su azalmasının olmaması da sevindirici bir açıklamasıydı.

Tarihin Ve Taşların Konuştuğu Yer: Kadim Ahlat
Ziyaretimizin Ahlat ayağı, sadece bir coğrafyayı değil, doğrudan tarihin ve medeniyetimizin köklerini ziyaret etmek gibiydi. Türk-İslam tarihinin tapu senedi niteliğindeki Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı’nı gezerken, devasa abidevi mezar taşlarının arasında adeta zaman durdu. Her biri insan boyunu aşan, üzerindeki motifler ve hat sanatıyla taş işçiliğinin zirvesini sunan bu mezar taşları, Anadolu’daki varlığımızın ve köklü kültürümüzün en somut tanıkları. Kubbet-ül İslam unvanına sahip bu kadim şehirde bulunmak, geçmişten bugüne uzanan o büyük mirasın sorumluluğunu ve toprağımıza sahip çıkmanın ne kadar hayati olduğunu bizlere bir kez daha derinden hissettirdi.
Van Gölü’nün Mavi Macerası: Bitlis ve Adilcevaz
Bitlis, tarihi dokusunun yanı sıra sıra dışı coğrafi güzellikleriyle de insanı büyüleyen mücevher bir şehrimiz. Özellikle Van Gölü’nün masmavi kıyısına kurulan Adilcevaz, gölün durgun suları ile Süphan Dağı’nın heybetli gölgesinin birleştiği adeta cennetten bir köşe. Göl kenarındaki muazzam esintisi, ceviz bahçelerinin bereketi ve gökyüzünün suya yansıyan büyüleyici mavi tonları, bölgenin ne kadar bakir ve kıymetli bir doğaya sahip olduğunu fısıldıyor. Bitlis’in ve gururu olan Adilcevaz’ın bu eşsiz doğal mirasını korumak, Van Gölü Havzası’nı tertemiz yarınlara taşımak ise sadece bu bölgeye değil, tüm memlekete borcumuz.
İnsanlar burada denize (göle) giriyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının buraya bir plaj yapacağını söylediler.
Geleceğe nefes olan, doğayı korumayı bir emanet bilinciyle sürdüren bu vizyonun izini sürmeye ve Anadolu’nun köklü mirasını yeşil vatan düsturu ile gelecekle buluşturmaya devam edeceğiz.