Dünya tarihinin en güçlü savunma ittifakı olarak gösterilen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) 36. Liderler Zirvesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Donald Trump'ın da katılacağı zirvede 32 müttefik ülkenin lideri, yaklaşık 100 bakan, Asya-Pasifik ortakları ile İstanbul İşbirliği Girişimi ülkelerinin temsilcileri Ankara'da bir araya gelecek. Yaklaşık 3 bin yabancı basın mensubu ile binlerce konuğun takip edeceği zirve, ittifakın geleceğinin tartışıldığı kritik bir dönemde düzenlenmesi nedeniyle "tarihi zirve" olarak değerlendiriliyor.

Zirvede, savunma harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 5'ine çıkarılması hedefi, yük paylaşımı, NATO'nun yeni güvenlik konsepti olarak değerlendirilen "NATO 3.0" yaklaşımı, Avrupa güvenliğinin geleceği, hibrit tehditler ve ittifakın dönüşüm süreci ele alınacak.

Milli İstihbarat Akademisi (MİA) Doktor Öğretim Üyesi Merve Önenli Güven, İHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Ankara'daki zirvenin yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığını, aynı zamanda NATO'nun yeni güvenlik anlayışını şekillendirecek önemli bir dönüm noktası olacağını söyledi.

"TÜRKİYE NATO'NUN MERKEZ ÜLKELERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİ"

Türkiye'nin NATO'nun en önemli üyelerinden biri olduğuna dikkati çeken Güven, ülkenin yalnızca jeopolitik değil, jeostratejik konumuyla da ittifak açısından vazgeçilmez bir rol üstlendiğini belirtti.

ittifakın kuruluşundan bu yana değişen uluslararası sisteme uyum sağlayarak caydırıcılık ve dayanıklılık kavramlarını sürekli güncellediğini dile getiren Güven, "NATO çok önemli uluslararası bir örgüt. Bu örgütün içerisinde her ülke kendi ulusal çıkarları doğrultusunda bulunmakla beraber aynı zamanda ortak savunma anlayışı prensibi çerçevesinde bu uluslararası yapılanma içerisinde varlık gösteriyor" ifade etti.

NATO'nun ortak savunmanın yanı sıra üye ülkelere ortak bir kimlik de kazandırdığına işaret eden Güven, şunları kaydetti:

"7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, önemli üyelerinden biri olan Türkiye'nin hem jeopolitik hem de jeostratejik konumu açısından büyük önem taşıyor. Türkiye bugüne kadar hem bölgesel istikrarın sağlanmasında hem de ortak istihbarat paylaşımında NATO'ya önemli katkılar sundu."

Güven'e göre Türkiye, 1952 yılında ittifaka katıldığı dönemde NATO'nun güney kanadındaki bir sınır ülkesi olarak görülürken, bugün Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz ve Afrika arasında stratejik bir merkez konumuna yükseldi.

"HİBRİT TEHDİTLER NATO'NUN DÖNÜŞÜMÜNÜ ZORUNLU KILIYOR"

Güven, güvenlik ortamının yalnızca devletler arası çatışmalarla sınırlı olmadığını, hibrit tehditler, terörizm, radikalleşme ve asimetrik savaş yöntemlerinin uluslararası güvenlik mimarisini yeniden şekillendirdiğini söyledi.

Şiddetin bulunduğu her ortamda radikalleşmenin de kaçınılmaz hale geldiğini belirten Güven, terör örgütlerinin de değişen güvenlik ortamına uyum sağlayan organik yapılar haline geldiğini dile getirdi.

"Hem hibrit tehditler hem de asimetrik savaş kavramı çerçevesinde terör örgütlerinin farklılaştığını görüyoruz" diyen Güven, şöyle devam etti:

"Şiddetin gündelik hayattaki görünürlüğü çok farklı boyutlara gelebiliyor. NATO da kurulduğu yıldan itibaren olduğu gibi bugün de değişime adapte olma prensibi çerçevesinde terörizmle mücadele, şiddetle radikalleşme ve aşırıcılıkla mücadele konularında yeni politikalar üretmek zorunda."

Ortak savunma anlayışının artık yalnızca klasik askeri tehditlere karşı değil, hibrit güvenlik risklerine karşı da şekillendiğini belirten Güven, "Artık geleneksel yaklaşımlardan daha farklı yaklaşımlara geçiyoruz. NATO değişen süreçlere adapte olabilen önemli bir uluslararası yapılanma" ifadelerini kullandı.

ANKARA ZİRVESİ'NDE NATO 3.0 VE YÜZDE 5 HEDEFİ ÖNE ÇIKACAK

Ankara'daki zirvenin ana gündem maddeleri arasında, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin "delivery summit" olarak tanımladığı yük paylaşımı konusu bulunuyor. Bu kapsamda müttefiklerin, 2025 Lahey Zirvesi'nde kararlaştırılan Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 5'i oranındaki savunma harcaması hedefine ulaşmak için attıkları adımları açıklamaları bekleniyor. Savunma harcamalarının yüzde 3,5'inin doğrudan savunmaya, yüzde 1,5'inin ise savunmayla bağlantılı altyapı ve güvenlik yatırımlarına ayrılması öngörülüyor.

Emine Erdoğan, lider eşlerini ağırlayacak
Emine Erdoğan, lider eşlerini ağırlayacak
İçeriği Görüntüle

Zirvede ayrıca, Avrupa'nın savunma kapasitesini artırmayı, savunma sanayisini güçlendirmeyi ve yeni nesil tehditlere karşı daha dirençli bir ittifak oluşturmayı hedefleyen "NATO 3.0" yaklaşımının da kapsamlı şekilde ele alınması bekleniyor. Türkiye, hem yüzde 5 hedefini hem de NATO 3.0 vizyonunu destekleyen ülkeler arasında yer alırken, yerli ve milli savunma sanayisinde son yıllarda elde ettiği kabiliyetlerle ittifakın caydırıcılığına önemli katkı sunuyor.

TÜRKİYE'NİN ÖNCELİĞİ: İTTİFAK İÇİNDEKİ KISITLAMALARIN KALDIRILMASI

Ankara'nın zirvede gündeme getirmesi beklenen başlıklardan biri de müttefikler arasındaki savunma sanayi kısıtlamaları olacak. Türkiye, bir NATO üyesinin başka bir NATO üyesine uyguladığı yaptırım ve ihracat kısıtlamalarının ittifakın bütünlüğüne zarar verdiğini savunuyor.

Bu kapsamda geçmişte uygulanan çeşitli savunma sanayi ambargoları ile ABD'nin CAATSA yaptırımlarının yanı sıra Avrupa'da NATO üyesi ancak Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelere yönelik ayrımcı uygulamaların da Ankara'nın gündeminde yer alması bekleniyor. Uzmanlara göre, ittifakın yeni güvenlik mimarisinin şekilleneceği Ankara Zirvesi, yalnızca NATO'nun geleceği açısından değil, Türkiye'nin uluslararası güvenlik diplomasisindeki ağırlığını göstermesi bakımından da kritik önem taşıyor.

Kaynak: İHA