Türk Medeni Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca eşler arasında aksine bir sözleşme yapılmadığı sürece "edinilmiş mallara katılma rejimi" geçerlidir. Bu rehberde mal rejimi davasının temel unsurlarını kısaca ele alacağız.
Davanın Hukuki Niteliği ve Sonuçları
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre mal rejimi davası bir alacak davası niteliğindedir; tasfiye alacaklısı kural olarak ayni hak (mülkiyet) talebinde bulunamaz. Boşanma davasının fer'i niteliğinde değildir; ayrı bir dava olarak yürütülür. Dava sonucunda üç temel alacak kalemi talep edilebilir: katılma alacağı (01.01.2002 sonrası edinilmiş mallar için artık değerin yarısı), katkı payı alacağı (01.01.2002 öncesi mal ayrılığı dönemi için) ve TMK m. 227 uyarınca değer artış payı alacağı (bir eşin diğerine ait malın edinilmesine veya iyileştirilmesine yaptığı karşılıksız katkı için).
Bekletici Mesele Uygulaması
Mal rejimi davasının en kritik özelliklerinden biri, boşanma davasının "bekletici mesele" yapılmasıdır. TMK m. 225/son uyarınca mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer; ancak tasfiye davası ancak boşanma kesinleştikten sonra karara bağlanabilir. Dava, belirsiz alacak davası olarak açılabilir ve yargılama sırasında bilirkişi raporu ile kesin miktar belirlenir.
Mal Rejimi Davası Ne Kadar Sürer?
Kesin bir süre vermek mümkün değildir. Akademik literatürde boşanma ve mal rejimi davalarının birlikte ortalama 3-5 yıl sürdüğü; karmaşık davalarda bu sürenin 10-15 yıla uzayabildiği belirtilmektedir. Süreyi etkileyen başlıca faktörler şunlardır: boşanma davasının süresi, tasfiyeye konu mal sayısı, şirket değerlemesi gibi değerleme güçlükleri, tarafların tutumu ile istinaf ve temyiz süreçleri.
10 Yıllık Zamanaşımı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.04.2013 tarihli kararı ile uzun süredir devam eden tartışma sona ermiştir. Buna göre TMK'da mal rejimi tasfiyesi için özel bir zamanaşımı süresi düzenlenmediğinden, TMK m. 5 yollamasıyla TBK m. 146 uygulanır ve zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. TBK m. 153/3 uyarınca evlilik devam ettiği sürece eşler arasında zamanaşımı işlemez, başlamışsa durur.
Davanın Reddi Halleri ve Üçüncü Kişiler
Mal rejimi davası şu hallerde reddedilebilir: boşanma davasının reddi, davalı tarafça süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'i, usuli eksiklikler ve anlaşmalı boşanma protokolünde açık feragat. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, protokoldeki "tüm haklarımı aldım" gibi genel ifadelerin mal rejimi alacağından feragat anlamına gelmediğini kabul etmektedir. Üçüncü kişilere karşı TMK m. 241 kapsamındaki davalarda ise hakkın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her halde mal rejiminin sona ermesinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanır.
Değerleme ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre tasfiye konusu malın karar tarihine en yakın sürüm (rayiç) değeri esas alınır; bu nedenle uzun süren davalarda malların değeri yeniden tespit ettirilmelidir.
Sonuç
Mal rejimi davası, boşanma sürecinin en karmaşık ve uzun soluklu aşamalarından biridir. 10 yıllık zamanaşımı dava açma konusunda geniş zaman tanımakla birlikte, üçüncü kişilere karşı 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmemesi kritik önem taşır. Mal kaçırma şüphesi varsa üçüncü kişilere karşı dava süresi içinde açılmalı, anlaşmalı boşanma protokolüne mal rejimi hükümleri açıkça yazılmalıdır.
Bu makale Avukat Emre SOBAY tarafından yazılmıştır. Daha uzun versiyonuna buradan ulaşılabilirsiniz.




