Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada tanık sıfatıyla dinlenen doktor Nurettin Demirkol'a, olay günü yaşananlar ve daha önce tutanaklara geçen beyanları ayrıntılı şekilde soruldu.
Demirkol, Denizolgun'u birkaç kez muayene ettiğini ancak kamuoyunda ileri sürüldüğü gibi özel doktoru olmadığını söyledi.
Demirkol, "Benim maktulün özel doktoru olduğuma dair iddialar doğru değildir. Sadece Hisar Hastanesine geldiğinde birkaç kez kendisini muayene ettim" ifadelerini kullandı.
Ancak soruşturma evrakında yer alan olay gecesine ait 155 görüşme kaydında Demirkol'un kendisini tanıttıktan sonra Denizolgun için "Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş" dediği görüldü.

"ŞÜPHELİ DEĞERLENDİRMESİ YAPMADIM" DEDİ
Demirkol'a savcılık ifadesinde, ölümün kendisi tarafından şüpheli olarak değerlendirildiğine yönelik beyanlar da soruldu.
Demirkol bu soruya, "Ben olay yerine gittiğimde sadece şahsın vefat ettiğini söyledim. Şüpheli gibi bir değerlendirme yapmadım" yanıtını verdi.
Ancak dosyadaki 155 kayıtlarında Demirkol'un olay gecesi saat 00.33'te yaptığı görüşmede farklı ifadeler kullandığı görüldü.
155 görevlisinin, "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna Demirkol'un, "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik şüpheli ani bir ölüm" yanıtını verdiği kayıtlara yansıdı.
Demirkol'un saat 00.29'daki ilk görüşmesinde de ölüm nedeninin belli olmadığını belirterek, "Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki, muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin, savcının görmesi gerekiyor" dediği görüldü.
YÜZÜNDE KAN OLUP OLMADIĞI DA SORULDU
Savcılık ifadesinde Demirkol'a Denizolgun'un bulunduğu durum ve vücudunda herhangi bir darp izi görüp görmediği de soruldu.
Demirkol, çiftliğe gittiğinde Denizolgun'u üçlü koltuğa benzer bir çekyat üzerinde, oturur vaziyetten biraz kaymış ve yarı yatar halde gördüğünü anlattı.
Denizolgun'da ölü katılığının başladığını söyleyen Demirkol, "Darp edilmesine ilişkin bir morluk ve vücudunda herhangi bir çizik görmedim. Yüzünde ve vücudunun hiçbir yerinde kan görmedim" dedi.
Bunun üzerine Demirkol'a ölü muayene tutanağındaki, Denizolgun'un ağzından kan sızdığına ilişkin önceki beyanı hatırlatıldı.

"KOYU RENKLİ SIVIYI KAN OLARAK DEĞERLENDİRMİŞ OLABİLİRİM"
Önceki tutanak ile son ifadesi arasındaki farklılık sorulan Demirkol, olay günü gördüğü sıvıyı yanlış değerlendirmiş olabileceğini belirtti.
Demirkol, "Olay günü ölüm nedeniyle mideden gelen koyu renkli sıvıyı kan olarak değerlendirmiş olabilirim. Ben Adli Tıp uzmanı değilim. Olay günü bize verilen evrakı olduğu şekliyle imzaladım. Tutanaklara yanlış geçmiş olabilir. Maktulün yüzünde kesinlikle kan yoktu" ifadelerini kullandı.
Savcılık tarafından otopsi görüntülerinde Denizolgun'un yüzünde kan bulunduğuna ilişkin görüntüler olduğu belirtilerek konu yeniden sorulduğunda ise Demirkol, "Maktulün yüzünde kesinlikle kan yoktu" şeklindeki beyanını yineledi.
"POLİSLER GELDİĞİNDE DE KOLTUKTAYDI"
Demirkol'a, Denizolgun'un yerde yatar vaziyette bulunduğuna ilişkin diğer beyanlar da soruldu.
Demirkol, "Ben gittiğimde maktul koltukta oturur vaziyetteydi. Polisler geldiğinde de aynı yerdeydi. Daha sonra polisler maktulü yere indirdi" dedi.
Olay yerine geldiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu hatırladığını söyleyen Demirkol; Ahmet Gökçen, Ahmet Yum ve Alihan Kuriş'in olay yerine gelip gelmediğini ise hatırlamadığını ifade etti.
"YAKLAŞIK 1 SAAT SONRA POLİS GELDİ"
Demirkol'a ayrıca ölümün yetkililere yaklaşık 8 saat boyunca bildirilmediğine yönelik iddialar soruldu.
Olay yerine saat kaçta gittiğini hatırlamadığını belirten Demirkol, "Ancak gittikten yaklaşık 1 saat sonra polis ekipleri olay yerine geldiler" dedi.
Demirkol, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği gerekçesiyle kendisini kimin aradığını, çiftliğin konumunun kim tarafından gönderildiğini ve bazı kişilerin olay yerine gelip gelmediğini hatırlamadığını da beyan etti.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürüttüğü soruşturma devam ediyor.




