Eğitim bilimlerinde "tersine sosyalleşme" olarak tanımlanan bu süreçte çocuklar, okulda edindikleri çevre alışkanlıklarını aile yaşamına taşıyarak ebeveynlerinin günlük davranışlarını da etkiliyor.
Çevre eğitiminin en önemli başarısı ise bilginin davranışa dönüşmesi ve günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelmesi olarak değerlendiriliyor.

UNESCO'nun sürdürülebilir kalkınma eğitimi yaklaşımıyla uyumlu uluslararası çevre eğitim standartlarını okullara taşıyan Eko-Okullar Programı, Türkiye'nin dört bir yanında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ve özel okullarda her geçen yıl daha fazla öğrenciye ulaşıyor.
Dünyanın 85 ülkesinde uygulanan ve Türkiye'de TÜRÇEV koordinasyonunda yürütülen program kapsamında ‘Yeşil Bayrak’ taşıyan okulların sayısı artıyor.

Bugün, 56 ilde 1.254 okulun yer aldığı programda Uluslararası Yeşil Bayrak sahibi okul sayısı 937'ye yükseldi.
Programın en dikkat çekici sonucu ise çevre bilincinin okul duvarlarını aşarak çocuklar aracılığıyla günlük yaşama taşınması oldu.
"TERSİNE SOSYALLEŞME"
Uzmanlara göre çocuklar artık çevre konusunda yalnızca öğrenen değil, ailelerinin davranışlarını değiştiren bireyler haline geliyor.
Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Leyla Yılmaz Fındık, çocukların okulda edindikleri bilgi ve alışkanlıkları aile yaşamına taşımasının eğitim bilimlerinde "tersine sosyalleşme" olarak tanımlanan önemli bir sürece işaret ettiğini söyledi.
Geleneksel olarak çocukları eğiten tarafın ebeveynler olarak görüldüğünü belirten Fındık, çevre, geri dönüşüm, su tasarrufu ve tüketim alışkanlıkları gibi alanlarda çocukların da ailelerinin davranışlarını değiştirebildiğini ifade etti.
Çevre eğitiminin başarısının yalnızca bilgi aktarımıyla değil, davranış değişikliğiyle ölçülebileceğini vurgulayan Fındık, çocuklar aracılığıyla gelişen çevre bilincinin önce ailelere, ardından topluma yayıldığını kaydetti.
Kalıcı değişimin ancak günlük yaşam alışkanlıklarına yansıdığı zaman mümkün olduğunu belirten Fındık, bu yönüyle çocukların çevresel dönüşümün en önemli aktörlerinden biri haline geldiğini söyledi.

YEŞİL BAYRAĞIN EN BÜYÜK KAZANIMI SINIFLARIN DIŞINA TAŞTI
Eko-Okullar Programı, çevre bilincini okuldan aileye, aileden topluma taşıyan kalıcı bir dönüşüm modeli sunuyor.
TÜRÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Abdulkadir Ateş, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki resmî ve özel okullarda uygulanan Uluslararası Eko-Okullar Programı'nın yalnızca öğrencilerde çevre bilinci oluşturmakla kalmadığını, bu bilinci çocuklar aracılığıyla ailelere ve topluma taşıyan güçlü bir dönüşüm modeli ortaya koyduğunu belirtti.
Ateş, yaklaşık 30 yıldır Türkiye'de uygulanan Eko-Okullar Programı'nın bugün Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle 1.254 okulda yürütüldüğünü, bunlardan yaklaşık 970'inin Yeşil Bayrak taşımaya hak kazandığını belirtti. Programın yalnızca Türkiye'de değil, dünyanın 85 ülkesinde Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) koordinasyonunda uygulandığını ifade eden Ateş, Türkiye'nin çevre eğitimi alanında dünyada önde gelen ülkelerden biri olduğunu söyledi.
Danimarka merkezli Uluslararası Çevre Eğitim Vakfının (FEE) Türkiye koordinatörlüğünü yürüttükleri programın en önemli kazanımının davranış değişikliğinin okul sınırlarını aşması olduğunu vurgulayan Ateş, öğrencilerin okulda edindikleri çevre dostu alışkanlıkları ev yaşamına taşımasının sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkı sunduğunu ifade etti.

Çevre bilincinin ancak günlük yaşamın bir parçası haline geldiğinde kalıcı sonuçlar doğurduğunu belirten Ateş, Eko-Okullar Programı'nın öğrencileri çevre konusunda bilinçlendirmekle yetinmediğini, ailelerin yaşam alışkanlıklarını da olumlu yönde etkileyen bir dönüşüm süreci oluşturduğunu söyledi.
Ateş, UNESCO, Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından desteklenen Eko-Okullar Programı'nın, UNESCO'nun çevre eğitimi alanında geliştirdiği sürdürülebilir kalkınma odaklı müfredat anlayışıyla uyumlu şekilde yürütüldüğünü belirtti. Türkiye'de bu yaklaşımın başarıyla uygulanması için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Ateş, program kapsamında öğrencilerin yalnızca bilgi edinmediğini; okul dışında çevreyi gözlemleyen, karşılaştıkları güzellikleri ve çevre sorunlarını değerlendirerek bunları eyleme dönüştürebilen ve bu bilinci günlük yaşamına taşıyan bireyler olarak yetiştirildiğini kaydetti.
Ateş, çevre eğitiminin kalıcı olabilmesi için erken yaşlarda başlamasının büyük önem taşıdığını belirterek Eko-Okullar Programı'nın Türkiye'de 3 yaşından başlayarak çocuklara çevre bilinci kazandırmayı hedeflediğini ifade etti.





