Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Dünya Çiftçiler Günü Programı"nda konuştu.
Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:
"Üretim ve bereketin havasını soluduğumuz bu kıymetli buluşmada emeği geçen Tarım Bakanlığımıza yürekten teşekkürlerimi iletiyorum. Sizlerin şahsında 81 ilimizin tamamında toprağını alın teriyle sulayan, mahsulünü emeğiyle harmanlayan, üretimiyle Türkiye'nin gücüne güç, sofrasına bereket katan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü şimdiden tebrik ediyorum.
Soframıza gelen her üründe sizlerin halis niyeti, tertemiz emeği, samimi gayreti var. Aynı şekilde Türkiye'de vesayet zincirleri kırıldıysa, demokrasimiz daha da güçlü bir yapıya kavuştuysa bunda sizlerin hayır duası ve desteği var, 15 Temmuz ihanetinin bozguna uğratılmasında sizlerin çok büyük rolü var. 15 Temmuz gecesi traktör lastiklerini ateşe veren, sokaklara, caddelere, meydanlara akın eden, milli iradeyi canı pahasına müdafaa eden tüm çiftçilerimize bugün bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.
Göreve geldiğimiz 2002 yılından bu yana toprağımızın ve onu alın teriyle işleyen çiftçilerimizin adeta üzerine titriyoruz. Geçtiğimiz yıl doğrudan destek, kredi desteği, yatırım ödeneği, müdahale alımları ve ihracat desteklerine dair toplam 706 milyar lira destek verdik. Bu yıl için bu rakamı tam 939 milyar liraya çıkardık.
Şu gerçeği artık herkes kabul ediyor. Su stresi ve iklim krizinin yanı sıra son dönemde patlak veren salgın, sıcak savaş ve çatışmalarda gıda arz güvenliğinin önemini tescillemiştir. Son dönemde gıda milliyetçiliği denilen kavramın küresel ölçekte yaygınlık kazandığını görüyoruz. Türkiye olarak hamdolsun tüm bunlara karşı tedbirlerimizi önceden aldık. 'Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır' diyerek planlamamızı bu gerçeklere göre yaptık. Bir taraftan dengeli dış politikamızla etrafımızı saran ateş çemberinden ülkemizi ve milletimizi korurken diğer taraftan 86 milyon vatandaşımızın gıda emniyetini sorunsuz şekilde sağlamayı başardık.
İran'ı ve Körfez'deki kardeş ülkeleri derinden sarsan çatışmaların tarımsal üretimimizin etkilenmemesi için ilk günden beri teyakkuz halindeyiz. Tarımda gübre ve gübre ham madde tedariklerini zaten yapmıştık. Gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Ayrıca gümrük vergisinin sıfıra indirilmesinden, ihracatın durdurulmasına kadar ilave bir dizi tedbiri de hayata geçirdik. Tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda hiçbir sorunumuz yoktur. Gübrede ise artık güzlük ekilişler için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Cennet vatanımızda şu anda 206 çeşit tarım mahsulü yetişiyor. Bunların bir çoğunda kendimize yeter durumdayız.
Bakınız şu rakamları biz değil, uluslararası kuruluşlar söylüyor. Sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulündeyse ilk üçteyiz. Çiğ sütte, sığır etinde, tavuk etinde, yumurtada aynı şekilde dünyada ve Avrupa'da ilk sıralardayız. Bal üretiminde Avrupa'da lider, su ürünleri yetiştiriciliğinde ikinci sıradayız. Tohumculukta dünyada ilk 10 ülke arasındayız. Dünyanın tam 117 ülkesine tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz. Çok şükür bu yılın başından itibaren yağışlar iyi seyrediyor.
Barajlarımız doluyor. Sulama konusunda da herhangi bir sıkıntımız bulunmuyor. Zirai don ve kuraklık hadiseleri sebebiyle bir önceki sene düşüş yaşayan bitkisel üretimimiz bu yıl inşallah yeniden yükselişe geçecek. Hububat gibi stratejik ürünler başta olmak üzere birçok üründe inşallah bu yıl çok bereketli bir yıl olacak.
Kırsal kalkınma sadece tarım değil, kalkınma politikamızın da temellini teşkil ediyor. Bu alandaki önceliğimiz bilhassa gençler ve kadınların kırsal kalkınmanın ana aktörü haline gelmesidir. Amaç özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, aile işletmelerimizi güçlendirmek, kadın ve gençlerimizin hayvancılıkta daha fazla yer almalarını sağlamak üzerinde özellikle durduğumuz hedeflerdir.
Kırsalda bereket, hayvancılığa destek ve kırsalda bereket, küçük başa destek projelerimiz, üreticilerimiz nezdinde büyük rağbet gördü. Vatandaşlarımızın düşük maliyet ve uygun kredilerle hayvan temin ettiği bir yıllık bakım ve besleme giderleriyle sigorta primlerinin devlet tarafından karşılandığı bu destek programlarını sürekli hale getireceğiz. Büyükbaş destek programımız meyvelerini vermeye başladı. Hamdolsun buzağılar doğuyor, sürüler büyüyor. Üretim güçleniyor. Küçükbaş destek programımızda ise başvurular tamamlandı. Hak sahiplerine ilk hayvan teslimatını önümüzdeki ay yapacağız.
Diğer yandan kırsal kalkınma yatırımları programına ayırdığımız tam 10 milyar liralık bütçenin de yüzde yirmisini yine gençlere ve kadınlara yüzde otuzunu da aile işletmelerimize tahsis ettik. Bu sene hem hibe desteği oranımızı hem de destek alacak proje limit tutarını artırdık. Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın %50 ile %70'i arasındaki kısmını hibe edeceğiz. Başvurular 12 Haziran'a kadar devam edecek. Gençlerimizi, hanım üreticilerimizi, tarımla iştigal eden tüm vatandaşlarımı bu avantajlı programdan faydalanmaya davet ediyorum.
Tarımda hangi ürünün nerede ekileceğini belirlediğimiz devrim niteliğindeki üretim planlamasında iki yılı geride bıraktık. Hayvancılıkta da besi, süt ve kanatlı üretim bölgelerini tespit ederek buralara yapılacak yatırımlara ekstra teşvikler sağlıyoruz. Başta üretim planlaması olmak üzere hayata geçirdiğimiz uygulamalar sayesinde hamdolsun halihazırda gıda arz güvenliği sorunumuz yoktur. Ancak hem bu çalışmaların sürdürülmesi hem de gelecekte gıda sorunu yaşanmaması için yeni düzenlemeleri ve destek mekanizmalarını da hayata geçiriyoruz.
Bu vesileyle kırsal kalkınmada yeni bir hamle olarak gördüğümüz projemizi sizlerle ve milletimizle paylaşmak istiyorum. Tarımda planlamanın İkinci safhasına geçiyoruz. Yeni aşamada artık tarımsal yatırımları da planlayacağız. Tarım sektörünün ana damarı olan siz kıymetli çiftçilerimizin emeğinin zayi olmayacağı, pazarlama sorunu yaşamayacağı ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemi inşallah hayata geçiriyoruz.
Bakanlığımız aracılığıyla Dünya Bankası tarafından sağlanacak kaynakla uygulanacak. Türkiye tarım gıda sektörünün istihdam ve kırsal refah için dönüşüm projesini bu yıl içinde başlatıyoruz. Projeyle tarım ve gıda alanına yatırım yapmak isteyen girişimcilerin erişimini kolaylaştıracağız. Yatırım tutarının yüzde seksenine kadar geri ödemeli finansman ve kredi garanti sistemi destekleri sağlayacağız. İşletmelerimize 24 ay geri ödemesiz 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar finansman imkanı sağlayacağız.
Finansman desteği tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ve makine ekipman yatırımlarına verilecek. 10 yıl boyunca planladığımız 5,3 milyar dolarlık bu finansman paketinin ilk 750 milyon dolarını 2026 yılı içinde girişimlerimizin kullanımına açıyoruz. Yine bu proje kapsamında kredi garanti fonunun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız."




