Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Programı'nda Genel Kurul'a katıldı.
Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
"Aziz milletim, sayın başkan, değerleri milletvekilleri TBMM'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılını kutluyor; sizleri sevgiyle selamlıyorum. Yeni yasama yılının ülkemiz, milletimiz, meclisimiz, demokrasimiz, gönül coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizlerin şahsında mensubu ve hizmetkarı olmakta şeref duyduğum aziz milletimin her bir ferdine en doğusundan en batısına cennet vatanımızın 7 bölgesinde 81 ilinde 922 ilçesinde yaşayan tüm vatandaşlarıma buradan selamlarımı sevgilerimi gönderiyorum.
"2 KEZ GAZİLİKLE MÜŞERREF OLAN TEK MECLİS"
Sözlerimin hemen başında şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Bu meclis milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı milli mücadeleyi başarıyla sevk ve idare etmiştir. 80 kilometre öteden top sesleri gelirken bile yüce meclis çalışmasını sürdürmüş milletimizin tevdi ettiği meşaleyi şanla şerefle taşımaya devam etmiştir.
Meclisimizin bu mücadelesi müstevlilerin, işgalcilerin ve emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olmuştur.
"FAALİYETLER SAYGIN BİR YAKLAŞIMLA YÜRÜTÜLDÜ"
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi'niz dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biridir. 1 Ekim 2025'te başlayıp 10 Ağustos 2026'ya kadar devam eden 4. yasama yılında da meclisimiz önemli kararların alındığı yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdi. Hem genel kurulda hem de komisyonlarda ülkemizin, milletimizin ve bölgemizin geleceğine yön verecek hayati kanunlar, kritik meseleler müzakere edilir. Yasama faaliyetleri demokratik bir olgunlukla icra edilirken parlamenter diplomasisi ise gerek ev sahibi olduğumuz uluslararası toplantılarda gerekse yurt dışı ziyaretlerde profesyonel ve saygın bir yaklaşımla yürütüldü. Bu anlamda siyasi partiyi ayırt etmeksizin gazi meclisimizdeki tüm milletvekillerine çabaları, gayretleri, fedakarlıkları için teşekkür ediyorum.
Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'u ve Başkanlık Divanımızın muhterem üyelerini aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum. Meclisimizin farklı birimlerinde görev yapan idareci ve çalışanlarımıza 10 ay 10 gün boyunca ortaya koydukları hummalı ve özverili çalışmalar için şükranlarımı iletiyorum. Bugün itibariyle başlayan yeni yasama yılının da fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce fakat karşılıklı saygı ve nezaket kuralları dahilinde dile getirileceği tartışmalar çözülecek.
"VAZİFEMİZ, AZİZ MİLLETİMİZE LAYIK HİZMET ETMEKTİR"
Biz iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz. Milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır. Yeni yasama yılında bunun yüksek hassasiyeti içinde olacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri burada bir hususu öncelikle dikkatlerinize getirmek istedim. Siyasetçiler olarak birinci vazifemiz, emanetini taşıdığımız aziz milletimize layık hizmet etmektir. Şahsım dahil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz. Bir ay sonra 24. yıl dönümüne kavuşacağımız iktidarlarımız boyunca kesintisiz biçimde istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde biz hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk.
"HER ALANDA ÇOK ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK"
Ekonomiden demokrasiye, iç siyasetten dış politikaya, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan şehirleşmeye, enerjiden tarıma kadar ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık. Bakınız, insanımızın kalbinde onulmaz yaralar açan 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçti. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin acısı hala içimizi yakıyor olsa da bugün 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz. Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk. Asrın inşasını tamamladık.
Toplam 445 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık. Ekonomide bölgemizde ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye'yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardık. Füzelerin havada uçuştuğu sıkıntılı bir dönemde tek bir vatandaşımızın dahi kılına zarar getirtmedik. 2026'nın ilk yarısında Türkiye yıllık yüzde iki buçuk büyüdü.
Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız Ağustos ayında yıllık 280,3milyar dolarla rekor kırdı. Geçen sene yaşanan zirai don ve kuraklığın ardından tarımımız hızlı bir toparlanma kaydetti. Turizmde çevremizdeki çatışmalara rağmen güçlü seyrimizi koruduk. Yılın ilk 6 ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı. Savunma sanayinde ise iki işi birden başardık. Hem yeni ürünlerle milli savunma sanayimizi güçlendirdik, hem de bu alanda dünyaya saldırdık.
FON SORUŞTURMASI: KİMSENİN HAKKINI YEDİRMEYİZ
Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaleti gözeterek kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bugün tarihe kayıt düşmek, tarihe not düşmek adına Türkiye için vazgeçilmez olduğunu düşündüğüm bazı başlıklara kapsamlı bir şekilde değinmek arzusundayım. Günlük siyasetin gelip geçici gündemlerinden azade olarak bu iki konunun ülkemiz ve milletimiz için son derece önemli olduğuna inanıyorum. Bakınız günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında yapay kutuplaşma yer alıyor. Öncelikle şunu açık ve net ifade etmek isterim. Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesi, değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesi elbette mümkün değildir. Bu doğru da sağlıklı da değildir. Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir. Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşmuştur. Tarih içinde farklılıklar birbirine köklü bir saygı geliştirmiştir.
"TÜRK MİLLETİNİN ARTIK KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜ YOKTUR"
Çok partili demokrasiye geçişimizden itibaren, ne zaman bir atılım içinde, bir kalkınma hamlesi içinde olsak, operasyonların hedefi haline geldik. Sokaklarımız karıştırıldı. Gençlerimiz düşmanlaştırıldı. Aynı mahalleyi, aynı caddeyi, aynı binayı paylaşan komşular arasına nefret tohumları ekildi. Siyasi ve toplumsal huzurumuz suikasta uğradı. Bizimle aynı ligde olan ülkeler koşarken, biz yıllarca başta ekonomi olmak üzere, birçok alanda patinaj yaptık, oyalandık, irtifa ve ivme kaybettik.
Bütün bu gerilimlere, çatışmalara, bunların doğurduğu istikrarsızlığa bakıldığında, her seferinde Türkiye’nin kaybettiği, her seferinde milletin kayıplar verdiği, ağır bedeller ödediği çok net görülecektir.
"ÖNÜMÜZDE 2 SEÇENEK BULUNUYOR"
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, “mutabakat içinde rekabeti” esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa…
Eğer Türkiye, önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız. Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kast etmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir.
Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır.
'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' MESAJI
Değerli Milletvekilleri, “Terörsüz Türkiye” sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
"TERÖR BİTME NOKTASINA GELDİ"
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş, hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içerde yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır. Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır.




