Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulunuyor.

Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle bu kutlu çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor. Başarılarla dolu bir yasama yılı geçirmenizi Allah'tan niyaz ediyorum. Önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı yeni dönem ülkemize, milletimize, siyaset ve demokrasi hayatımıza, aynı zamanda siyasi parti grupları ile sayın milletvekillerine hayırlı olmasını temenni ediyorum.

"Parlamenter sistemin uygulandığı dönemde istikrarsız hükümetler, koalisyon kavgaları, siyasi kutuplaşma ve anlaşmazlıklar, hızlı ve etkin kararlar alınmasına mani olmuş, millet ve devlet hayatında pek çok çarpıklığı teşvik edip tetiklemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin mazisini, ruhunu ve davasını bilmek, yasama sorumluluğun mahiyetini kavrayabilmektir. Oportünist ve popülist heveslerden kurtulmak, kısır ve verimsiz siyasi tartışmalardan kaçınmak, Türk milletinin âli menfaatleri, huzur ve refah için gayret etmek, Türk devletinin bekası ve ilerlemesi için çaba göstermektir.

Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak gördük. Büyük Türk milletinin içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev adleden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir. Temel hedefimiz Türkiye'nin içinde bulunduğumuz bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır.

Kırk yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir. Terör ve silah yerine adaletin, siyasetin, demokrasinin, milli birlik ve bütünleşmenin hakim olacağı, kardeşlik ve dayanışmanın kök salacağı, İstikbalimizin yol haritasını birlikte çizeceğimiz bir zemindeyiz Milletimizin kararı nettir O da topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak Milli birlik ve bütünleşmeyi güçlendirmektir Türkiye'ye yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan terörsüz Türkiye hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine, diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin arttırılması ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesiyle, sosyoekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır.

Devlet Bahçeli: Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha aday olmalı
Devlet Bahçeli: Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha aday olmalı
İçeriği Görüntüle

7595 sayılı kanun çerçevesinde oluşturulan komisyonların çalışması, kanunun yürürlüğe gireceği şartların oluşturulması, bunların takip ve tespiti aynı zamanda da ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemelerin yapılması önümüzde duran en hayati konulardan birisi olacaktır. Bunun yanında Türkiye'nin kalkınma defterine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesi, güncel meselelerle birlikte köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle önümüzdeki meclis dönemini kısır siyasi tartışmaların ötesinde Türkiye'nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır.

FON SORUŞTURMASI ÇAĞRISI

Diğer yandan 3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmaları ile karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmemelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir. Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön koşulu da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yollaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eş güdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle dünya beşten büyüktür ve dünya bu beş devletin politik egolarına ve çıkarlarına mahkum edilemeyecektir. Türkiye, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, adalet terazisini insanlığın âli menfaatleri ölçüsünde kuran, mazlum milletlerin sığınağıdır. Nizamı alem davasıyla gittiği yerlere barış ve refah götüren huzur limanıdır. Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletler'in siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara'dır. Bu doğrultuda Türkiye Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla mesuliyet duygusuna sahip ülkülere öncülük edebilecektir. 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda, İsrail'in eli kanlı Başbakanı Netanyahu'nun, genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur.

Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan, soykırımcının insanlık ve ahlak dersi vermek küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki Hitler'in kendisini insan hakları savunucusu, Mussolini'nin kendisini özgürlük havarisi, Stalin'in ise demokrat olarak nitelendirilmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu'nun 'dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz' demesi de Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı tiran olarak nitelendirmesi de o kadar gerçekçidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Netanyahu'nun hezeyanları esasında Batı'nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının iflas yetmiş insani değerlerinin emperyalizmin aynasında yansımasıdır.

Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail'e karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır. Merhum Cahit Zarifoğlu'nun filanlarında, bir sınav kağıdı, her mümin kulun önünde dizelerini hatfen, İslam ülkelerinin kınamanın ötesinde ortak bir tavır ve irade sergilemesi kaçınılmazdır. Zira İsrail, bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdittir. İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı'nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam barış gücünün oluşturulması kaçınılmazdır.

Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı politik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilir bir ülke olarak Türkiye'yi her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır."

Muhabir: Serhat Ural