AK Parti Sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

MYK toplantısında bölgesel ve küresel gelişmelerin konuşulduğunu belirten Çelik, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın tarafından bir sunum ve değerlendirme yapıldığını söyledi.

Toplantıda, İran ve Irak'taki gelişmeleri, İsrail'in Lübnan'a, Gazze'ye ve Batı Şeria'ya dönük saldırgan politikalarını kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını aktaran Çelik, "Terörsüz Türkiye" ve terörsüz bölge konusunun da bütün boyutlarıyla değerlendirmeye devam edildiğini bildirdi.

Bütün dünyanın gözünün ABD-İran görüşmelerinde olduğunu belirten Çelik, "İslamabad'da maalesef ilk turda bu barış görüşmeleri sonuçlanamadı. Bizim buradaki tutumumuz barış görüşmelerinin devam etmesi gerektiğidir. Bunun sağlanması için ateşkes ortamının muhakkak surette korunması ve devam ettirilmesi gerekir. Bu kadar ağır bir konuda, bir turda bir sonuç alınmasını beklemek zaten doğru bir şey değil. Hürmüz Boğazı meselesi, nükleer program meselesi, birilerinin iddia ettiği nükleer silah meselesi aynı zamanda orada savaşın, saldırganlığın sonunda ortaya çıkmış insani kayıplar ve tazminatlar meselesi gibi bir sürü boyutu olan bir konu bu." değerlendirmesinde bulundu.

"GÖRÜŞMELERİN İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ TURUNUN OLMASINA TÜRKİYE KATKI VERMEYE DEVAM EDİYOR"

Çelik, ABD ve İsrail'in haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru saldırısından sonra hem bölgesel güvenlik hem küresel güvenlik açısından çok vahim sonuçlar ortaya çıktığının altını çizdi.

Buradaki tablonun sadece bölge barışını değil, bütün dünyayı etkileyeceğini daha önce de ifade ettiklerini anımsatan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Gelinen noktada artık NATO meselesi içerisinde bile çatlak olacak, Batı ittifakının içerisinde bile çatlak olacağı bir noktaya gelinmiş oldu. Tabii tüm bunlar olurken İsrail'in barışı sabote etme faaliyetleri aynen devam ediyor. Mesela Lübnan'da Litani Nehri'ne kadar olan bölgeyi insansızlaştırmaya çalışıyor, Lübnan'ı işgal etmeye çalışıyor. Gazze'yi insansızlaştırmaya çalışıyor, Batı Şeria'yı da Gazzeleştirmeye çalışıyor. Bunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bu tablodan bakıldığı zaman barışın korunması daha kıymetli, daha önemli bir durum haline gelmiştir. O yüzden barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır. Bu görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor.

"TÜRKİYE'NİN İRADESİ BARIŞTAN YANADIR"

Barış iradesi olduğu için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve soykırım şebekesinin bakanlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldırdığını anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

Bakan Fidan’dan çarpıcı İsrail açıklaması: “Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışındalar”
Bakan Fidan’dan çarpıcı İsrail açıklaması: “Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışındalar”
İçeriği Görüntüle

"Burada hakkaniyetin, hukukun etrafında durarak, bu barışın hayata geçmesi için elden gelen her şey Türkiye tarafından ortaya koyuluyor. Bu açıdan bakıldığında da Türkiye'nin muhalefet partileri dahil bir bütün olarak Netanyahu ve soykırım şebekesine karşı, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'nın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarının korunması hususunda gösterdiği birlik bütünlük takdire şayandır. Bundan da bütün siyonist emelleri olanların, emperyalist emelleri olanların, Türkiye'ye karşı husumeti olanların doğru mesajı alması gerekir.

Tabii Lübnan'ın Litani Nehri'ne kadar olan kısmının boşaltılması, 3'te birlik bir bölgenin İsrail tarafından işgal edilmesi hiçbir şekilde dikkatimizden kaçmıyor. İsrail'in tekrar Suriye'ye karşı birtakım eylemlerde bulunmak için fırsat kollaması, Gazze'deki durumun devam etmesi, Batı Şeria'daki durum ve şimdi İran'da çıkan tablo çok daha büyük bir kaosun İsrail tarafından ortaya koyulmaya çalışıldığını gösteriyor. Onun için Cumhurbaşkanı'mız Birleşmiş Milletler kürsüsünde defalarca sordu: 'İsrail'in sınırları nedir?' diye. İsrail'in buna verdiği bir cevap yok. Sınırlarını deklare etmeyen tek devlet İsrail. Niçin? Çünkü yayılmacılık ve işgalcilik devam etsin diye bunu yapıyor. Burada Türkiye'nin iradesi barıştan yanadır. Hem bölgesel barışın korunması hem küresel barışın korunması açısından Cumhurbaşkanı'mızın ortaya koyduğu dirayetli siyaset, herkes için bir pusuladır. Türkiye, bunu sonuna kadar koruyacaktır. İslamabad'daki bundan sonra ikinci, üçüncü tur olur, bu görüşmelerin yapılması gerektiğini, bu şekilde yola devam edilmesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz."

Öte yandan Fransız çimento firması Lafarge'ın terör örgütlerini Suriye'de finanse ettiğine ve hem DEAŞ'ın hem de Fransız devlet yetkililerinin gözetiminde bunun yapıldığına dair bir dava sürecinin yürütüldüğünü anımsatan Çelik, "Savcının iddianamesinde Lafarge'ın DEAŞ'a, PKK'ya destek verdiği, tüneller kazdığı, karargahlar oluşturduğu söyleniyordu. Netice itibarıyla bugün dava sonuçlandı. Lafarge mahkum edildi. Bu aslında Batılı bazı organizasyonların güya teröre karşıyız diye çok konuşan siyasetçilerin gölgesinde nasıl teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir." değerlendirmesinde bulundu.

"HİÇBİR MANA İFADE ETMEYEN, HİÇBİR ZEMİNİ OLMAYAN BİR SÖZ"

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik'e, Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba'nın Türkiye'ye yönelik diplomatik tehditleri ve sonrasındaki geri adımına ilişkin değerlendirmesi soruldu.

Uganda'daki Genelkurmay Başkanı'nın söylediklerinin manası anlaşılmadığına işaret eden Çelik, Türkiye'nin Uganda ile Uganda'nın da Türkiye ile bir sorunu olmadığını vurguladı.

Çelik, bahsi geçen kişinin başka ülkelerle ilgili de bağlamı ve zemini olmayan açıklamalar yaptığını ifade ederek, "Daha sonra bu açıklamaları düzeltmeye çalıştı. Türkiye'den Uganda'ya yönelen ses, dostluk sesidir. Türkiye'den Uganda'ya yönelen bütün duygular, kardeşlik duygularıdır oradaki Uganda halkına dönük olarak. Bu açıklama yanlış bir açıklamadır. Onun düzeltilmesi gerekir. Hiçbir mana ifade etmeyen, hiçbir zemini olmayan bir söz. Ama o şahıs bunu başkalarıyla ilgili de söyledi. Umarız ki bundan sonrasında daha dikkatli, daha sağduyulu konuşmalar yaparlar." diye konuştu.

"TÜRKİYE MACARİSTAN ARASINDAKİ İYİ İLİŞKİLERİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Macaristan'da yapılan genel seçim sonuçlarını Türkiye'nin nasıl değerlendirildiğinin sorulması üzerine Çelik, Macar halkının iradesine saygı duyduklarını dile getirdi.

Eski Başbakan Viktor Orban ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ortak çalışmaları olduğunu ve Orban'ın Türkiye'yi seven, Türkiye'ye müzahir ve yakın ilişkiler kurmak isteyen bir siyasetçi olduğunu aktaran Çelik, şunları kaydetti:

"Yeni dönemde, yeni seçilenleri Macar halkına duyduğumuz saygı gereği tebrik ediyoruz. Onlarla da Türkiye- Macaristan arasındaki gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz. Geçen gün birisi diyordu 'Niye bu mizah dergilerinin sayısı azaldı?' diye. Ben de bazı CHP'li siyasetçileri örnek göstermiştim, mizah dergileri konusundaki açığı kapatıyorlar diye. Siz sorunca şimdi aklıma geldi. Bugün birkaç tanesi Macaristan'daki seçimleri örnek göstererek, Cumhurbaşkanı'mız ile Orban arasındaki yakınlığa atıf yaparak, Türkiye'de de seçim sonuçlarının böyle olacağını söylemiş. Tabii bu kadar zeminsiz, bu kadar basiretsiz, alakasız iki ülkeyi mukayese eden, iki ülke arasında paralellikler kuran bir zihnin CHP'de olması, CHP rakibimiz olmasına rağmen biz bunu üzüntü verici buluyoruz. Bu şekilde düşünenlere de tavsiyemiz şudur: Türkiye'de sürekli olarak yanlış yapıyorlar, gaf yapıyorlar. Madem bu kadar Macaristan'daki seçimler onlar için referanstır, CHP'den ayrılıp Macaristan'da siyaset yapmaları kendileri için daha sağlıklı bir ortam oluşturabilir."

Ayrıntılar geliyor...

Muhabir: Haber Merkezi