Asistanlardan tutunda yar Doç’lara dek oradan Profesörlere dek on binlerce öğretim görevlisi var.
İlim adamlarımız var.
Bilimadamlarımız var.
Geleceğimiz olan genç nesillerimize vatanına, milletine, ailesine yardımcı olmak ve hayata atılmaları için eğitim, öğretim veriyorlar.
Bilim adamları branşlarına göre tarih, coğrafya, edebiyat, fizik, matematik, biyolog ve kimyacı vs.olabiliyorlar.
Belli bir yıl ve bilgi derecelerine göre yıldan yıla ilimlerini ilerleterek makam ve unvan sahibi oluyorlar.
Doçentliğe geçecekleri zaman karşılarına uluslararası bilimdili olarak kabul edilen İngilizce çıkıyor.
Eğer belli bir not ortalamasını geçecek kadar bir bilim adamı İngilizceyi bilmiyorsa doçent olamıyor.
Profesör hiç olamıyor.
İllede İngilizce bilmesi gerekliymiş.
Bir hocamız, diyelim ki kimya dalında oldukça başarılı.
Kendi sahasında çok üstün çalışmaları var.
Bilimsel makaleleri, araştırmaları var ve kabullenmiş, değerlendirmeye alınmış çalışmaları, belgelerive buluşları var.
Doçentliğe kadar gelmiş.
Yıllardır da bu makamda doçent olarak birçok bilimsel çalışmaya imza atmış.
Kendini sahasında kabullendirmiş.
Başarılı çalışmaları nedeniyle aranan, sorulan, bilgisine başvurulan, beğenilen bir doçent hocamız yabancı dili, diyelim ki ellinin biraz üzerinde veya atmışa yakın veya atmış puan alacak düzeyde ama bu hocamızın Profesör olması için çok daha iyi İngilizce bilmesi gerekli ve o nedenle de Profesör olamıyor.
Çünkü İngilizcesi yeterli değilmiş.
Kendi sahasında çok iyi ve başarılı olması önemli değilmiş de İngilizcesi iyi olmalıymış!
O hocamız İngilizceyi iyi derecede bilmese ne olur ki?
Her gün yurt dışına ilim için çıkacak değil ya.
Yayınlanan bilimsel makaleleri İngilizce takip etmese ne olur ki?
Bu hocamızın bilimsel çalışmaları ve makaleleri Türkçe yayınlandığında merak eden yabancı araştırmacılar onun bu makalesini kendi dillerine çevirip okuyabilirler.
Günümüz teknolojik imkânlarıyla bunu pekâlâ yapabilirler.
Zaten kendisi dalında, diyelim ki kimya dalında çok başarılı çalışmaları var ve kendini kabullendirmiş.
Ancak yabancı dili iyi derecede olmadığı için Profesörolamıyor!
Böyle bir mantık olmamalı.
Bu kabullenemez bir durum.
Madem öyle bir kriter konmuş öyleyse şöyle yapılsın.
Mesela; Bir Doç.Dr. hoca İngilizcesi Profesör unvanına uygun ise ona A grubu Profesörü unvanı verilsin.
Diğer bir Doç.Dr. hocamızın da İngilizcesi yeterli derece de iyi değil diye onun da önü kesilmemeli ve B grubu katagorisindeProfesörlük unvanını verilmeli.
Bu sorun büyük bir sıkıntıüniversitelerimizde.
Bilimsel çalışmaları takdir ediliyor ama Profesör olamıyor!
Neden diye sorulduğunda “İngilizcesi iyi değil veya yeterli puanı alamıyor” cevabı veriliyor!
Biz İngiliz sömürgesi bir devletmiyiz ki ille de Prof. olmak için İngilizce bilelim.
Uygulanan bu kriter çok büyük zarar veriyor hocalarımıza ve bunuda buradan YÖK ‘e bildirmek, duyurmak istedim.
Değerli hocalarımızın hakkı yenilmez ve çalışmalarıyla hak etikleri unvanlarına kavuşurlar.
Hükümet nasıl ki bir Yüksek Öğretim Bakanlığı kurulması çalışmaları yapıyorsa bu konuda da bir çalışma yapsa yerinde olur, diye düşünüyorum.